|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bir ülkenin ekonomisinin mülkiyet bağlamında üç temel sektörü vardır: Özel sektör, kamu kesimi ve dış dünya. 20. yüzyılın önemli bir kısmında iktisat politikaları kamu kesimini baz ve veri alarak geliştirilmiştir. Ekonomi politikalarının daha ziyade kamu kesimi üzerine inşa edilmelerinin birkaç temel gerekçesi var. Her şeyden önce geçen yüzyılın önemli bir kısmında ve esasen bugün dahi geçerli olmak üzere, kamu kesiminin ekonomi içindeki ağırlığı önemli boyutlarda. Sadece devletin bu ölçeği sebebiyle, kamunun attığı her adımın, uygulamaya koyduğu her politikanın, hatta ekonomi ile ilgili gözükmeyen kimi hareketlerinin dahi ekonomiyi etkileyen bir yönü bulunuyor. Bir devlet hiçbir şey yapmasa bile, cebir yoluyla topladığı vergiler ve böylece sağladığı fonları nasıl kullandığı, sadece belli kesimlerden başka kesimlere bir kaynak aktarımı temin etmiyor, ama aynı zamanda ekonomideki diğer karar mercilerinin de beklentilerini şekillendiriyor. Vergilerin hangi gelir gruplarından, hangi oranlarda ve hangi yöntemle alınacağı, toplanan vergilerin yatırım, maaş ödemeleri, sosyal güvenlik harcamaları ve faiz gibi kalemler arasında nasıl paylaştıracağı tabii olarak pek çok kesimi fiilen ve beklentiler aracılığıyla etkiliyor. Buna ilaveten devletin kanun yapma yetkisi ve düzenleyici rolü de iktisadi kararları yönlendiriyor. Yatırım ortamını veya finansal piyasaların işleyişini etkileyen mevzuat bu etkinin en bariz şekli. Devletler ayrıca, bir ülkenin parası üzerine kurduğu tahakkümle ve finans piyasalarına borçlanıcı olarak girmeleriyle daha doğrudan müdahaleler yapabiliyor. Liberal ekonomi anlayışını savunanların, devletin küçültülmesi yönündeki tezlerinin altında yatan başlıca anlayış, işte bu ölçek etkisinin azaltılmasıdır. Zaten belli bazı politikaları yapması şu ya da bu şekilde engellenebilir olan devletin iktisadi varlığının küçültülmesinin, liberal yaklaşım açısından ayrı bir önemi bulunuyor. Yine 1980'li yıllara dek ekonomide devletin ağırlığının bulunmasının bir başka nedeni de, kamunun belli bazı davranış biçimlerini uygulayarak veya belli bazı politikaları güderek iktisadi gidişatı yönlendirebileceği düşüncesiydi. Madem devletin attığı her adımın ekonomide bir yankısı ve etkisi vardı, o zaman bu süreci ekonomiyi büyütmek ve kalkındırmak için kullanmak mümkündü. Burada iki gizli varsayım yatıyor. Merkezi planlama savunucularının zikretmeden kabul ettikleri bu varsayımların ilki, kamu kesiminin atacağı her adımın etkilerini takip edebilecek bir donanıma sahip olduğu inancıdır. İkinci varsayım da kamunun elindeki politika araçlarının istenilen neticeleri alabilmek için yeterli olduğu faraziyesidir. 20. yüzyıl tecrübesi, her iki varsayımın da geçersiz olduğunu gösterdi. İktisadi yapının karmaşıklığı, ekonomi yönetiminin anlamlı politika oluşturma ve yürütme için gerekli bilgiyi temin etmesini imkânsız veya maliyetli kılıyor. Daha da önemlisi ekonomi politikası araçları, karar alıcıların da beklentilerinin gelişmesi sebebiyle istenilen sonuçları veremeyebiliyor. Bir bakmışsınız, daha önce anlamlı bir ilişki içinde ilerleyen bir sebep - sonuç ilişkisi, bir müddet sonra kararsızlaşıp bozulmuş. Tabii olarak bu durum, bu araçların kullanımını anlamsızlaştırıyor. Kamunun ekonomi yönetimindeki etkisinin azalmasının bir başka sebebi de, özellikle 1990 sonrası küreselleşen dünya ekonomisi. Mal, hizmet ve sermaye akımlarının sınır tanımaz hale gelmesi, dış dünya olarak adlandırdığımız üçüncü kesimin ekonomiye katkısı ve etkisini eskisine nispetle muazzam ölçüde arttırdı. Bu da, kamunun ekonomi politikalarının gücünü zayıflatıyor. Tüm bu gelişmelerden kamu ekonomi politikalarının artık anlamsız olduğu ve her şeyin piyasalara bırakılması gerektiği sonucunu mu çıkarmamız gerekiyor? Kimilerine göre evet. Ancak bundan böyle eğer hukukun ve siyasetin olmayacağı bir dünyada yaşamayacaksak, şu yada bu ölçekte bir devletin varlığını kabul ediyoruz demektir. Devlet varsa ekonomi politikaları olmak zorundadır. Zira hiçbir şey yapmamak da bir politikadır ve üstelik kötü bir politikadır.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |