AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
AB'nin en büyük siyasi krizi ve jeopolitikçilerin hezimeti!

Fransız halkının Avrupa Birliği Anayasası hakkında verdiği veto oyları dikkatle değerlendirilmeli. AB'nin karşılaştığı en büyük kriz olarak nitelenebilecek olan red kararı, söylenenin aksine, Türkiye'nin üyeliği üzerinde derin etkilere neden olacak. Hayır kararını sadece Fransız milliyetçiliği ile açıklamak ya da 2006'da yeni bir referandumla aşılacağına dair temennilerle hafife almak kesinlikle rasyonel bir bakış değil. Resmin bütününü göremeyenler elbette kararı hafife alacak, AB'nin temel felsefesi, hedefi üzerinde nasıl bir sorgulamaya neden olduğunu göremeyecek. Dolayısıyla Türkiye'nin üyeliğini, bu karardan bağımsız düşünmeye devam edecektir.

Fransa'nın hayır kararı, Türkiye'nin tam üyeliğini "yeni Normandiya çıkarması" olarak niteleyenler için büyük bir hezimettir. Avrupa Birleşik Devletleri hedefi bu kararla ciddi yara aldı. Bu, AB projesini omuzlayan ve birliği Avrupa dışına genişletip süper güç haline getirmeye çalışan jeopolitikçilerin aldığı en büyük yenilgidir. AB üyesi ülkelerdeki eğilim, özellikle Almanya'da sosyal demokratların gerileyişi de dikkate alınırsa, Avrupa'nın kendini, birliği, Avrupalı kimliğini kültür ve medeniyet ekseninde sorgulaması çok daha derinleşecek.

Fransa'da sosyal devlet, ulus devlet niteliğini öne çıkaranların, küreselleşmeye karşı durmaya çalışanların, zenginliklerini paylaşmaya yanaşmayanların, Avrupa değerlerini öne alanların, bu değerleri sadece Avrupa ana karası için isteyenlerin ve "öteki olanları istemeyenlerin, onlardan korkanların verdiği hayır kararı, "en öteki" olan Türkiye için daha belirgin olacaktır. Türkiye'nin üyeliğinin belli bir prosedüre bağlı olarak ilerlediği, halkın değil yöneticilerin kararıyla gerçekleşeceği tesellisi sağlam değerlendirmelere dayanmıyor. Avrupa Anayasası, Türkiye'nin üyeliği ile kıyaslanamayacak ölçüde büyük bir proje ve AB'nin karar mercilerinin olağanüstü gayretlerine rağmen Fransız halkı evet demedi. Avrupa entegrasyonuna yönelik bu karşı çıkışı dizginleyemeyenlerin gerileyişi devam ederse Türkiye'nin üyeliği daha fazla sorgulanmaya başlanacak.

Unutulmamalı ki, Türkiye'nin üyeliği Avrupa için jeopolitik bir hedeftir. Avrupa Birleşik Devletleri'nin Afrika'ya ve Asya'ya açılımına yönelik bir stratejik değerlendirmenin ürünüdür. Birliğe medeniyet ekseninden bakanlar için Türkiye'nin üyeliği bir hedef değil, birlik içinde çatışma, çözülme anlamına geliyor. Almanya'da erken seçimlerde Hristiyan Demokratlar'ın iktidara gelmesi, bu süreci daha da hızlandıracak, bugün tam üyelikten başka seçenek kabul etmeyen Türkiye, o zaman "imtiyazlı ortaklığı" tartışmakla yüz yüze gelecektir.

Hemen belirtelim, Fransız yönetimi Anayasa'ya evet deme yönünde etkin bir kampanya yapmadı. Hatta, dolaylı olarak hayırcıları desteklediği bile söylenebilir. Fransız yönetiminin Türkiye'nin üyeliğine yönelik direnişi hayır kararını besleyen en etkin faktörlerden biridir. Almanya ve İspanya liderlerinin çabaları başarılı olamadı.

AB'nin 25 üyesinden 10'u Anayasa'yı referanduma götürme kararı aldı. İspanya'nın yüzde 77'lik evet oyuna rağmen Fransa'dan sonra çarşamba günü Hollanda'da da hayır kararı çıkması bekleniyor. Bu sonuçlar İngiltere gibi, diğer ülkelerin referandum kararını gözden geçirmek zorunda bıraktı.

Hayır oylarının en büyük darbeyi Alman-Fransız eksenine vuracağı, Almanya-Fransa-Belçika ve İspanya arasında varolan Avrupa merkez güçleri dayanışmasının zayıflayacağı, buna karşı Anglo-Sakson inisiyatifin güç kazanabileceği iddia ediliyor. Alman-Fransız ekseninin darbe aldığı bir gerçek ama Anglo-Sakson inisiyatifin öne çıkacağı iddiası yanlış. Anayasa'ya hayır diyenler, Anglo-Sakson inisiyatife Anayasa'dan çok daha şiddetle karşı çıkacaktır. Dolayısıyla Türkiye'nin hoşuna gedecek olan bu ihtimal oldukça zor. Avrupa'nın merkez güçleri, inisiyatifi 1 Haziran'da dönem başkanı olacak İngiltere ve Anglo-Saksonlara bırakmaya yanaşmayacaktır. Çünkü bu, birliğin kaderinin Amerika'nın elinde bırakılması anlamına geliyor.

Brüksel'in en hassas olduğu nokta burası. ABD, AB ile Rusya arasındaki yakınlaşmayı sabote etmek için olağanüstü gayretler sarfetti, hâlâ da ediyor. Aynı ABD, Brüksel'in küresel bir süper aktör olmaması için de olağanüstü çaba harcıyor. Türkiye'nin üyeliği konusunda AB ile ABD arasında süren polemikleri izleyenler, aslında nasıl bir mücadele yürütüldüğünü de görecektir. Medeniyetçiler ile jeopolitikçiler arasındaki mücadelede medeniyetçiler bir mevzi daha kazandı. Sahip oldukları değerlerle bir Avrupa kimliği, bütünlüğü isteyenler ile 21. yüzyıla dönük Avrupa isteyenler arasındaki yarışın sonucu Türkiye'nin kaderini belirleyecek. Bu tartışma, Avrupa'nın enerjisinden çok şey alıp götürüyor. ABD'nin bu yarıştan oldukça memnun olduğu, özellikle jeopolitikçilerin hezimetini dört gözle beklediği bir gerçek. Ayrıca, kıta Avrupası'nı değil, Türkiye'nin de yanlarında olduğu Anglo-Sakson Avrupa'yı hayal ettiği de. Büyük resim burada ortaya çıkıyor.

Avrupa'da ekonomik durgunluk, statükoya bağımlılık, geleceğe katı Avrupa merkezli bakış güç kazanıyor. ABD de ekonomik gerileme yaşıyor. Ama bundan daha önemlisi ABD, 21. yüzyılı inşa edecek siyasi ve ahlaki erdeme artık sahip olmadığını ortaya koydu. Değerlere yönelik savaşında dünya vicdanında mahkum oldu. Batı, 20. yüzyıldaki cazibesini kaybetme eğilimine girdi. Türkiye, bütün bunları değerlendirmek zorunda. Gerçekten yeni bir dünya kuruluyor ve bu 20. yüzyıldan çok farklı olacak. Çin, Hindistan, Güneydoğu Asya bölgesindeki heyecan verici gelişmeler Türkiye'nin gündeminde olmalı. Türkiye, bu gelişmeleri 20. yüzyılın önyargı ya da ön kabulleriyle değil, resmin tamamını görerek yeni bir zihniyetle yapmak zorunda. AB'ye tam üyelik mutlak değil. Bunun alternatifi ABD-İngiliz ekseni değil.

Türkiye AB konusunda kendini 'intiyazlı ortaklık' tartışmalarına hazırlamak zorunda. ABD ile ilişkilerini bu çerçevede yeniden tanımlamak zorunda. En önemlisi de, ABD ile AB arasında sıkışan Türkiye, 21. yüzyılda nasıl bir dünyanın şekillendiğini görüp yüzünü mutlaka ama mutlaka Asya'ya da çevirmek zorunda.


31 Mayıs 2005
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED