|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Din eğitim ve öğretimi hangi yaşta başlar ve kimler, nerede alabilir? Bu sorunun bir tek cevabı yok. Dünyanın her tarafında, kimi veliler, çocuklarının reşit olana kadar dinî konularda önyargısız yetişmesini ister ve bu sebeple din öğretimini ileri yaşa erteler; kimi veliler ise, din alanında eğitim ve öğretimi doğuştan itibaren vermeye çalışır. Bu, herhangi bir Avrupa ülkesinde de, ABD'de de, Türkiye'de de böyledir... Sorun şu soruda düğümleniyor: "Hangi aile tipinin dediği olmalı?" Din eğitim ve öğretimi erken yaşta mı başlamalı, yoksa reşit olma yaşına mı ertelenmeli? Türkiye'nin diğer 'lâik' ülkelerle ayrışması işte bu soruya cevapla başlıyor. Türkiye'de din eğitimi ilkokuldan itibaren veriliyor; ancak din öğretimi için 15 yaş şartı aranıyor. Daha önemlisi şu: Türkiye'de dinin hem eğitimini hem de öğretimini kendi tekelinde tutuyor devlet. Oysa, Batı'da 'eğitim' ve 'öğretim' ayrımı din alanında çok farklı düzenlemeleri gerektirmiş durumda. Batı'da, din eğitimi, yani bütün dinlerle birlikte öğrencinin kendi diniyle ilgili genel bilgiler edinmesi devletin görevi olarak görülüyor; çocuğun dinî konularda uygulamaya dönük bilgiler edinmesinde (öğretim) ise devlet aradan çekiliyor. Din öğretimi, birçok Batı ülkesinde, devletin ilgi alanı dışında ve öyle kalması da isteniyor. ABD'de ve pek çok AB ülkesinde, ilk ve orta dereceli okullarda 'İncil okuma' konusunda 'lâiklik' ilkesi gereği sınırlama bulunması bundandır. Türkiye'de ise din alanını devlet kendi denetimi altında tutuyor. 'Kaçak' deyimi bu yüzden sırıtıyor işte. Bizde 'kaçak' denilen din öğretimine dönük kursları Batı'da devletin vermesi yasaktır. Devletin eğitim kurumları 'İncil sınıfı' açmaya kalkarsa, bunu ancak 'kaçak' yoldan yapabilir Batı'da... Özet olarak durum şu: Bizde devlet dışı açılan Kur'an Kursları 'kaçak' damgası yerken, Batı'nın çoğu ülkesinde devlet okulunda İncil dersi ancak 'kaçak' verilebilir... Herhalde anladınız: Türkiye'de sorun 'lâiklik' anlayışından ve bunun devlet sistemine yansımasından kaynaklanıyor. 'Lâik devlet' dini ilgi alanı dışında görmesi gerektiği halde, bizde dini kendi düzenlemesinin dışına bırakmakta direniyor. "Kur'an dersi verilecekse, onu da ben veririm" diyen bir devlet anlayışı 'lâik' olduğunu iddia edemez. Herhangi bir dinin öğretimi lâik devletin düzenlemesi dışında kalmak zorundadır. Son TCK değişikliği üzerine kopan gürültüde unutulan yön de bu işte. Doğru olan tavır, "Sen kaçak Kur'an Kursu açılmasını teşvik ediyorsun" veya "Ne yani, sen, Allah'ın kitabının öğretilmesine karşı mı çıkıyorsun?" üslubuyla kavga etmek yerine, din eğitim ve öğretimini kimin vereceğini yeni baştan düzenlemek için bir uzlaşma zemini aramak ve dünyada yerleşik anlayışa uygun yasal düzenlemeleri gerçekleştirmek olmalıydı. Çocuğun dinin uygulamaya dönük yönlerini ancak reşit olduktan sonra öğrenmesini istemek anne-babanın hakkıdır. Tıpkı, çocuğunun din alanında bilgisini artırıp uygulamaya dönük donanıma kavuşmasını çok daha erken yaştan başlatmak isteyen velilerin de buna hakkı olduğu gibi. Lâik devlet, din eğitimini kendi ilgi alanında tutabilir, ancak dinin öğretilmesiyle ilgilenmediği için bu alandaki yapılanmayı sivil toplumun ilgisine bırakır. Yoksa, bizde olduğu gibi, "Kur'an öğretimi 15 yaşından sonra başlar" yasal kuralının ve bu kuralı aşmak için sarf edilen çabaları 'kaçak kurs' muamelesine tâbi tutmanın lâiklik ile hiçbir ilgisi yoktur. Ak Parti de CHP de devletin 'lâiklik' ilkesine gerçekten önem veriyorlarsa, her şeyden önce, din öğretimi ile devlet arasına mesafe koymayı göze almak zorundalar. O zamana kadar, 'kanuna aykırı eğitim kurumu' kavramına yer veren maddeyi bütünüyle TCK metninden çıkarmak daha doğru olurdu. CHP altı oktaki 'lâiklik' ilkesi konusunda ya samimi değil, ya da bilgisiz...
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |