|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Cumhuriyet, 19 Mayıs'tan bir gün önce "gerilimli" bir manşetle çıktı: CHP milletvekili Gazalcı, "19 mayıs törenlerini Üçüncü Dünya'daki törenlere benzeten" Milli Eğitim Bakanı'nı "19 Mayıs'a gölge" düşürmekle suçluyordu. Ertesi gün, bakan, "muhalefet milletvekillerinin ağzından kendisinin söylemediği bir cümleyi haber yapan bir gazete"yi suçladı, "yasal hakkını" kullanacağını söyledi. Oysa CHP'liler uydurmamıştı bunu, Hürriyet'ten okumuşlardı...
Cumhuriyet, 18 Mayıs tarihli manşetinde "19 MAYIS'A GÖLGE" düştüğünü söylüyordu. Çünkü: "Bakan Çelik'in, ulusal bayramlardaki coşkuya 'Üçüncü Dünya ülkelerindeki gibi' demesi tepki çekti / CHP milletvekili Gazalcı, Milli Eğitim Bakanı Çelik'in, açıklamalarıyla 19 mayıs'a 'gölge düşürmeye' çalıştığını söyledi. AKP iktidarı ile iki buçuk yıl içinde yaşanılanların kaygı verici olduğunu belirten Gazalcı, '29 Ekimler, 23 Nisanlar, 19 Mayıslar bilinçli yurttaşlarımız tarafından yıllardır coşkuyla kutlanıyor. Kimse ulusal egemenlik gününün coşkusunu engelleyemez' dedi..." Ertesi gün (dün) konu Cumhuriyet'te yine haberdi ama, 8. sayfada: "MEB'den açıklama: Çelik 3. Dünya ülkesi gibi demedi... / Milli Eğitim Bakanlığı, Bakan Hüseyin Çelik'in 19 Mayıs törenlerine ilişkin basın toplantısında '19 mayıs artık 3. Dünya ülkelerindeki gibi kutlanmayacak' ifadesini kullanmadığını bildirdi. Bakanlık, gazetemizin dünkü sayısında yayımlanan '19 mayıs'a gölge' başlıklı haberle ilgili olarak açıklama yaptı..." TAM OLARAK NE DEMİŞ? Haberden, açıklamada Bakan Çelik'in basın toplantısındaki konuşma metninin de yer aldığını öğreniyoruz. Cumhuriyet onu da vermiş. Bakan tam olarak şöyle diyor: "(...) Birçok ilimizde ben illerin kurtuluş programlarına katılıyorum. Malumunuz, öğrenci alayları geçiyor. Mekanize askeri birlikler geçiyor. Birçok ilde gördüğüm manzara ne biliyor musunuz? Belediyenin ne kadar aracı varsa, itfaiye arabaları, vidanjörler, kamyonlar, köy hizmetlerinin greyderleri, dozerleri, telekom'un pikapları şehir meydanından geçiyor. Soruyorum oradaki yöneticilere, bunlar niye geçiyor Allah aşkına? Niye geçiyor biliyor musunuz değerli basın mensupları? Cumhuriyet'in ilk yıllarında 1925-30'larda büyük Atatürk, Cumhuriyet'in değişen, modernleşen çehresini göstermek için bir moral motivasyon unsuru olmak üzere bunları geçirmiş. Ey Türk halkı, bu traktör, bu da loder, bu da eskavatör demiş. Ama artık aradan geçen 70 yılda bunlar artık en geri kalan Afrika ülkelerinde de var. Bunları şehir meydanından geçirerek bayram yaptığımızı sanıyoruz. Bu çok anlamlı değil..." Görüyorsunuz, gerçekten de, 19 mayıs törenlerine benzer törenlerin artık sadece 3. Dünya ülkelerinde kaldığına dair tek bir sözcük yok açıklamada. Peki, bu sözler kim tarafından ve ne zaman yapıştırıldı Bakan Çelik'e? Bakan'ın kendisine göre, bu işin sorumluluğunu CHP'liler taşıyor. Sabah'taki (19 Mayıs) konuya ilişkin haberden anlıyoruz bunu: "(...) Çelik, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı için kesinlikle 'daha önce 3. dünya ülkelerindeki gibi kutlanan' şeklinde bir ifade kullanmadığını belirterek şöyle konuştu: 'Bir gazetede bu mesele, muhalefet milletvekillerinin ağzından bu şekilde ifade edilmiş. Bununla ilgili gerekli yasal hakkımı kullanacağım. Bu, benim söylemediğim bir ifadeyi bana izafe etme anlamına gelir. Bunu da ayıplıyorum." 'PARÇA' HÜRRİYET'TEN... Oysa yanılıyordu Çelik... Zannettiği gibi "muhalefet milletvekilleri" uydurmamıştı bunu. Onların yaptığı, her zaman yaptıkları gibi, gazete haberleri arasında dolaşıp "laf oturtacak" bir-iki malzeme bulma çabasından ibaretti... İşte gene böyle bir mesai ânında Hürriyet'in (17 mayıs) 26. sayfasındaki şu minik haberi okudular: "19 MAYIS ŞÖLEN GİBİ KUTLANACAK... Milli Eğitim bakanı Hüseyin Çelik, Türkiye'de artık 19 Mayıs'ların üçüncü dünya ülkelerinde olduğu gibi kutlanmayacağını söyledi..." Gerisi bizi ilgilendirmiyor, haberi burada keselim... Şimdi de şu sorunun cevabını arayalım: Hiç söylenmemiş bir cümle nasıl oluyor da gazetenin haberinin arasına "parça" suretinde yerleşebiliyor? Haberi veren başka gazetelere de baktık, hiçbiri böyle bir şeyden söz etmiyor... Sorunun cevabını tabii sadece Hürriyet verebilir; kuşkusuz Çelik "yasal hakkını" kullanırken, "muhalefet milletvekilleri" Hürriyet'in bu haberini hatırlatacaklardır, belki o zaman konuya yeniden döneriz... RADİKAL'İN HABERİ... Bu arada CHP milletvekili Gazalcı'nın konuya ilişkin Radikal'in haberini atlayarak, muhalefetini zenginleştirme fırsatını kaçırdığını da ekleyelim. Gazalcı böyle yapsaydı, "3. Dünya"nın yanı sıra "Afrika"yı telaffuz edebilecekti. Çünkü Radikal'e göre, Bakan Çelik basın toplantısında "Bu tür kutlama ancak Afrika ülkelerinde kaldı" demişti... Radikal'in haberine bu cümlenin "dikkatsizlik" sonucu girdiğini söyleyebiliriz. Belli ki Bakan'ın geçit resmi yapan kamyonlar, dozerlerden söz ederken kullandığı "Ama artık aradan geçen 70 yılda bunlar artık en geri kalan Afrika ülkelerinde de var" cümlesini Radikal muhabirleri ve editörleri "sehven" böyle anlamıştı... Hürriyet'in haberindeki "3. Dünya" parçasının oraya nasıl girdiğini ise bilmemiz mümkün değil. (A.G.)
Siz önce haberi doğru vermeyi becerin...
Bir süredir Akşam'da "Günün Konusu" başlığı altında bir "editoryal" sütuna yer veriliyor... Dünkü gazetede "Günün Konusu", Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki Leyla Şahin davasının temyiz duruşmasına ayrılmıştı. Akşam'cılara göre hükümet, "büyük bir ihtimalle Şahin'in aleyhine" çıkacak karardan sonra "türban sorununu Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarmalı"ydı... Şöyle yazdılar: "Bize Avrupa'nın gündelik yaşama ve özgürlüklere yaklaşımını çok da iyi anlatması gereken bu süreç içinde hükümetin artık modern zamanlara hiç de uymayan uygulamaları savunma ısrarından vazgeçmesi ve türban sorununu Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarması bizim beklentimizdir..." Bu muhteşem cümleyle biten "Günün Konusu"nun giriş cümlesi ise şöyleydi: "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) türban davasının temyiz duruşması dün bitti, ancak karar beş ay sonra resmen açıklanacak." Şimdi de bu cümleyi, davanın görüleceği 18 Mayıs'ta konuyu manşetten işleyen Akşam'ın haberiyle kıyaslayalım... Şöyle diyorlardı haberde: "TÜRBAN SORUNU BUGÜN ÇÖZÜLÜYOR... AİHM, üniversitelerde türban yasağına karşı açılan davayı bugün karara bağlıyor. Büyük ihtimalle 'yasak uygun' diyecekler. (...) AİHM bugün vereceği kararla türban tartışmalarını sona erdirecek...." Akşam, 18 Mayıs'ta "temyiz duruşması bugün yapılıyor" haberini manşete taşıyan tek gazeteydi. Neden biliyor musunuz? Çünkü sadece Akşam'cılar o gün "karar" çıkacağını zannediyorlardı... Öbür gazeteler, Akşam'ın bir gün sonraki "editoryal"inde teslim ettiği gibi kararın en az altı ay sonra çıkacağını haberlerinde belirtiyorlardı; bu bilgiye sahip oldukları için de nispeten küçük haberlerle değerlendirmişlerdi o günkü duruşmayı... Bu eleştiri yeterince "bilimsel" oldu mu bilmiyoruz ama doğru olduğu kesin... (A.G.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |