AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y E M E K
Kefir gençlik iksiri

Yıllardır methini duyduğum, tadını da oldukça merak ettiğim kefiri araştırdıkça karşıma çıkan bilgilere şaşırmadan edemedim. Orta Asya'da yaşayan hemen hemen herkesin hemfikir olduğu, uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı olan kefir, üzerinde uzun süre düşünülmesi ve araştırılması gereken, inanılmaz derecede lezzetli ve faydalı bir içecek. Dünyanın bir çok ülkesinde evlerde yapılıp içilen kefir, özellikle Rusya, Macaristan ve tüm Kuzey Avrupa ülkelerinde bol miktarda tüketilmektedir. Köken olarak bir Türk içeceği olmasına rağmen ülkemizde ise faydasını ve lezzetini bilen kişiler hariç pek tanınmamaktadır.

Kefir, Türkiye'de ilk defa Altınkılıç firması tarafından üretilmeye başlanmıştır. Altınkılıç, şu anda Türkiye de Kefir üreten ilk ve tek firmadır. Böylesi faydalı bir içeceği piyasaya sunduğu için Altınkılıç firmasının sahibi Kemal Kılıç'ı tebrik ediyorum.

KEFİR NEDİR?

Kefir, kefir taneleri ile yapılan, sütün mayalandırılmasıyla elde edilen bir süt içeceğidir. Görünüşte koyu ayrana veya sulu yoğurda benzer. Hafif ekşimsi aroması vardır. Mucizevi sırları, içerdiği maya ve bakterilerde gizlidir. Bu mucizeler fermantasyon sırasında oluşur. Uzun ve sağlıklı yaşam için benzersiz bir süt ürünüdür. Dilden dile binlerce yıl anlatılanlar, kefiri adeta efsanevi bir içecek haline getirmiştir. Kefiri içerek hastalık ve rahatsızlıkları iyileşenlerin anlattığı mucizevi olaylar, "bin bir derde deva şifa kaynağı" olgusunu kuvvetlendirmiştir. Ancak bilinmelidir ki kefir bir ilaç değil, sadece doğal bir içecektir.

Kefir de yoğurt gibi Türklerin bulduğu ve yüzyıllardır kullandığı fermente bir süt ürünüdür. Orta Asya'dan ve Kafkaslardan Rusya, İskandinav ülkeleri ile Avrupa ve Amerika'ya yayılmıştır, fakat günümüz Türkiyesinde oldukça az tanınan bir içecektir.

YOĞURT VE KEFİR ARASINDAKİ FARKLAR

Her iki ürün de kültüre edilmiş süt ürünleridir fakat farklı türde faydalı bakteri içermektedirler. Yoğurdun içermiş olduğu bakteriler sindirim sistemini temiz tutarak burada konakçı olan diğer faydalı organizmalar için besin sağlamaktadır. Kefir bu özelliklere artı olarak yoğurdun sahip olmadığı sindirim sistemini kolonize etme özelliğine de sahiptir.

KEFİR TARİHİ

Kefirin geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Kafkaslardan doğan efsanevi bir süt içeceğidir. Neredeyse 5000 yıllık bir içecek olmasına rağmen zamanla unutulmaya yüz tutmuştur. Atilla ordularıyla Avrupa'ya seferlerinde, uzun yola dayanıklı olduğu için at ve keçi götürmeye karar verir. Bu seferler boyunca Türkler at sütünden kımız, keçi sütünden de kefir yapıyorlar. Ve diğer ırklara göre çok daha sağlıklı ve uzun ömürlü oluyorlar. Savaşlar esnasında Avrupalılar tarafından Türklerin bu kuvveti fark ediliyor ve sırf bu nedenle Türklere LAKTAFAGÜS demeye başlıyorlar.

1920'lere gelindiğinde Rus bilim adamı probiotik bakteriler üzerine araştırma yaparken, Rusya da uzun yaşayan insanların su yerine kefir içtiklerini görür. Kefiri inceler ve yoğurtta 2 adet olan probiotik (dost) bakterinin kefirde 25-30 adet olduğunu görür. Bunun üzerine binlerce ton kefir üretilir ve oradan İskandinav ülkelerine, Avrupa ve Amerika'ya kadar yayılır.

Kafkas halkının uzun yaşam öyküleri ve o bölge insanlarında kanser vakasına rastlanmaması sık söz edilen önemli bir konudur. Bir asrı devirmiş 120-140 yaşındaki Kafkaslılar, yapılan röportajlarda su ihtiyaçlarını tamamen kefir içerek karşıladıklarını belirtmişlerdir.

KEFİR MAYASININ İLK OLUŞUMU

Kefir danelerinin üretimi çok ilginç ve çok zor bir üretimdir. Bugün üniversitelerde bile çok zor üretilebiliyor. Orijinali Kafkasya'da uygulanan yöntemdir. Keçi tulumu içinde, inek sütünün süt kuzusu ile süt danasının şirdenleri ile pıhtılaştırılması sonucu elde edilir. Pıhtılaştırmanın yapıldığı tulumun iç yüzeyinde birkaç hafta sonra süngerimsi bir kabuk tabakası oluşur. Bu kabuk tabakası alınır ve bölünerek kurutulur.

Kuruma sonunda oluşan küçük topaklar kefir taneleridir. Kefir taneleri patlamış mısır veya karnı bahar şeklindedir. Canlı mikro organizmalardan oluştuğu için çok hassas koşullarda korunması ve uygun proseslerde sütle mayalanması gerekir. Hijyenik ortamlarda üretim yapılmazsa bu daneler ölebiliyor.

Haftaya; Kefirin Önemi, Sağlık Açısından Kefir, Kefirle Sağlıklı Zayıflamanın Sırları ve Kefirli Lezzetler konusuna yer vereceğiz.

KEFİR'İ SATIN ALABİLECEĞİNİZ YERLER

Altınkılıç firmasının dağıtım ağı ile başta İstanbul olmak üzere diğer büyük illerin yerel market zincirlerinde bulunabilir. Özellikle Metro, Real, Migros, CarrefourSA, ChampionSA, Maxi, Tansaş, Gima, Kipa, Afra gibi hipermarketlerden temin edilebilir. Altınkılıç Bilgi Danışma: 0212 545 19 19

KEFİRİN FAYDALARI

  • Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır,

  • Serinletici aromasıyla kronik yorgunluğu giderir,

  • Stres azaltır, sakinleştirir ve kolesterolü düşürür,

  • Sinir sistemini güçlendirir,

  • Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır,

  • Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler,

  • Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler,

  • Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler,

  • Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir,

  • Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir,

  • Egzema ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir,

  • Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar,

  • İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder,

  • Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir,

  • Safra kesesi ve böbrek hastalıklarına iyi gelir,

  • Sindirim sistemini mükemmel şekilde düzenler,

  • Sağlıklı diyet için önemlidir, kilo almayı önler.


    LEZZETLİ SÖZLER

    Yiğit serden geçer, yardan geçmez derler,
    Soylu, soysuzun elinden içmez derler.
    Ne edersen onu bulursun dünyada;
    "Arpa eken buğday biçmez" derler.
    (Atasözü)


    MUTFAK GÜNDEMİ

    23.02.2005 tarihli Hürriyet-Kelebek ekinde Yurtsan ATAKAN'ın yazısını, kendini gurme olarak addedenlerin okuması ve faydalanması açısından yorumsuz yayınlıyorum.

    Sigara içenden gurme olmaz

    Hürriyet Cuma'nın En İyi 10 listesinde bu sefer ne var acaba diye her hafta merakla beklediğimi daha önce de yazmıştım. Bu listeler, her hafta seçkin üyelerden oluşan bir jüri heyeti tarafından yapılır. Haftanın konusuna göre bu jüri bazen damak zevkleriyle meşhur gurmelerden oluşur. İşte böylesi haftalarda jüri üyeleri arasında sigara tiryakisi olduğunu ya da puro içtiğini bildiğim bazı isimleri görünce yadırgıyorum (belki sigarayı bırakmışlardır da benim haberim yoktur, öyleyse mutluluk duyarak utanırım).
    Tütün dumanının damak tadını bozduğu bilinen ve kanıtlanmış bir gerçek. Sigara, puro ya da pipo içenlerin tat alma duyuları zayıflıyor. Bu olumsuz etki pipo ve puroda daha da artıyor. Tat alma duyusuna verilen zararın boyutunu belirleyen bir başka etken ise tiryakilik derecesi. Sigara içen birinin, teorik olarak gurme olmasına olanak yok. Yok çünkü gurmeliğin en önemli vasfı olan tat alma becerileri sakat. Sigara, pipo ya da puro içen birisi gurme değil, olsa olma 'gourmand' olur. Yani damak zevkine değil yemeğe düşkün...


  • 26 Mart 2005
    Cumartesi
     
    RAMAZAN BİNGÖL


    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Online İlan

    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED