AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
'Kurs' meselesine devam...

Okurlarımdan birisi dünkü yazım üzerine soruyor: "Bugünkü yazınızdan çıkardığım sonuç, dümeni büyük gazetelere doğru çevirdiğiniz yönünde. Bu gazetede böyle yazı yayımlanmayacağının size hatırlatılması gerekir."(!)

Bu okurumu da cevapsız bırakmadım. Kendisine şu kısa mesajı gönderdim: "Sakin olun biraz, bakıyorum da 'yaz temizliği'ne erken başlamışsınız!"

Dünkü yazıda dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalıştım: Erdoğan ve Baykal arasında yeni TCK'nın 263. maddesinde son dakikada yapılan değişiklikten hareketle alevlenen Kur'an kurslarına ilişkin polemik ülkedeki "din eğitimi" konusunda gerekli olan yeni düzenlemelerin yapılabilmesi yolunda katkı sağlamıyor. Bir taraf "Siz aslında bu eğitime hepten karşısınız, itiraf edin!" diyerek ısrar ediyor, karşı taraf ise "Hizbullah", "cihat yemini", "tarikat okulları" "Atatürk düşmanlığı" gibi bildik klişeleri peş peşe sıralamakla meşgul...

Oysa işe eski Diyanet İşleri başkanlarından olan Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın konuya ilişkin şu tespiti ile başlamak daha doğru değil midir: "Türkiye'de din eğitimi konusunda ciddi bir boşluk ve yasal düzenleme eksiği var. Bu durum düzene sokulmadığı sürece tartışma sürer gider."

Yani: Söz konusu "boşluk", TCK'nın 263. maddesine son dakikada getirilen değişikliklerle altından kalkılabilicek bir boşluk değildir.

Bu çerçevede Baykal'ın (dün de aktardığım) şu açıklaması "din özgürlüğü" konusunda itirazı olmayan herkesin paylaştığı bir görüş olması gerekir: "Her Müslüman'ın kutsal kitabını öğrenme hakkı vardır. Bunu 'Kur'an öğretilsin mi, öğretilmesin mi' tartışmasına çekmek fevkalade yanlıştır." Baykal'ın bu sözlerini pek önemli bir tespitmiş gibi aktarmadığım tahmin ediliyordur herhalde. Bu sözlerin -tabii ki- malumu ilamdan başka bir değeri yok. Sadece bir hareket noktası olarak aktarıyorum.

Peki ama Baykal'ın sözünü ettiği "öğrenme" işi nasıl olacak? Toplum artık eskisi gibi olmadığına, yani her evde (ya da komşuda) bu "öğrenme" işine girmek isteyen çocukların ihtiyacına cevap verecek aile büyüğü sayısı artık çok azaldığına göre, bu süreç haliyle adına "kurs" dediğimiz bir ortamda gerçekleşecek. İslam'da (hemen herkesin iftiharla altını çizdiği gibi) "ruhban sınıfı" da olmadığına göre, bu kurslar, ülkedeki bütün kurslara (bu arada "sürücü kursları"na bile) nezaret eden Milli Eğitim Bakanlığı ya da Diyanet İşleri Başkanlığı gibi devlet kurumları-kuruluşları marifetiyle olacak.

Aslında ben işin "Keşke böyle olmasaydı!" diyenler tarafındayım. Keşke bu kursların da içinde yer aldığı "din işleri", bir iç denetimi tabii ki sürdürebilen, ama özerk, hatta daha doğrusu özgür bir yapılanma çerçevesinde yerine getirilebilseydi. Ama biliyoruz ki tarihi ve diğer şartlardan ötürü durum böyle değil.

Madem ki bugün için şartlar bu merkezdedir, o halde bu kurslara yönelik, 263. madde etrafında gelişen tartışmalarda sözü edilen bir "devlet denetimi"nin gerekli olduğunu kabul etmek zorundayız. "Hizbullah" ya da "cihat yemini" gibi korkulardan dolayı değil; bu kurslara devam eden ve edecek olan çocukların psikolojilerine uygun şartların oluşturulabilmesi için tabii ki. Bazı okurlarım önerdiğim bu çerçeveye "Milletin çocuğunu göndereceği kursların şartlarını düşünmek sana mı düştü?" diyerek itiraz ediyor olabilirler. Eğer öyle ise de ben yine ısrar edeceğim.

Hürriyet'ten Ahmet Hakan'ın "Kimse kızmasın o kursları yazdım" başlıklı yazısını bu ısrarımın "şahiti" olarak gösterebilirim. ("Bozacının şahidi çıracı!" demiyorsunuzdur umarım!) Ahmet Hakan, CHP'nin ve bazı gazetelerin dillerine doladıkları "Kur'an kursu andı" gibi söylentilerin bir "metin analizi" sonucu ne derece "uydurma" bir şey olduğunu pek güzel hatırlattıktan başka benim "ısrarımı" destekleyen biçimde şu tespitleri de yapıyordu: "İmam-hatipler, Kur'an kurslarının yanında Robert Kolej kalır. Uçurum o kadar büyüktür yani. Peki neden kimse bunun üzerinde durmaz? Neden romanı yazılacak bu derin ve acıklı mavzuda tek satır yazılmamıştır? 10 yaşındaki çocukların pedagoji denilen bilimden zerre kadar nasibini almamış hırt hocalar elinde harcanıp gitmesine neden 'dur' denilmez? Çünkü memleketimizde bu savaş, çocuklar için verilmez ki... Bunun adı düpedüz 'mevzi kazanma' savaşıdır. Ne Tayyip Erdoğan 'Kur'an kurslarında öğrenim görüp de ruh sağlığını yitirmiş çocukların hesabını kim verecek?' sorusunu aklına getirir, ne de Baykal 'Çocuklarına Kur'an eğitimi verdirmek isteyen aileler için doğru dürüst bir seçenek hazırlamalıyız' yaklaşımıyla zerre kadar ilgilidir. (...) Bir mektepte kutsal kitabın okutulması, o mektebi 'kutsal' kılmaz. Kutsal kitabın okutulduğu mekteplerde yaşanan zulümlerle, anlayışsızlıklarla, cehaletle, sefaletle açık yürekli bir şekilde hesaplaşmak gerekir. Ve bunu öncelikle hayatının bir dönemini o kurslarda geçirip de 'acı hatıralar' biriktirenler yapmalıdır."

Görüyorsunuz, Ahmet Hakan'ı şahit tuttum, çünkü bu konuda -hemen herkes gibi- ben de epeyce hikaye dinlememe rağmen, "hesaplaşma" yapabilecek birisi -yani "içerden" birisi- değilim.

Görüyorsunuz, tartışmanın "cihat yemini", "Hizbullah", "Atatürk düşmanlığı" gibi kadim korkularla ilgisi yok. Tartışma, insan haklarına ilişkin bütün sözleşmelerin çocuklarına istedikleri din eğitimini verebilmeleri için ailelere tanıdığı bir temel hak ve özgürlüğün "çocuklar" açısından değerlendirilmesinden ibarettir.

Önemli bir not: Ahmet Taşgetiren'in dün yayımlanan "cevâbi" yazısının en dikkatli okuru tabii ki bendim. Bu kısa tartışmanın yararlı olduğunu da düşünüyorum. Bu arada unutmadan, Ahmet Bey'in yazısının son satırlarında dile getirdiği eleştirideki (yerden göğe) haklılığını da teslim etmek isterim. Gerçekten de ne gerek vardı "Eskisini bilemem" ifadesine? Bu ifadeyi kullandığım için ilk karşılaşmamızda özür dilemek istiyordum ama belki çok gecikir diye düşündüğümden bu borcu burada ödüyorum.


31 Mayıs 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED