AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S P O R

Güven bunalımı

Ülkemizde uzunca bir zamandan beri hemen her alanda bir güven bunalımı yaşandığı; bu bunalımın zaman zaman "kriz"e dönüştüğü biliniyor.

Enflasyon altında onca yıl yaşayan ve ona uyum sağlayan vatandaşlar, güven bunalımına karşı da önlem alıyor.

Yapılan anketlerde ordu dışındaki kurum ve kuruluşlara duyulan güvenin fevkalade düşük olduğu ortaya çıkıyor. Güvensizlik en fazla medya ile siyasilere duyuluyor.

Bakan müsteşarına, müsteşar memuruna, memur amirine, amir müfettişe güvenmiyor. Vatadaş habere, haber kaynaklarına inanmıyor. Tüketici esnafa, esnaf toptancıya, toptacı bankaya, banka müşterisine yan bakıyor. Hemen herkes ülkede torpilin, kayırmanın, rüşvetin, sahtekârlığın kol gezdiğini varsayıyor. Bu varsayım hemen her gün gazete ve televizyonlara yansıyan soygun, yolsuzluk, hortum, hırsızlık, gasp vb. olayları ile doğrulanıyor. İşin ucu tâ adalet'e kadar gidiyor. İnsanlar "tuz koktu artık" diye kahrediyor.

Bu güven bunalımı üretimi, düşünceyi, konuşmayı iletişimi, doğrudan sağlığı tehdit ediyor. Bakıyorsunuz adalet mekanizması kendi kendini yargılıyor; sağlık kuruluşlarında skandallar yaşanıyor. Ülke böylesi bir dalgalanmaya yakalanır da spor dünyası, futbol bundan yakayı sıyırabilir mi?

Elbette ki hayır!

Orada da gün geçmiyor ki bomba haberler patlıyor, itiraflar, suçlamalar birbirini kovalıyor. Şike, teşvik, mafya ve benzeri uygulamaların yaygınlığı konuşuluyor.

Futbol dünyasına şu veya bu şekilde dahil olmuş Federasyon mensubu, kulüp başkanı, antrenör, futbolcu, menajer, medya mensubu yönetici ve benzeri insanlar tek bir nokta üzerinde fikir birliği ediyorlar.

O da şu: "Bu alanda dönen dolapları herkes biliyor, ben de biliyorum. Ama kimse bir şey söylemiyor. Ben bildiklerimi anlatsam yer yerinden oynar" diyorlar.

Arada bir konuşana da raslanıyor ama, konuşan konuştuğuna pişman oluyor. İşte bu güven bunalımı atmosferinde, hocası, idarecisi ve futbolcuları ile Millî takımımızda kupa maçlarına çıkıyor.

Yeni bir takım, yeni bir hoca.

Hocanın üzerinde yukarıda sayılanlar yüzünden bayağı bir baskı oluşmuş. Futbolcular da bu durumdan nasiplerini almışlar.

Takımın ne bir alışılmış sitemi, ne bir değişmez kadrosu, ne birbirinin dilinden anlayan oyuncuları var. Takımın zamana ihtiyacı var ama zaman yok. Hatta son iki maçtan önce şunlar söyleniyor:

"Millî takım Arnavutluk ve Gürcistan maçlarını alamaz ise, ortada ne hoca, ne Federasyon, ne de mevcut takım kalır. Sil baştan yapılır".

E, bu durumda gel de oyna.

Yine Allah yardım etti de Arnavutluk maçını aldık. İnşallah bu şans Gürcistan maçında da devam eder. Ama şurası unutulmasın: Bu güven bunalımı ile fazla uzağa gidemeyiz.


29 Mart 2005
Salı
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED