AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kısa kes! Aydın nesi olsun?

Bir deyimimiz var: "Kısa kes, Aydın havası olsun!" Bu deyimi söyleyenler de, dinleyenler de herhalde müzikle ilgili bir şey söylediklerini düşünmeksizin bu sözü söylerler. Ama sözün anlamını, kaynağını araştırmayı denediklerinde varacakları yer herhâlde müzik, dolayısıyla Aydın'da çalınıp söylenen türküler ve oyun havaları olacaktır. Oysa geçen ay basına yansıyan bir haber, bu sözün anlamı hakkında da, lâfzı hakkında da çeşitli görüşlerin bulunduğunu gösterdi.

Haber şöyle başlıyordu:

"Halk arasında yaygın olarak kullanılan ''Kısa kes Aydın havası olsun'' sözünün yanlış bilindiği, doğrusunun ''Kısa kes Aydın abası olsun'' şeklinde olacağı bildirildi.

Araştırmacı Yazar-Şair Ahmet Zeki Muslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaygın olarak kullanılan ''Kısa kes Aydın havası olsun'' sözünün, Aydın'ın gün boyunca sık değişen havası için, kısa olan Aydın türküsü için ve sözü çok uzatanlar için söylendiğini belirtti."

Sanırım, Ahmet Zeki Muslu'nun sözleri yanlış aktarılmış. "Aydın'ın gün boyunca sık değişen havası" da, "kısa olan Aydın türküsü" de, deyimin kaynağını ve gerekçesini oluşturur ve deyim sadece "sözü çok uzatanlar için" söylenir.

Haberin devamı şöyle: "Ancak bu sözün yanlış bilindiğini, doğrusunun ise ''Kısa kes Aydın abası olsun'' olduğunu öne süren Muslu, şöyle konuştu: ''Aydın yöresinde zeybekler, Aydın tezgâhlarında dokunan, kalın bir kumaş olan abadan yapılmış, dizleri açıkta bırakan ve potur, kısa don ya da dizlik denilen bir çeşit menevrek giyerdi. İkinci Mahmut döneminde yapılan ıslahatlar kapsamında kılık kıyafet de değişti, abanın yerine kara don denilen şalvar giyilmesi zorunlu hale getirildi.''

"Ancak aba giymeyi bırakmayan zeybekler ile devlet arasında çatışma başladığını belirten Ahmet Zeki Muslu, ''Zeybekler, yeni kıyafetleri zorla kabul etti. Bu dönemlerde terzilere, daha önce söyledikleri gibi "Kısa kes Aydın abası olsun" diyemediler. Daha sonra bu söz, "Kısa kes Aydın havası olsun" oldu'' dedi."

Doğrusu, "aba"nın "hava"ya dönüşmesini açıklamak için yasaklama, zorlama yüzünden "Aydın abası olsun!" cümlesini söyleyememe bana pek inandırıcı gelmedi. Dilimizdeki kimi kimi b'lerin zamanla v'ye dönüştüğünü gösteren örnekler vardır: Bugün "ev" dediğimiz kelime eskiden "eb" idi, günümüzün "varmak"ı geçmişte "barmak" idi. Gerçi Aydın havaları gerçekten başka yerlerin havalarına bakışla "kısa" ise, deyimin kaynağını "aba"ya bağlamaya ihtiyaç kalmayacaktır.

Konuyla ilgilenen başka bir bilim adamı da şu açıklamayı yapmış: "Adnan Menderes Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Öztürk de tarihte ''Kısa kes Aydın halvası olsun'' diye bir deyim de bulunduğunu söyledi. Aydın'ın, eskiden helvanın en iyi üretildiği yerleşim merkezlerinden biri olarak tarihe geçtiğini belirten Öztürk, şunları kaydetti: ''Evliya Çelebi, Aydın için "Helvacılar çarşısı, bir başka lezzetli çarşıdır. Rum, Arap, Acem diyarlarında Aydın'ın helvacı civarları meşhurdur" demiş. Ustalar, helvayı öyle düzgün ve kısa kesiyorlarmış ki halk arasında bir olayın öz anlatılması için "Kısa kes Aydın halvası olsun" denmeye başlamış. Yani tarihte "Kısa kes Aydın halvası" sözü var, ancak bence doğrusu "Kısa kes Aydın abası olsun"dur.''

Bilim adamlarımızın bu açıklamalarından anlaşıldığına göre, deyimin aslı "Kısa kes, Aydın abası olsun!" imiş. Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü'nde M. Zeki Pakalın, "aba" maddesinde şu bilgiyi de vermiş: "Aydın abası kısa salta. Balıkesir abası daha uzuncası, Bağdat abası kalınca sof."

Bu deyimi açıklamak için öne sürülen, Aydın'da havanın çabuk değişebilir oluşu ve helvanın düzgün ve kısa kesiliyor oluşu yorumları bana pek inandırıcı görünmedi. Havada olup bitenler için "kesme", helva için de "kısa" sözcüğünün uygunsuz olduğunu sanıyorum.

"Şarkın en sevgili sultanı Selâhaddin" Eyyûbî'nin etnik kimliğine ilişkin kanaatlerin de Aydın'ın "aba"sı, "hava"sı, "helva"sı hakkındaki kanaatler gibi karışık olduğu anlaşılıyor. Meselâ, bir okuyucumun yazdığına göre "Selâhaddin Kürt ya da Arap olması eşyanın tabiatına aykırıdır. Neden mi? Kardeşleri dahil pek çok yakın akrabasının özbeöz Türkçe isim taşıması Turk kökenli olduğunu gösterir. Kardeşleri arasında Turan, Tuğtekin, Böri vardır. İçlerinden biri Unar Bey, enişteleri Umaroğlu Sadettin Mesud ve Muzafferuddin Gökböri, yeğeni Karakuş isimlerini taşımaktadır. Bu isimlerin çoğu, ilk Kürt tarihi Şerefnâme'de de teyid edilmistir."

En iyisi, bu konuyu Aydın havası ya da abası gibi "kısa", Aydın helvası gibi "tatlı" kesmek galiba. Elbette işin doğrusunu, aslını aramayı, bulunca ona saygı duymayı ihmal etmeden…


24 Mayıs 2005
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED