AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
2. Dünya Savaşı ve tarih yorumu

2. Dünya Savaşı'nın sona ermesi nedeniyle yapılan kutlamalar yoğun bir tarihi sembolizm içinde gerçekleşiyor. İnsanlık tarihinin en büyük insan katliamına sahne olan savaşın bitiminden 60 yıl sonra yapılan yorumlar, hangi ulusun tarihi nasıl okuduğundan çok bugünün ve yarının dünyasında kendilerini ne şekilde konumlandırdıklarına ilişkin tasavvurlarının yansımasıydı. Bir bakıma, İkinci Dünya Savaşı'nı yorumlayan her lider aslında küresel dengeler içinde kendi ulusunun yarınına ilişkin bir iddiayı dillendiriyor.

Amerikan Başkanı Bush'la Rusya Devlet Başkanı Putin arasında gerçekleşen söz düellosunun anlamını geçmişe yönelik olmaktan çok geleceği ilişkin olarak okumak gerekir. Bu anlamda "Sovyetlerin parçalanması 20. yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi" olarak yorumlayan ve Baltık devletlerinin Sovyet işgalinde kalmasından dolayı özür dilenecek bir durum görmeyen Putin'in tavrı tarih yorumu üzerinden bir gelecek okumasıdır.

Putin'in sözlerinin bizi yönetenler üzerinde herhangi bir çağrışım yapmış olabilir mi? Oysa hala yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunlar bakımından da o zamanki dünya dengeleri açısından da 'Osmanlının parçalanmasını 20. yüzyılın en büyük felaketi' olduğunu söyleyecek bir Türk yöneticinin varlığını düşünemiyoruz. İkinci Dünya Savaşı'nın başında işbirliği yaptığı Nazilere karşı daha sonra ölüm kalım savaşını kazanan Sovyet imparatorluğunun bugünkü varisi olarak özür dilemeyen Putin, aslında, Rusya'nın dünya dengeleri içindeki yerine ilişkin tasavvurunu sergilemiş oluyor.

Benzer şekilde "Avrupa'yı özgürleştiren" Amerika'nın başkanı olarak Bush'un "İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'nın kurtarılması ile bugünkü Ortadoğunun özgürleşmesi" arasında doğrudan ilişki kurması da tesadüfi değil. 'Teslim olmuş bir Japonya'ya iki atom bombasının atılması gibi imaj uğruna katliam yapmaktan çekinmeyen Amerika'nın kurtarıcılığı ile Ortadoğu'nun özgürleştirilmesi retoriği benzer tarih yorumunu sonucudur. Ruslar tarafından Nazilerden kurtarılan hiçbir ulusun savaş sonunda kurtulamaması gibi; Amerika'nın kurtardığı Fransızlar'ın elinden de Cezayirliler kurtulamamıştı. Savaşın hemen bitiminde Selif ve Guelma'da bağımsızlık yürüyüşü yapan 45 bin sivil Cezayirli, Nazi kurbanı Fransızlar tarafından katledilmişti. Daha sonra on yıldan fazla sürecek bağımsızlık savaşında ise 1 buçuk milyon şehit verecekti Cezayirliler. Cezayir'den özür dilemeyen Fransa'nın Türkleri soykırımla suçlaması, mağdurdan çok mağdur etme hakkını elinde tutma siyasetinden kaynaklanır.

Tarihin trajedisi bununla da bitmeyecektir; Nazi katliamından kurtulan Yahudiler adına kurulan devlet Filistinlileri katletmekten, topraklarından sürmekten kaçınmayacaktı.

Bugün Irak'ta yaşanmakta olanlar, Filistin'deki devam eden insanlık ayıbı Osmanlı'nın parçalanmasını yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi olduğunu haykırmayı zorunlu kılıyor.

İkinci Dünya Savaşı'nı kaybeden sadece Nazi Almanyası değildi. İkinci Dünya Savaşı'nı kaybeden 20. Asır Batı medeniyetinden başkası değildi. Hem Sovyetler, hem Amerika'nın öncülüğünü yaptığı kapitalist dünya hem de her ikisinin birlikte savaştığı Alman ve İtalyan faşizminin dahil olduğu paradigma göz önüne alındığında savaşın müsebbibi de ahlaki mağlubu da Batı'dır. Aynı dünya görüşünün farklı yorumlarının aynı araçlarla dünyanın başına açtığı bir felakettir sonuçta dünya savaşı. Tıpkı soğuk savaşta iflas edenin sadece Sovyetler olmaması gibi.

İkinci Dünya Savaşı kutlamalarının unutturduğu acı gerçek, ahlaki mağlupların maddi galibiyetlerinin faturasını insanlığa çıkartmış olmalarıdır. Amerika'nın özgürleştirmek için işgal ettiği Ortadoğu halklarına yani İslam dünyasına yapıştırılan barbar, terörist, despotik gibi aşağılayıcı sıfatlara rağmen bir yüzyıl içinde dünyanın başına iki büyük dünya savaşı açmış medeniyetin adresi Batı dünyasıdır.

Buna rağmen İkinci Dünya Savaşı'nın kan kokan yıkıntılarından BOP için meşruiyet gerekçesi çıkarabilmek tarih yorumundan çok ahlaki sapma ile alakalıdır. Osmanlı'nın parçalanışını yüzyılın felaketi deme cesaretini gösterecek kadar bir tarih bilincinden yoksun olduğumuz içindir ki 80 yıl sonra bile Irak'ta, Filistin'de, Balkanlar'da hazırlıklı olmadığınız bir bedel ödetilmektedir. Yarının dünyasındaki yerinizi geçmişin dünyasını nasıl okuduğunuz belirleyecektir; yani, tarih bilinciniz.


10 Mayıs 2005
Salı
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED