AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Mârifet soruda değil, cevapta

Biz 'özgürlük' sözcüğünün burun sızlattığı nesildeniz; 'demokratik' iddialı bir ülkenin vatandaşıydık, ama sürekli arkamıza bakmak zorundaydık. 'Güvenlik' kaygısını iliklerine kadar hisseden bir ülkede yaşamanın bedelidir bu. Uzun yıllar iktidarlar geçit vermedi özgürlüklere; 'özgürlükçü' bilinen iktidarlar işbaşına geldiğinde ise, hep bir şeyler oldu ve 'sıkıyönetim' ile 'olağanüstü hal' rejimleri kendisini gündeme dayattı.

Türk Ceza Kanunu (TCK) ile ilgili tartışmaları bu geçmişi hatırlamadan değerlendirmek imkânsız. Yöneticilerinin çoğu özgürlük sevdalısı nesilden olan bir parti var iktidarda ve yöneticileri, demokrasinin kanallarını açarak güçlerini artıracaklarını biliyorlar. Hükümetin ilk yasama faaliyetlerinden biri olan Basın Yasası o bilinçten izler taşıyordu; oysa aynı hükümet, TCK konusunda bayağı farklı bir tavır benimsemiş görünüyor. O tavrın, hem üslup hem de içerik olarak, 'özgürlükçülük' ile bir ilgisi yok.

İki ay ertelenen TCK 20 gün sonra yürürlüğe girecek. Adalet Bakanlığının sürdürdüğü çalışmalar, temel haklar ve özgürlükler konusunda kimseyi tatmin etmedi. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "Basına da hapis cezası olmalı" görüşünden vazgeçmek niyetinde değil; ısrarı bunu gösteriyor. Bu arada, çeşitli sivil toplum örgütleri de, TCK'da, çalışmalarını bugünkünden de zorlaştıracak maddelerle karşılaşıyorlar. Ak Parti'nin üzerine oturduğu tabana yakın örgütlerin itirazları da dinlenmiyor.

Türk basını 150 yıl içerisinde pek çok bâdire atlattı; yasakçılık ve özgürlük düşmanlığının günü belirlediği dönemlerde de yasalara rağmen gazeteler çıktı. Bugünün teknolojik açıdan sınır tanımayan ortamında, yasakçılığı sürdürmek, hele bunu gülünç düşmeden başarmak imkânsız. Cezaevlerinin gazetecilerle dolduğu dönemlerin hayırla anılmadığını da unutmamalı hükümet. Ak Parti'nin kuruluşundan beri sürdürdüğü özgürlükçülük iddiasıyla Adalet Bakanlığının TCK inadından kimin kayıplı çıkacağını tahmin etmek hiç güç değil.

Yalnız burada "Neden?" sorusunu yüksek sesle sormak zorundayız. 'Özgürlük' sözcüğüne hasret bir neslin iktidarında, ele fırsat da geçmişken, neden yasakları büyük çapta ortadan kaldırıp Türkiye'yi daha demokrat yapma fırsatı heba ediliyor? Geçmişte benzer süreçleri yaşatmış olan siyasî partiler, o duruma, kendilerini devletle özdeşleştirdikten sonra gelmişlerdi; oysa Ak Parti öyle bir uzlaşmadan epey uzak. Milletle bütünleşmeye önem vermesi beklenen bir siyasî kadronun, devletin bir türlü yatışmayan kaygıları istikametinde tedbirler peşinde koşması gerçekten garip.

"Neden?" sorusunu esas Ak Parti'nin ve hükümetin sorması gerekiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ve kadrosu, TCK konusundaki haklı itirazlara kulak tıkanmasının sebebini derinliğine araştırmalı. Bu araştırmaları, ileride başlarını ağrıtacak yanlışlıkların önüne bugünden geçme imkânı sağlayacağı gibi, kendi ayaklarıyla bir oyunun içine itildiklerini de, mümkündür ki, bu sayede anlayabilirler. Hükümeti ve partilerini, yalnızca Türkiye'yi yakın tâkip altında tutan yabancı ülke ve kurumlar gözünde değil kendi tabanlarıyla da ters düşürecek bir yanlışlığa göz göre göre düşülmez çünkü.

Bizim için hava hoş. Kendi hesabımıza TCK'nın 312. maddesi, bu hükümetten önce, AB baskısı yüzünden değiştirilmeseydi, Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) eliyle ağır bir cezaya çarpılacaktık; yürürlüğe girecek TCK, DGM'lerin kalktığı bir Türkiye'de, yeni suçlar ihdas ederek cezaevlerinin kapılarını yeniden bizlere açıyor. Umurumuzda değil. Ancak, yeni TCK yüzünden cezaevine düşecek ilk gazeteciyle birlikte tarihin Ak Parti için de tekerrür ettiğini yaşayarak göreceğimizi şimdiden söyleyebiliriz.

Soru sormak mârifet değil, önemli olan, sorulan soruya hiçbir zihinsel kısıtlama uygulamadan cevap(lar) aramaktır. "Özgürlük vaadiyle işbaşına gelmiş bir siyasî parti, eline fırsat da geçmişken, demokrasinin kanallarını genişleteceği yerde neden daraltır?" sorusuna, Ak Parti yöneticileri bugün doğru cevap vermezlerse, aynı soruya iş işten geçtikten sonra bulacakları cevap onları çok üzebilir...

Basiret, görüş açıklığı onlara esas bugün lâzım.


« Geri Dön

10 Mayıs 2005
Salı
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED