AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Teknolojiden son haberler

Geçen gün bir vesileyle yazısına burada atıfta bulunduğum bir kıdemli meslektaş, “Biliyor musun?” diye başladığı heyecanlı bir haber iletti bana: Gazetesinin internet sitesi sorumlusu o günkü yazının kendi siteleri tarihinin en yüksek ilgisini gördüğünü söylemiş... “Kulis’te adınızı vermedim, ama yazınıza kolay ulaşabilmeyi sağlamak için link koydum da, ondandır” dedim mümkün olduğunca tevazuyu elden bırakmayarak...

Yazıya link koymak bizde pek âdet değil; başka ülkelerin gazete ve dergi yazarları da tembelliğe kaçıp okuyucularını atıfta bulundukları kaynaklarla yüzyüze getirmiyorlar... Oysa, yazılarımıza malzeme yaptığımız kaynakların çoğu elektronik ortamda erişilebilir halde; meraklı okuru kendi başına arama zahmetine sürüklemek yerine doğrudan o kaynağa yönlendirmek daha akıllıca geliyor bana.

Aslında bugünün teknolojisi bütün bilgisayarları birbirine bağlıyor. Benim bu yazıyı yazdığım bir dizüstü bilgisayarı; yazımı yazdığım şu an internete bağlıyım ve makina bana gönderilmiş elektronik postaları ana-bilgisayardan çekiyor. Dışarıdan birilerinin bağlanıp ana-bellekte ne var ne yok görmesi, ya da ilgilendiği dosyaları bana sezdirmeden kopyalaması da mümkün; bunu önleyici bir program yüklü bilgisayarıma, ama onu aşmayı sağlayan başka programlar olduğunu da biliyorum...

Müzik meraklısı oğlumun bilgisayarı kendisiyle aynı beğeniye sahip dünyanın her tarafındaki müzikseverlere açık. Yararlandığı bir site var, oraya girip beğendiği şarkının adını veriyor, site de bilgisayarını ortak kullanıma açmış birinin dosyaları arasından o şarkıyı bulup isteyene gönderiyor... Site yöneticisi, izin veren herkesin bilgisayarlarının belli bölümlerine serbestçe ulaşabiliyor sizin anlayacağınız...

Bazen, “Okurların çokça ilgisini çeken temel bazı kaynakları bilgisayarımın izinli bir alanına koyup kendimi de ulaşılabilir hale getireyim mi?” diye düşünmüyor değilim. İsteyen, internet üzerinden IP numaramı girerek haberim bile olmadan izin verdiğim dosyalara erişebilmeli. Eminim, ileride, abonesi oldukları yazarın yazdığı yazıyı daha ilk sözcükleri ekrana vurur vurmaz görebilecek hale gelecek insanlar; yazım sürecine müdahale edemeseler bile gördükleri yanlışları daha geniş kullanıma girmeden düzeltebilecekler...

Kullandığımız programlar bizi internet yoluyla yazılım firmalarına bağlıyor zaten; birileri fazla zorlanmadan istedikleri özel bilgileri edinebiliyor. Bunu önlemenin imkânı neredeyse yok gibi. Bazen izin isteseler bile, çoğu kez ruhumuz duymadan olup bitiyor olay zaten.

Bundan şikâyetçiyiz ve önlemek için bayağı masraflı yollara da başvuruyoruz; ancak bu çaktırmadan iletişim her zaman aleyhimize sonuç vermiyor, bazen bu özellikten yararlanılabiliyor da... Tıpkı, geçen hafta, sürekli hırsız saldırısına muhatap bir işyerinde yaşandığı gibi... Hırsız, sonunda işyeri yöneticilerinden birinin dizüstü bilgisayarını da çalınca kısa sürede yakayı ele vermiş...

Dizüstü bilgisayarında yüklü ‘SyberAngel’ adlı program çalıştığında şifre soruyor ve eğer yanlış şifre girilirse internete bağlanır bağlanmaz durumu yazılım firmasına rapor ediyormuş... Çalıntı bilgisayarın sahibi hırsızlığı polisle eşzamanlı olarak ‘SyberAngel’ firmasına da bildirmiş. Firma yetkilisi, bilgisayarın o gece geç saatte kullanıldığını tespit edip kullanıcının adresini polise iletmiş... Satıldığı halde bilgisayarı bulup sahibine teslim etmişler, hırsızı yakalamak da fazla uzun sürmemiş...

İlk kişisel bilgisayarı kullanıma girdikten kısa süre sonra görmüş biriyim ben. 1980 yılıydı ve ABD’de bulunduğum üniversitedeki odam Balkan ülkelerinden ünlü bir yazarla komşuydu. ‘Roma Kulübü’ adlı önemli bir kurumla irtibatlı ekonomist oda komşum, verileri, masası üzerine kurulu bir âlete yüklüyordu. O güne kadar kocaman bir oda büyüklüğünde olduğunu bildiğim bilgisayarın masaya konmuş hali çok dikkatimi çekmişti. Her geçişimde merakla ne yaptığını gözledim oda komşumun...

25 yılda kat edilen mesafe muazzam gerçekten. Nokia firması kullanmaktan müthiş keyif aldığım dizüstü bilgisayarımın neredeyse bütün mârifetlerine sahip bir model (Nokia 9500) geliştirip satışa sundu bile. Hafif büyükçe, ancak bluetooth yanında kablosuz bağlantı imkânı da sağlıyor... Faks alıp faks gönderiyor, gelen faksı e-posta formatına dönüştürüyor. Kendi tuşları da var, ama bluetooth ile dış klavye bağladığınızda yazı da yazabiliyorsunuz...

Geçen ay hayatı kolaylaştıran bir de program keşfettim, “Keşke bizim online kitap satıcıları ve Milli Kütüphane ile de temas kurulabilse” diye temenni ettiğim... Kitap, DVD, VHS ve CD koleksiyoncuları için vazgeçilmez bir program bu...

Koleksiyonunuzda bulunan Batı dillerindeki kitapları, filmleri kolayca yükleyebiliyorsunuz. Daha doğrusu siz adını girdiğinizde, program, online kitap satıcıları ve büyük kütüphanelerden (İngiltere’de British Library, ABD’de Library of Congress gibi) o eser veya filmle ilgili bütün bilgileri derleyip kapak resmiyle birlikte bilgisayarınıza yüklüyor. Elinizdeki kitap, CD ve DVD varlığını belirlemek, ödünç verdiklerinizi takip etmek için birebir bu program... Denemesi de bedava.

Dünya teknolojiyle daha bir anlamlı.


17 Mayıs 2005
Salı
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED