|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Yeni TCK'da özgürlükleri kısıtlayan hükümler, Türkiye'nin imza attığı uluslararası sözleşmelere uymuyor. Oysa Anayasa'nın 90. maddesine göre uluslararası sözleşmeler iç hukukun üzerinde.
1 Haziran'da yürürlüğe girecek olan Yeni Türk Ceza Kanunu'nun ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddeleri, Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası sözleşmelere de ters düşüyor. Yeni TCK'nın "Kanuna aykırı eğitim kurumları" başlığını taşıyan 263, "görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma" başlıklı 219 ve dini nikah başlıklı 90. maddeleri, Türkiye'nin de altına imza koyduğu ve Anayasa'nın 90. maddesine göre "iç hukukun üstünde" kabul edilen uluslararası sözleşmelerle çelişiyor. Yeni TCK'daki "özgürlükleri kısıtlamaya açık" hükümler, temel olarak "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Kişisel ve Siyasal haklar Uluslararası Sözleşmesi, BM Çocuk haklarına Dair Sözleşme,İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi, Din veya İnanca Dayanan Her türlü Hoşgörüsüzlüğün ve Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri" ile zıt hükümler taşıyor. Anayasa'ya göre iç hukukla çeliştiğinde "esas" alınması gereken bu sözleşmeler nedeniyle, yeni TCK'nın uygulanması sırasında ciddi hukuki kargaşa yaşanacağı ve davaların çok uzun süreceğine dikkat çekiliyor. Yeni TCK'daki bu çelişki yasa yürürlüğe girmeden düzeltilemezse, Türkiye, uluslararası hukuk kurumları karşısında zor durumda kalacak. İnsan Hakları Beyannamesi Birleşmiş Milletler tarafından 1948'de kabul edilen "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi" 57 yıl sonra hazırlanan yeni TCK'ya göre din ve vicdan özgürlüğünü koruyan hükümler içeriyor. Beyanname'nin 18. maddesi, "Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din ve vicdan değiştirme özgürlüğünü, dinini veya inancını tek başına veya topluca, açık yada özel olarak öğretim, uygulama, ibadet ve törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir" diyor. Kişisel ve Siyasal Haklar BM'nin 1966 yılında kabul ettiği ve Türkiye'nin 15 Ağustos 2000'de imzaladığı "Kişisel ve Siyasal haklar Uluslararası Sözleşmesi"nin 18. maddesinde de, "Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kendi tercihiyle bir dini kabul etme veya bir inanca sahip olma özgürlüğü ile tek başına veya başkalarıyla birlikte, toplu bir biçimde, aleni ve özel olarak dinini veya inancını ibadet, uygulama ve öğretim şeklinde açığa vurma özgürlüğünü de içerir" deniliyor. Aynı madde, aynı şekilde BM'nin "Din veya İnanca Dayanan her türlü Hoşgörüsüzlüğün ve Ayrımcılığın Tasfiye edilmesine Dair Bildiri"de de ilk sırada yerini almış bulunuyor. Çocuk Hakları Bildirisi BM Çocuk Hakları Bildirisi'nin 5. maddesine göre, "Çocukların anne ve babaları, eğer varsa vasileri kendi dinlerine veya inançlarına ve kendi inançları doğrultusunda çocuklarının yetişmelerini istedikleri ahlaki eğitime uygun bir tarzda aile içindeki yaşamı düzenleme hakkına sahiptir" hükmünü getiriyor. 5. maddenin ikinci başlığı ise "Her çocuk, din veya inanç konularında anne ve babalarının ve varsa vasisinin dileğine uygun olan bir eğitime ulaşma hakkından yararlanır. Çocuklar kendi anne ve babasının veya vasisinin dileğine aykırı bir din veya inanç öğretimi almaya zorlanamaz" şeklinde. 219. madde konuşturmayacak Yeni TCK'nın 219 ve 263. maddesi ise bunun tam tersine yasaklar içeriyor. Yeni TCK'nın, "Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma" başlıklı 219. maddesi, "İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerin vazifelerini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih (kınama) ve tezyif (aşağılama) etmeleri durumunda bir aydan bir seneye kadar hapisle cezalandırılırlar" hükümlerini içeriyor. Bu madde de, din adamlarının tüm ifade, açıklama ve derslerine müdahale anlamına gelirken, örneğin Cuma hutbesindeki bir ifade nedeniyle bir imamın 1 yıl hapisle cezalandırılması gündeme gelebilecek. Din adamlarının hangi durumlarda "vazifeyi ifa" halinde sayılacakları da belli olmadığından, tüm hayatları boyunca söyledikleri veya yaptıkları nedeniyle cezalandırma tehdidi altında olacaklar. Bu maddenin, uluslararası sözleşmelerde yerini bulan, "inanç ve ibadet özgürlüğü"ne aykırı olduğu vurgulanıyor. 263. madde ile eğitim yasak
263. maddeye göre, izinsiz eğitim kurumu açanlara 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. İzinsiz eğitim kurumunun tanımının yapılmaması nedeniyle resmi izin alınmaksızın verilen her türlü özel kurs da yasak kapsamına girecek. Yaz aylarında vakıf ve dernekler tarafından açılan yaz kursları da hapis cezasını gerektirebilecek. Böylece evlerde Kur'an eğitimi verilmesinin bile ceza kapsamına alınabileceği belirtiliyor. "Eğitim kurumu" ifadesindeki "kurum"un şartlarının oluşup oluşmadığı muğlak bırakıldığından, aile içi eğitimlere bile müdahale edilebileceği kaydediliyor.
|
|
![]() |
|
|
|
|