AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
AHİM’de ne oldu?

Türkiye ‘türban yasağı’ konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) ne dedi gerçekten? Bir gazete, konunun mahkemede görüşülmesi arefesinde, “AKP: Türban yasağı sürsün” manşeti ile çıktı. İddia ve savunma makamlarının mahkemeye sundukları son görüşleri değerlendiren gazetelerin çoğu devlet adına yapılan savunmayı beğenmediğini belli etti. Bir yazar, belli bir kesimin yaklaşımının özeti sayılabilecek şu benzetmeleri kullandı dün: “Vitesi düşük bir belge, hafif utangaç bir üslup...” Yasağa karşı olanlar arasından hükümetin tavrını ürkek bulan yorumcular da çıktı.

Gerçekte ne oldu? Türban yasağı konusunda nasıl bir görüş sunuldu mahkemeye? Kimin görüşüydü bu? Devletin mi, hükümetin mi, yoksa Dışişleri Bakanlığının mı? Görüşler ‘utangaç’ bir üslupla mı serdedildi, hükümet cesaretsiz mi davrandı?

Mahkemeye iki görüş sunuldu: Biri, 4. Daire’nin daha önce verdiği kararı temyiz eden Leyla Şahin’in avukatlarının ‘iddialarını’ içeriyordu; diğeri de, açılan dâvânın muhatabı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni iddialara karşı savunmasıydı... Hukukî açıdan yaklaşıldığında, Üst Daire’nin daha önce verilmiş kararını bozması için mahkemeye başvuran dâvâcı tarafın yeni kanıt ve gerekçelerle kapsamlı bir sunumda bulunması beklenir... Buna karşılık, elinde lehte bir karar bulunan dâvâlı taraftan beklenen ise, konuyu varolan sınırları dışına taşırmaktan kaçınan bir savunma yapmasıdır.

AİHM’nde önceki günkü duruşma bu beklentilere uygun geçti: Kararın bozulmasını isteyen dâvâcı taraf yeni kanıtlar sundu ve eski savunmasını ek gerekçelerle besledi; buna karşılık dâvâlı tarafı temsil eden hukukçu da, daha önce verilmiş kararda ısrarlı olunmasını talep etti. AİHM, kararını, ‘devletin eğitim alanını düzenleme hakkına sahip olduğu’ tezine dayandırmıştı; dâvâlı temsilcisi, o tezde ısrarlı olunduğunu açıkladı. Fark edilen tek değişiklik, dâvâlı tarafı temsil eden hukukçunun, sözlerini, “Türk hükümeti özgürlüklerin genişletilmesinden yanadır” cümlesiyle bitirmesidir.

Görülen dâvâda, dâvâcı tek kişi olduğu için kimliği konusunda herhangi bir tereddüt yok. Ancak, önceki günkü duruşmanın medyaya yansıması, ‘dâvâlı taraf’ın kimliği hakkında zihinleri bulandırdı. AİHM’ye kişilere değil devletlere karşı dâvâ açılabiliyor; dolayısıyla Leyla Şahin’in açtığı dâvânın muhatabı da Türkiye Cumhuriyeti’dir. Dâvâyla ilgili ilk kararda olduğu gibi verilecek yeni karar da, uluslararası literatürde “Leyla Sahin vs Turkey” adıyla anılacak...

Devleti temsil eden hükümetin zor bir durumda olduğuna kuşku yok: Ak Parti her alanda demokratik hak ve özgürlüklerin önünü açma sözünü vererek iktidara geldi; Dışişleri Bakanlığı hukuk müşavirinin sözünü bitirirken kullandığı cümle bunu ifade ediyor... ‘Daha fazla demokrasi ve özgürlük’ iddiası içine türban yüzünden eğitim hakları engellenenler de giriyor elbette. Ancak, konunun hassasiyeti yüzünden, daha açık bir tavır sergilenemiyor...

‘Konunun hassasiyeti’ yalnızca bazı çevrelerin başörtüsü/türban kavramlarına verdikleri tepkiden ibaret değil. Yasağa karşı çıkışları, yakın geçmişte, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan iki partinin aleyhinde kullanıldı. Refah Partisi ve Fazilet Partisi ile ilgili kapatma kararlarında o gerekçe çok belirgin. Hiçbir siyasî parti türban/başörtüsü konusunda kolay kolay yasağa karşı tavır alamıyor ve vaadlerini genel geçer sözcüklerle ifade ediyorsa sebebi budur... Aynı durum, doğal olarak, hükümet için de söz konusu...

Avukat Kazım Berzeg’in Leyla Şahin adına yaptığı savunmaya fazla değinen çıkmadı medyada; oysa AİHM yargıçlarının kararlarını etkileyecek olan Dışişleri mensubu hukukçunun sunumu değil, dâvâcı adına sunulan yeni belge ve tanıklıklardır. Avukat Berzeg’in, savunmasında, konuyu ‘eğitim hakkının engellenmesi’ ve uygulamanın dünyadaki benzerlerinden farklılığı üzerine oturttuğu, yasağın yaygın uygulamasının eşitsizlik ve hak gasbına yol açtığını özellikle vurguladığı anlaşılıyor. Mahkemenin konuyu gözden geçirip 4. Daire’nin kararını değiştirmesi için yeterince malzeme var yeni savunmada...

Her şeyi anlamak kolay da, medyanın yasaktan yana tavır almasını anlamak çok zor...


« Geri Dön

20 Mayıs 2005
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED