|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Özel kanalların kurulmasıyla başlayan ekran serüvenini
TV8'de Medya Durağı ve Kanal 7'deki Ters Köşe adlı gündem-analiz programlarıyla sürdüren Fehmi Koru, bu tarz programların, günlük gıdasını gazete yerine TV'den alan insanlara yorumu hazır sunduklarını söylüyor. Koru, Türkiye şartlarının bazı insanlara bu görevi yüklediğinin de altını çiziyor.
ÖZLEM ALBAYRAK HANDAN KAZANCI
SOHBET HAVASI Programlarına genellikle tanıdığı meslektaşlarını davet eden Koru, "Eğer bir fikrin daha az temsil edildiğini görürsem devreye giriyorum" diyor. Programda soru soran çatık kaşlı biri olmadığını söyleyen Koru, Medya Durağı'nda cevaplarla tatmin olursa eklemede bulunmadığını söylüyor ve ekliyor: "Ama bu az oluyor. Bir de sohbet tadı olsun istiyorum." Türkiye'nin şartlarının bazı konuların ortaya çıkması için bazı insanlara görev yüklediğini söyleyen Koru, kendisini bir görev insanı olarak görüyor. "TV kanalları ister istemez siyasi tavır alıyor, bunlar arasında benim görüşlerimi de yansıtmak gibi bir derdi olanlarla, ilişki kuruyorum" diyor. Geçmişte bütün TV'lerden davetler aldığını aktaran Koru, "Teklif gelse bile kalıcı ilişki kurmayacağım yerler var. Görüşlerimin sağlıklı bir zeminde ifade edilmesini isterim. Gazete serüveni de öyle. En rahat yazabildiğim gazete Yeni Şafak, müdahele olmadığı için buradayım" diye konuşuyor. Koru, konuya örnek vererek 1 Mart Tezkeresi'nde Kanal 7 ve NTV'nin dengeli politikasını beğendiğini söylüyor. YAZARLIK VE TV BİRARADA YÜRÜMEZ 1994'te Flash TV'de Başkent Kulisi başladığından bu yana, her hafta en az bir programda gündem analizleri yapan Koru, "Kendimi televizyoncu olarak görmüyorum. TV gazeteciliği görselliği, haberi ön planda tutar. Ama ben, görüşlerimi yansıtıyorum" diyor. Bazen TV'yi ön planda tutan işler yapmayı düşündüğünü söyleyen Koru, "Ancak yazarlık ve TV bir arada yürümeyecek işler. Yazarlığı bırakıp böyle bir karar vermek için, ileri bir yaştayım. Bu 20 yıl önce yapılabilir bir tercihti ama bugün değil. Televizyonculuğu fikir açıklayıcı ve başkalarının fikirlerini açıklamayı sağlayıcı bir görev olarak görüyorum" diyor. Programların kalıcı olduğunu söyleyen Koru, "Bundan 10 yıl önceki programları DVD'ye çekiyoruz, bazen gözüm kayıyor. Mesela 1995'teki bir programı izliyorum. Aslında kalıcı yönü var, oradaki görüşler, belli yerlere yansımış, mesaj ya da yanlış mesaj olarak" şeklinde konuşuyor GERÇEK VE KURMACA İÇİÇE Reality Show'larla ilgili olarak ise, tabiat olarak yasakçılığa karşı olduğunu belirten Koru, "RTÜK'ün cezalandırma yerine caydırıcı politikalar izlemesi lazım." diyor. TV'nin maymun iştahlılığı doğurduğunu söyleyen Koru "Bir hafta, bir ay sonra alışıyorsunuz, fazlasını istiyorsunuz. Bunun filmi vardı, Michael Douglas'ın oynadığı "Oyun", gerçek mi, bir oyunun parçası mı adamın karıştırdığı bir filmdi. Ona dönüyor iş. Bu tehlikeli" diye konuşuyor sözlerinin sonunda.
Fehmi Koru'nun yönettiği Medya Durağı'nda bugün, milliyetçilik ve muhafazakarlık konuşuluyor. Programda Milliyet yazarı Derya Sazak ve Sabancı Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu var. Tesadüfen Kadın İsterse TV'nin her modern icat gibi hem iyi hem kötü olduğunu söyleyen Fehmi Koru, "Eğer yapacak başka işim olmasaydı, öldürülecek zamanım olsaydı TV'yi tercih edebilirdim" diyor. İyi bir TV izleyicisi olmadığını ve ailesi izlerken, o an müsait olduğu için onlarla birlikte oturup TV izlediği günlerin haftada bir günü geçmediğini söyleyen Koru, o bir günde de Star'da yayınlanan Kadın İsterse dizisine rastladığını anlatıyor. Aslında TV'de tercihinin filmden yana olduğunu söyleyen Koru, bazen de DVD takviyesi yaptığını söylüyor. BİR YAYIN KAZASI Fehmi Koru, toplumda merak edilen, insanların başka türlü cevabını alamadıkları, gazetelerin çok da okunmadığı bir toplumda gündem programlarını yararlı gördüğünü söylüyor. "Gazete yerine günlük gıdasını TV haberlerinden alan insanlara yorumu da hazır sunuyor bu programlar" diye konuşan Koru, kısa bir süre önce TV8'de yayınlanan Medya Durağı programında başından geçen bir yayın kazasını şöyle anlatıyor: "Normalde, kameralar karşımızda, mikrofonlar takılr, ses provası yapılır, stüdyo karartılır. 10'dan geriye doğru sayılır. Biz döneriz kameraya, sonra o karartı aydınlığa dönüşür ve başlarız. Programda biz yayına girmeden aramızda konuşurken, 'Başla' diye işaret geldi. Stüdyo karartılmadan, uyarmadan pat diye girmişiz. Bir anlık tereddütle "susun başlıyor" dedim. Bunlar ekrana yansımış olarak, başlamış olduk." FİLMLERDEN SEÇMELER
Rambo 1
Paravana
Çağrı Cihazı
İskoçyalı 3
|
|
|
![]() |
|
|
|
|