|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bundan önceki yazımızı, bu ülkenin yurttaşları olarak varlığımızın temelinin bazı düşmanlıklar üzerine bina edildiğini belirterek bitirmiştik. Söz konusu düşmanlıklar bir ara tavsamıştı. Bu tavsama son zamanlara kadar da sürmüştü. Şimdi yeniden, bu eski hastalığımızın nüksettiğini görüyoruz. Etrafımızda yeniden düşmanlık aylaları gelişiyor. Durum, aslında içe kapalı toplumları ayakta tutan yapay dinamiklerle ilgilidir. İlgisini gerçek anlamda dışa çeviremeyen toplumlar, içerde, hamaset duygularını tatmin edecek sebepler, vesileler icat etmeye yeltenir. Stalin zamanı Sovyetler Birliği'nde insanların dikkati at yarışlarına çevrilirmiş. Ülkenin zora düştüğü her seferinde, diyelim ki Moskova'dan başlayan at yarışları Kazan'a kadar sürdürülür, oradan da tekrar Moskova'ya kadar uzatılırmış. Böylece insanlar, haftalar boyunca, hangi atın ön alacağı konusunda meraklı bir bekleyiş içine sokulurmuş. Kapalı toplumda saydamlık olmadığından, her şey kapalı kapılar ardında kotarıldığından, insanlar yalnızca kendilerine gösterilen bir takım mevhum kavramlarla, imgelerle uğraştırılır. Ne ki, o imgenin yalnızca bir imge olduğunun çoğu kez farkına varılmaz. Farkına varıldığında da zaten iş işten geçmiş olur. Sen, ortalıkta güneş var diye sütrenin arkasını da gördüğün hayaline kapılırsın. Bir düşmanla uğraştığını sanırsın. Ayıktığında, bir de bakarsın ki, kendi gölgenle didişip durmuşsun. Açık toplumda insanlar meselelerini tartışarak çözüme bağlar. Açık toplumda yönetenler eleştiriye ve özeleştiriye açık bulunur. Dahası, özeleştiri daveti yönetenlerden yönetilenlere gelir ve kişilerin eleştiriye katılımı sağlanır. Kişiler, toplumun, siyasanın eleştirisine katkıda bulunmaları hasebiyle başlarının derde gireceği kuşkusunu yaşamaz. Bir tuzağa düştüğü ya da düşürüldüğü hususunda kaygı duymaz. Çünkü açık toplumda görünenle, görünenin arkasındaki şey aynıdır. Görünen devlet neyse onun arkasındaki devlet de odur. Görünenin arkasında bir gizli ya da derin bir başka devlet yoktur. Bu, yani görünen devletin arkasında bir de göze görünmeyen, derinde duran devletin varlığı kapalı toplumlar için söz konusudur. Bu yüzden insanlar ürkektir. Acaba bu eleştirimi açsam bunun arkasından ne çıkar kaygısı yaşandığından, insan kendini asal zamiriyle ortaya koymaya çekinir. Böylece ya hakikatler üstü örtülü bırakılır, ya ikiyüzlülük alıp başını gider. Sana düşman diye belletilenler gerçekten düşman mıdır? Yoksa onu düşman bellemek bazı düzenbazlıkların gizli bırakılmasına sütre olarak mı kullanılmaktadır? Kapalı toplumda, aslında görünen iktidarın arkasında bir başka gücün bulunup bulunmadığını bilmek de mümkün değildir. Başka bir deyişle gerçek gücün kimin elinde bulunduğunu, dolayısıyla kimin yönettiğini de bilmek kolay değildir. Asıl irade kimindir, bu, açıklıkla bilinmeyince, kimse kozunu açıkça oynama cesaretini de gösteremez. Şairin: "Bir ben vardır bende, benden içeri" dediği gibi, ya bir başka iktidar varsa iktidardan içeri?.. O zaman yandı gülüm keten helva… Peki bu maske nasıl yırtılacak? Bu maske yırtılamayacaksa gerçekle nasıl yüzleşilecek? Gerçekle yüzleşilemiyorsa önünü nasıl göreceksin? Önünü göremiyorsan doğru siyaseti nasıl belirleyebilirsin?
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |