AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
"Başörtülüler okumasın, sevdiklerine name yazarlar"

Büyük dedemin hikayelerini dinlerken, küçük yaşlardan itibaren hep aynı yerde takılı kalırdım. Büyükannem biraz kırgınlıkla "kızlar okuma yazma bilirse yavuklusuna mektup yazar" derdi deden diye anlatırdı kayınpederini.

Okuma neyse ama "yazma bilmesin" düsturu sık sık karşıma çıkardı eski kuşağın hikayesini dinlerken. Oysa dedemin en sevgili torununun, en sevgili çocuğu olarak ben (dedem erkek torunlara kızar ama benim adım Fatma olduğu için etrafımda dokunulmazlık halesi oluştururmuş) şimdi bu satırları yazıyorum. Türkiye'ye nameler yazıyorum işte.

Dünyanın her tarafında aynı reflekslerin kullanılışını görmek bu bakımdan benim için şaşırtıcı oldu. Düşünceye form veren zaman ve mekan. Ama galiba daha çok zaman. Kızların okuma yazma bilirse sevdiğine mektup yazacağını düşünen erkekler Osmanlı ya da İtalyan, Müslüman ya da Katolik aynı tasavvurda buluşuyor. Tıpkı şimdi bizim Müslüman ya da seküler ya da Hristiyan olarak eski kuşağı anlamamakta aceleci, hükümlerimizi "ataerkil" söylemin zaaflarına dayandırmaktaki ısrar edişimiz gibi. Geçmiş söz konusu olduğunda hep parekende satışımız yoktur, satışlarımız (yani hükümlerimiz toptandır) ibaresi asılı duruyor bilincin duvarlarında.

1787'de İtalya'ya gezisi sırasında Goethe'ye bir kadın yaklaşır: "Onlar kalemlerimizi aşk mektupları yazmak için kullanmayalım diye bize yazmayı öğretmezler ve bir dua kitabı okumamıza gerek yoksa okumamıza bile izin vermezler." Milonolu kadının itirafını aktaran Michella di Giorgio şu yorumu yapar: "Milonolu genç kadın "onlar"ı tanımlamadı; çünkü kadınların eğitimi konusunda laik kesim, kiliseyle aynı bakış açısına sahipti." (Kadınların Tarihi, C.IV. sh 169)

Türk Ceza Kanunu'ndaki teşhire yönelik giyim anlayışı ile ilgili değişen hükümleri düşük belli pantolon da hapse girebilir diyerek manşet yapanlar, on binlerin yürüdüğü "Beyaz Yürüyüşü"n haber değerini yok etmeye çalışarak, örtülüleri örtmeyi tercih ettiler. Durum şu ki, başörtülülerin hakkını gasp etmek konusunda, özgürlükçü-haksever basın pek gönüllü. Dün kadınlar okumasın sevdiğine name yazar diyenler Katolik ya da Müslüman zamanın şartları içinde buluşuyordu. Bugün de "Başörtülü kızlar okumasın, düzeni değiştirir" diyenler başörtüfobi duygusunda birleşiyor. Birleşmenin ortak paydası yoktan tehlike üretmek. Bu ortak payda ne zaman farklılığı tanıyor ne mekan.

Dün kadınlar okuma-yazma bilirse sevdiğine mektup yazar diyenleri "gerici" olarak yaftalayanlar bugün kendi yasakseverliklerine bir anlam bulmaya çalışmıyor bile.

Herkesin ve her şeyin hakkını vermeye hazır görünen çağdaşlarımın, meslektaşlarımın, hemcinslerimin başörtüfobileri eşliğinde anlaşmamız pek mümkün görünmüyor. Kendi sesleri kadar yakın, kendi gözleri kadar aşina olabilecekken, genç kızların, kadınların okuma hakkının gasp edilmesine "ama onlar kamusal alanda çoğalırsa bize yer kalmaz…" diye başlayan cümlelerin oluşturduğu mevzilerden siper alıp, yaylım ateşi açmaları yüzünden, anlama ve anlaşma noktalarımız her geçen gün yok oluyor. İnsan olarak değil, bir araştırma nesnesi olarak gördükleri başörtülüler üzerine yapılan sosyolojik çalışmalar, "bizi ayıran nehire" dönüşüyor her geçen gün.

Tarihler nasıl yazacak? 21.Yüzyıl'da Türkiye'de kadınlar ve erkekler "öteki kadınlar"ın yazacağı "namelerden" ölesiye korktular diye mi?

Her türlü baskıya; görmemezlikten gelinme, yok sayılma, adam yerine konmama, apar topar dışarı atılma, meslekten men edilme… Hasılı, her an potansiyel suçlu ibaresi altında tanımlanarak, bir insana yapılabilecek ne kadar psikoljik taciz varsa hepsine muhatap olan başörtülüler "name " yazmaya devam ediyor, korkanların korkularına inat.

Ama hâlâ "başörtüsünün sorun " olmasını dindar kesimin konuyu yeterince entelektüel boyutta tartışamamasına bağlayanlar çıkabiliyor. Bu, "başörtüsü sorunu bazı kadınlar başörtüsü taktıkları için vardır, takmasalar böyle bir sorun da olmayacak" görüşünü savunmak manasına gelmiyor mu en kaba şekliyle?


20 Mayıs 2005
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED