|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Kurtlar Vadisi derin Türkiye'den, derin dünyaya daldı... Son bölümü ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti. Bilderberg toplantılarına girdiler. Hani şu kapalı kapılar ardında yapılan toplantılar var ya... Hani dünya için önemli kararlar alınıyor diye bahsediliyor... İşte onların ne işe yaradığını Kurtlar Vadisi'nde de dinledik. Özellikle Amerikan'ın en zengin şirketleri varmış arkasında. Kurdukları Vakıflardan fon aktarıp, dünyanın anasını bellerlermiş. Sadece Rockfeller'in kurduğu vakfa aktardığı para 1.1 trilyon dolarmış. Vay annem vay... Ve bu vakıftan Bilderberg toplantılarında alınan kararların uygulanması yönünde para akarmış. Soros'un vakfı bile bu toplantının organizatörleri içindeymiş. Bilderberg'de dünya ile ilgili alınan kararlar mutlaka uygulanırmış. Polat Alemdar'ın elinde okuduğu kağıttan öğrendik bunları. Kurtlar Vadisi'ne göre bu toplantıya katılanlar, ülkelerine döndüklerinde acaip yükselişe geçerlermiş... Ne kadar doğru bu tanımlamalar bilmiyorum. Alt tarafı bir mafya dizisi senaryosu.. Şimdi gerçekleri kalkıp da bir diziden mi öğreneceğiz yani. Bana biraz saçma geldi... Çünkü son toplantıya bizden iki kişi katıldı. Biri Hürriyet'ten Cüneyt Ülsever... Tamam onun yükselme şansı var. Gazetenin en tepesine bile oturabilir. Bu akla yatkın... Ama Bilderberg'e bizden giden ikinci adam Mustafa Koç...
"Uzay Yolu" mu "Kurtlar Vadisi" mi? Ben hangisini izledim... Kafam iyice karıştı... Bir özel kanalda çalıştım yaklaşık dört sene... Toplam personel sayı 250'ydi. Akşam saat 16.45'te kanalın karşısındaki parka iner, stres atardım. Saat tam 17.00 olunca, hemen yan taraftaki dev kulelerden binlerce insan boşalır, servislere hücum ederlerdi. Hergün onları izlerdim. "Acaba saat 17.00'de eve gitmek nasıl bir duygu" diye... Çünkü bizim eve gidiş saatimiz en erken prime time bitimindeydi. Yani televizyonların en yoğun iş yaptığı 20.00-23.00 saatleri ekranda tükendikten sonra... Eve varışımız ertesi güne sarkardı hep... Geçtiğimiz günlerde TRT Genel Müdürü'nün yaptığı bir açıklama, yukarıda bahsettiğim hatıraların canlanmasına yolaçtı beynimde... Şenol Demiröz diyor ki; "Saat 17.00 oldu mu pencereden bakıyorum, yaklaşık 4 bin personel binayı boşaltıyor, kendi kanallarındaki en önemli saati bile izlemeden yola düşüyor"... TRT'de geriye kalan personel teknik ekip ve kasedi takıp çıkaracak adamlar... Canlı yayın varsa, stüdyoya girecek insanlar... Binaya hiç uğramayan bankamatik memurlarının ne yaptığını ise bilmiyoruz tabii... İşte devlet memuru televizyoncular ile özel kanal televizyoncularının farkı... Birinde 250 kişiyle televizyonda sabahlıyorsunuz... Diğerinde binlerce kişiyle hava kararmadan dükkanı kapatıyorsunuz. Hangisi doğru?.. Kim yanlış!
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |