|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Malkoçoğlu Kurtbey, atına atlar gider Bizans sarayına, önüne geleni indirirdi yere... Bununla da yetinmez Bizans Kralı Romanos Diogeneslerin kızlarını da takar koluna giderdi memleketine... Nice Bizans kızları, prensesleri Cüneyt Arkın abimizin ceylan bakışlarına, sırıtırken ortaya çıkan dişlerine, vurdum mu oturturum diyen yiğit duruşuna âşık olur, kendinden geçerdi. Ne filmlerdi be!... Cüneyt abimiz "Savulun Battal Gazi geliyor" dedi mi, erkekler bir kenara savrulur, Bizans kızları kabak gibi ortada kalırdı. Şimdilerde durum biraz farklı... Bunu ben farketmedim. Bir okuyucumuz farketmiş, bize mail atmış. Diyor ki; "Bugün televizyonlarımızda yayınlanan dizilerde ortak olması sebebiyle dikkatimi çeken bir hususu aktarmak istiyorum size. Diziler, Aşka Sürgün, Özcan Deniz'in Haziran Gecesi ve Yabancı Damat. Birinde ana, diğerlerinde yardımcı bir tema olsa da, üç dizide de Türk kızının gayrimüslim bir erkeğe aşkı işleniyor. Senaristler, 'kızlarımızı' Haziran Gecesi'nde Yahudi'ye, Yabancı Damat'ta Yunan'a, Aşka Sürgün'de ise Süryani'ye âşık ediyorlar... Her işin altında bir bit yeniği arayanlardan değilim, ama her şeyi de 'Ne olacak, saçma sapan bir komplo teorisi işte' basitliği ile geçiştirmeyi yanlış buluyorum. Ne dersiniz bu bir tesadüf olabilir mi?" Valla hür demokratik parlamenter bir rejimde yaşıyoruz. Okuyucumuz, "Bu bir tesadüf mü" diye düşünme hakkına sahip. İnsanlara zarar vermedikçe düşüncesini ortaya koyabilir... Demokratik hakkını kullanabilir.. Belki bu okuyucumuz da "Savulun Battal Gazi geliyor" jenerasyonundan... Bu yüzden "Savulun Niko geliyor" diyen Yabancı Damat dizilerini sindiremiyor. Nitekim sindiremediğini de gönderdiği mailde açıkça belli ediyor, şöyle diyor; "Kimileri için son derece olağan sayılabilecek bu durumu, çocukluğunu A. Ziya Kozanoğlu'nun her limanda yüreği yaralı bir sevgili bırakan 'yağız' leventlerinin yer aldığı romanları okuyarak ve her 'operasyondan' sonra kefere illerinde gözü yaşlı bir kral kızı bırakan Cüneyt Arkın'ın filmlerini izleyerek geçiren bir vatandaş olarak ben kabullenemedim açıkçası." Bu okuyucumuz adını yazmamış, MEC diye rumuz kullanmış... Açılımı belki de Malkoçoğlu Elenora Cüneyt... Sevgili MEC şimdi ne diyeyim bilmiyorum. Doğru biz Bizans kızlarını kalbinden vuran Malkoçoğlu ile büyüdük. Ama şimdiki jenerasyon farklı azizim. Artık Titanik aşkları, Tom Cruise falan var. Kızlarımız akşam evlerinde Brad Pitt'in resmini duvara yapıştırıp, gözlerini yumup, ellerini resme uzatarak enerji gönderiyorlar, ertesi gün Brad Pitt gibi bir sevgiliye ulaşacaklarına inanıyorlar. Sen hiç günümüzde evinin duvarına Battal Gazi Cüneyt'in posterini yapıştıran ve ona enerji gönderen genç kızımız gördün mü?... Devir çok değişti çoook... Malkoçoğlu'nu ata bindirip Bizansa'a gönderen bir dizi yapsan, ardından atının arkasına Elenora'yı almış dört nala geri getirsen kaç kişi izler. Bindireceksin birilerini Mercedes'e, limuzine, Niko'ya, Brad Pit'e göndereceksin... Reytinge bak... Artık ata binmek yok! Hangi devirde yaşıyorsun MEC... Çok geri kaldın, çok!
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |