AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

K Ü L T Ü R
Ahlaki hezeyanın edebi hali

'Kara' ve 'aykırı' olarak da tanımlanan 'yeraltı edebiyatı' popüler damarın dışında ve muhalif olmanın yanında her türlü ahlaki-toplumsal kaygıdan azade temaları da içeriyor. Son dönemde ise ahlaki bir hezeyanı yaşıyor.

  • M.SAİD ENGİN
    Pazar değerlerine endeksli edebiyat olgusunun iplerini elinde bulunduran çevrelerin ilgisini çok fazla çekmese de 'Yeraltı Edebiyatı' bir süredir gündemde. Edebiyat ile ilgili neredeyse her konunun sadece posasına banılıp tematik değerden düşürülmüşler çöplüğüne atılmasına alışkın aynı çevrenin bunu da gelip geçen bir mevsim olarak algılayıp kenardan koklamayı tercih etmesi çok da eğreti durmuyor üzerinde. Ancak konu o kadar da basite alınacak bir hadise olmasa gerek. Meseleyi ele alanların "bizde var mı / yok mu" dar çerçevesi içerisinde bazı isimleri bu alana yakıştırmalarından ibaret fikir beyanlarının, aynı alanı imtiyazlı bir yere kondurma gayreti ile malul gizli kıskançlık belirtileri ile tenakuzu ise ayrı bir garabet. Türk yazınındaki görünmez çizgiler ve imtiyazlı çerçeveler alışkanlığının daha farklı bir versiyonu olan bu ayrımcılık da şimdilik sadece belli çevreleri küstürmenin dışında bir fonksiyon görmüyor. Neyse ki konumuz zorlama ürünü olan bu imtiyazlı kuleler değil.

    Ahlaki ve toplumsal kaygıdan azade

    Kimliklendirmenin kuşatıcılığını hayatın her alanında kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkaran modern zamanımızda edebiyatın bu tanımlamalardan azade kalması beklenemez elbette. Kuramsal açıdan henüz genel geçer kabule sahip bir kimlik oluşturup oluşturmadığı tartışmalı olan edebiyatımız sınıflandırma açısından oldukça zengin. Hatta tüm edebi kaygılardan uzak islamcı, solcu, sağcı gibi atgözlüklü değerlendirmelerin bolca kullanıldığı bir iklim hâlâ capcanlı duruyor. Dolayısıyla, tanımlama ve ayrışım için kullanılan referans noktaları anlamlandırmanın üstünü örtmeye dönük araçlar olarak kullanıldığı zaman uğruna gayret gösterilen hedef asıl amacını da yitiriyor.

    Son zamanlarda 'yeraltı edebiyatı' diye tanımlanmaya çalışılan konunun da aynı noktalarda zaafiyete uğratıldığı açık. Yeraltı edebiyatı olarak adlandırılan edebiyat olgusunun tanımlanmasında üç referans noktası öne çıkarılıyor. Biri "ana damarın dışında, popüler olma kaygısı taşımadan üretilen edebiyat", diğeri "muhaliflik" vasfı, bir diğeri ise "her türlü ahlaki ve toplumsal kaygıdan azadelik" vurgusu. Yeraltı edebiyatı tasvirinde bu üç tanımlama biçimi tek başına yeterli olmadığı gibi birlikte kullanıldıklarında da kifayet göstermiyor. Ancak yine de eğer bir tanımlama ihtiyacı duyulacaksa bu "her türlü ahlaki ve toplumsal kaygıdan azadelik" vurgusu içerisinde ele alınmalı. Dışarıdan "bıçkın bir itirazın" hüviyetine bürünmüş haliyle aidiyet bunalımındaki çoğunluğun peşin kabulüne mahzar bu hastalıklı bakış açısının sonuçları üzerinde neden durulmadığı da yine aynı bakış açısıyla değerlendirilmeli.

    Tüm bu tanımlamalar çerçevesinde yeraltı edebiyatının muhteviyat açısından ahlakdışılığının gözardı edilişi edebiyatımızda artık "ahlaki kaygı" diye bir unsurun düşünce boyutunda bile yeterince kaale alınmadığının bir göstergesi. Bu noktada öne çıkacak "neye ve kime göre ahlak?" sorusunun herkese göre net bir cevaba sahip olmaması da etkili muhakkak.

    "Bayağı olan üstündür" hastalıklı bakış açısından hareketle ahlakiliğin zaafiyet olduğuna Nietzsche'nin "Ahlakın kendi kendini yok etmesi hangi ölçüde hâlâ kendi gücünün kanıtıdır?" tezine eşdeğer bir bakış açısıyla yaklaşanlara ise ahlaksızlığın yok ediciliğini daha ciddiye almalarını öneririz. Ki burada kastedilen eksiksiz bir ahlakçılıktan ziyade topyekun ahlaksızlıktır. İyi niyet sınırlarını daha da zorlayıp konu Epiktetos'un "eğer iyi olmayı istiyorsan, önce kötü olduğunu düşün" savı içerisinde işlense dahi bunun kötüyü uygula veya etrafa yay anlamına gelmediği de aşikar.

    Yeraltı edebiyatı eşcinsel temaya kaydı

    Bizde yeraltı edebiyatı var mı yok mu sorusuna gelirsek. 'Yeraltı', 'kara', 'aykırı' edebiyat damarlarının bizdeki varoluşunu "eşcinsel tema"nın varlık göstermeye başlamasıyla eş zamanlı düşünmek daha doğru olacaktır. II Meşrutiyet'te Mehmet Rauf'un başını çektiği yazarların 1910-15 yılları arasında kaleme aldığı eserlerden sonra eşcinsel edebiyata ait ilk ürün 80'lerde Attila İlhan'dan geldi. 'Fena Halde Leman' ile başlayan eşcinsel tema 1990-2000 yıllarında birkaç kitapla sınırlı kalsa da 2002 yılından itibaren hızlı bir yükselişe geçti.

    Eşcinsel temanın dışında Kanat Güner'in Eroin Güncesi gibi farklı kulvarlarda ortaya çıkan birkaç örnekten başka konuya malzeme olacak çok fazla ürün de yok zaten.

  •  
    Geçmişten e-geleceğe 'Kütüphaneler Haftası'
    Peygamber'e
    Mektup Yarışması

    Afyonkarahisar Ahlak Kültür Ve Çevre Derneği, Kutlu Doğum Haftası sebebiyle "Peygamber Efendimiz'e Mektup" Yarışması düzenledi. Peygamber Efendimiz'in (sav) güzel ahlakı, hayatı ve mücadelesi hakkında düşünülmesini, duygu ve düşüncelerin yazıya dökülmesini amaçlayan yarışma herkese açık olmak kaydıyla 18 yaş altı ve 18 yaş üzeri olarak iki kategoride yapılıyor. Son başvuru tarihi 25 Nisan olan yarışmaya katılmak isteyenlerin mektuplarını; Anbaryolu Lale Pasajı No: 94 Afyonkarahisar adresine göndermeleri gerekiyor. Yarışmada 18 yaş ve üzeri kategoride birinciye Umre ziyareti ve 250 YTL, ikinciye 750 YTL ve üçüncüye 500 YTL ödül verilecek. 18 yaş altında ise birinciye 400, ikinciye 300, üçüncüye ise 200 YTL verilecek. Ayrıntılı bilgi için tel: 0 272 213 51 57
    Rengin egemenliğinde 'günlük' haliyle Beyoğlu
    Resul Aytemür'in ağırlıklı olarak Beyoğlu temalı altmışa yakın resmi Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi'nde sergileniyor. Aytemür resimlerinde genelde kent yaşamının rutinlerine, gündelik sokak ve park yaşantısına hatta hayatın görünmez kılcal damarlarından balıkçı veya mezbaha gibi 'hane'le-rine de bakıyor ve izlenimlerini tuvaline aktarıyor. Sezer Tansuğ sanatçının resmi şov ya da benzeri şarlatanlıklara alet etmeden cevherinde uğraş verdiğini söylüyor. Tansuğ, Aytemür'ün boya malzemesini barbar denebilecek ölçüde cesur, şiddetli ve dinamik şekilde kullanarak yüzeyi gerçek mekan derinliğine kavuşturduğunu, şiirsel atmosferde rengin egemenliğini sağladığını belirtiyor. Bilgi tel: 0 212 245 02 29
    Erkek psikiyatrdan kadın psikolojisi
    Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Nesil Yayınları arasından çıkan son kitabı 'Kadın Psikolojisi' adlı kitabında cinsler arasındaki biyolojik ve psikolojik farklardan kadın erkek ilişkilerine, kadınlara has ruhsal sorunlardan aşktaki başarıya ve hatta dinin kadınlara bakış açısına varıncaya kadar pek- çok konuyu inceliyor. Tarhan kadına biçilen rollerde kadın biyolojisinin önemini; kadının geleneksel rolünün günün verilerine göre yeniden tanımlanması gereğini ve feminizmin düştüğü yanlış noktaların neler olduğunu açımlıyor. Bilgi için tel: 0 212 551 32 25
    27 Mart 2005
    Pazar
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Online İlan

    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED