AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Satmayıp beslemek…

En son CHP Genel Başkanı aynı cümleyi tekrarladı. Kâr eden devlet kuruluşlarının özelleştirilmesine gerek olmadığını; aksine bunların muhakkak kamu portföyünde tutulması gerektiğini söyledi.

Bu masum ve makul görüntülü teklif, özelleştirme karşıtı mantalitenin en bariz ifadesidir. Makul görüntülü çünkü, özelleştirmeye taraftar bir tavrın peşine kâr edenleri tutmayı önermek reddedilmesi kolay bir teklif değildir. Ancak, özelleştirme denilen şey de sadece zarar eden devlet kuruluşlarını piyasaya bir şekilde satmak değildir.

Kaldı ki, kâr edenleri tutmaya kalkmanın ikinci adımı mevcutları verimli hale getirmek; yani kamu kaynaklarından yatırımlarla iflahı mümkün olmayan şirketleri yaşatmaya çalışmaktadır. Sonuçta da, özelleştirmeyi unutmaktır ki Türkiye'nin 20 yıldan beri yapmakta olduğu bundan farksızdır.

Geçen yüzyılın son çeyreğinde kamu kaynaklarını kara deliklerde tüketmek istemeyen, verimsiz yatırımlara ayıracak parası olmayan ülkeler aynı kararı vererek kamu kuruluşlarını özelleştirdiler. Bir kısmı kâr eden kuruluşları da ellerinden çıkardılar. Tamamına yakını birkaç ay içinde bütün satışları tamamlayıp özelleştirme yönetimlerini tasfiye etmeyi başardılar. Sadece demokratik Batı ülkeleri değil; Sovyetler'in çöküşünden sonra kervana katılan eski komünist ülkeler de hiçbir komplekse kapılmadan satış işlemlerini tamamladılar. Personel ücretleri dayanılmaz hale gelen, hantal teknolojiye sahip bazı dev müesseseler 1 dolar gibi sembolik paralara elden çıkartılırken, geleceği olan telekomünikasyon ve enerji şirketleri de ekonomiye taze kaynak getirecek yüksek fiyatlarla piyasaya devredildi.

Özelleştirme kaçınılmazdı çünkü, günümüzde şirketler artık daha kısa sürede teknolojilerini yenilemek ve daha üst düzey bir rekabete girmek zorundadırlar. Böyle olunca da bugün tekel konumunda olduğu için yüksek kârlarla çalışan bir şirket yarın bu avantajını kaybedecek veya kârlılığını sürdürmek için genel bütçeden fon temin etmek zorunda kalacaktı. Yani bilançolar hâlâ kâr yazmaya devem etmekle beraber bu durum gerçeği yansıtmıyor olacaktı.

Ya da kâr ettiği için devletin elinde tutulması istenen işletmeler yine hızla değişen küresel ekonomik dengeler nedeniyle dün yüksek bir satış değerine sahipken bugün şaşırtıcı ölçüde değer kaybına uğrayacaktı. Türk Telekom ve Tüpraş bunun Türkiye'deki örnekleridir.

Öte yandan, özelleştirme demek bireye mi, yoksa devlete mi öncelik verileceği sorusuyla doğrudan ilgilidir. Vatandaşın alabileceği sağlık, eğitim, spor, beslenme, seyahat vs gibi hizmetlerden kısarak, devlet şirketlerini sübvanse etmek; önceliği kamunun ekonomideki ağırlığına devam ettirmeye vermek, devleti önemsemek ve öncelemektir. Devletin piyasa üzerinde, rekabet, sağlık, kalite gibi hususlarda denetim gücüne güvenmeyerek her şeye kaynağından sahip olması serbest piyasa dengeleri açısından da asimetrik bir durum yaratmaktadır.

Sadece özelleştirme değil, devletin düzenleyicisi olduğu her finansal mekanizma açık vermektedir. Sosyal güvenliğe genel bütçeden ayrılan ilave kaynak neredeyse 30 katrilyon civarındadır. Bu rakam da personele ödenen ücretin çok çok üzerindedir. Yapı öyle çözümsüz bir hal almıştır ki, iktidarın rengi ne olursa olsun devlet-para ilişkisinden zarar üremesi kaçınılmazdır.

Yıllardır özelleştirilmeyi bekleyen şirketler bu kalemdendir.

Mahkemelerin, genelde yüksek yargının ve onun bürokrasideki destekçilerinin ülkeye yaptıkları en büyük kötülük satışları ne pahasına olursa olsun önleme yeminleridir. Bu amansız mücadelenin sonucudur ki Türkiye, özelleştirme kararı aldığı 1885 yılından bugüne sadece 10.3 milyar dolarlık satış yapabildi. Tabiatıyla bu kadar süre ayakta kalan özelleştirme idaresinin kendisi de sonunda bir KİT haline geldi ve aynı süre zarfında özelleştirme işlemleri için 9.4 milyar dolar kaynak aktarılması gerekti.

Özetle, gelen gideni götürdü ve elde kocaman bir sıfır kaldı.

Türkiye masaya yumruğunu vurup bütün satışlarını birkaç ay içinde tamamlama iradesi koymadıkça bu sarmal, daha fazla kamu kaynağını tüketmeye devam edecektir.



10 Mayıs 2005
Salı
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED