|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Anlatacaklarım için aslında "Futbol çevresi" deseydim daha isabetli olacaktı; lakin bazı menfî gelişmeler bana "futbol dışı" gözüküyor; yani açıkcası "olmasa ne güzel olurdu" diyorum. Seksen sonrasında bildiğiniz gibi gazetelerin ekonomi sayfaları fazlalaştı, hatta müstakil olarak finans dünyasına, piyasalara hitabeden dergiler, gazeteler yayımlandı. Bu süreçte aynı gelişmeyi futbol konusunda da görmekteyiz. Kitle kültürü alıp başını gitmektedir. Kalabalık olan yerde ihtiyaç ve alış-veriş vardır. Helal para kadar kara para da vardır. Gazetelerin paralelinde televizyonlarda da futbola ayrılan saatler çoğaldı. Nasıl çoğalmasın; kalabalıkları sokaklara çıkaran bir coşku yaşanıyordu. Bazıları bunun lüzumsuz, sahte, aldatıcı, uyuşturucu, manüplasyona dayanan bir şey olduğunu söylüyor. Söylenenlerde elbette ki hakikat payı vardır. Ancak bir de şunu düşünün: Bazı meseleler için bazı partiler her türlü desteği vererek, her tür manüplasyona giderek kitleleri toplamak için miting, gösteri yapıyorlar: Fos. İnsanları coşturmak göründüğü kadar kolay değil. Ancak bu coşkunluğun şiddete dönüşmesi, çatışma yaratması, maganda kurşunu ile insanların yaralanması, hatta ölmesi de kabul edilir bir şey değil. Böyle bir olayın ardından yazıma şu başlığı koyduğumu hatırlıyorum: "Ne bu zafer kazanılaydı, ne bu ölümler olaydı." Spordaki hiçbir başarı tek bir insan hayatı ile kıyaslanamaz. Maç yayınlarının şifreli kanallara geçmesi ile diğer tv. kanalları spor programlarında esasen futbol ile, oynanan oyun ile ilgili pek konuşulacak bir şey bulamadılar. Yöneticiler, hakemler, futbolcular, seyirciler, medya, mensupları tartışılan bir pozisyon için tek kanalı, tek programı, hatta tek ismi telaffuz ediyordu: "Bakalım akşam Erman Hoca ne diyecek?". Bu alternatifsizlik diğer spor programlarını futbolun çevresinde, hatta dışında dolaşmaya; oralardan sansasyon çıkarmaya itti. Bu sezon hatırlayın ne kadar çok federasyon, hakem, şike, şiddet, teşvik, mafya, siyaset vb. konuşuldu. Futbol dünyasının kirlendiğinden bahsedildi. Maçlardaki şiddetin engellenmesi için ne kadar çok toplantı yapıldı; önlemler alındığı duyruldu. Bütün bunlar bir spor olarak futbolu sevenleri futboldan soğuttu. Stadyumları dolduran koro halindeki küfürler sağduyulu seyirciyi stada gitmekten vazgeçirdi. Şiddet gerçi toplumun hemen her kesiminde artarak varlığını sürdürüyor. Yapılan araştırmalar meselâ eğitimli erkeklerin, eğitimsiz erkeklerden daha fazla eşlerini dövdüklerini gösteriyor. Sokaklar, okul önleri, geceler güvenilir olmaktan çıktı. Yarın bir kupa finali oynanacak. Konuşulanlara bakıyorum neredeyse hepsi futbol dışı. Olimpiyat stadına nasıl gidilecek? Nasıl dönülecek? Seyircilere tahdit yok, her iki takımın taraftarları stada serbestçe girebilecek. Bu durumda ortaya çıkabilecek gerginlik ve akabinde yaşanabilecek olaylar nasıl engellenecek? Kaç polis görev yapacak? Bazı futbol adamları, yorumcular bu maçın bu sebepler yüzünden mutlaka gündüz oynanmasını istediler. Nedir bu tedirginlik, bu korku? Elbette sebepsiz değil. O zaman biz neyi bekliyoruz? Seyir zevki alacağımız bir güzel final maçını mı; yoksa çıkacak olayları mı? Yaratılan bu atmosfer futbol dışıdır. Ve bu atmosfer devam ettikçe ülkede futbol oynamanın da, ondan bahsetmenin de hiçbir değeri yoktur.
|
![]() |
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |