AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R

Şampiyon, nereye gidiyorsun?

Süper lig şampiyonu Fenerbahçe, taraftarı olduğum (yarı fanatik) takım, nerede durduğunu, nereye doğru gittiğini biliyor musun? Şimdi oralardan bir ses:

-Yahu kardeşim, Türkiye'de en çok taraftarı olan bir büyük camia bu. Yönetimi, hocası, futbolcusu; bu takımı izleyen medya mensupları, otoriteler, yorumcular şu yukarıda sorduğun soruyu bilmiyorlar mı yani? Bilirler bilmesine amma, yine bizden hatırlatması. Şiirimizde konuyu aydınlatacak güzel bir mısra vardır: O mâniler ki derya içredirler, deryayı bilmezler

Hadi buna bir de atasözü ilave edelim:

"Çok bilen çok yanılır". Şimdi sadede gelelim.

Ülkemizde bir Şampiyonlar Ligi Finali oynandı. Olimpiyat Stadyumu iç organizasyonun fevkalade olduğu söylendi; dışarda olup bitenleri kimse beğenmedi. (Bu stad ne olacak? Çok baş ağrıtacak, çok). Bu maçı izleyenler Şampiyonlar Ligi'nde nasıl futbol oynandığını gördüler. Şimdi soruyorum; elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, bu yıl süper ligimizde oynanan futbol ile bu maçta oynanan futbolun ne ilgisi var. Bir karşılaştırın lütfen. Boşa konuşmuş olmayayım, bu karşılaştırmayı ekonomi yazarları dahi yaptı. Netice şudur: Avrupa Kupalarına gidecek olan takımlarımızın, şu anki durumları ile bu kupalarda başarılı olmaları mümkün değildir. Arada muazzam bir fark var.

Ben doğrusu Fenerbahçe'den hiç umutlu değilim. Yine Daum ile yola devam edilecek, Sayın Nihat Özdemir'in açıkladığına göre bir yabancı futbolcu takviyesi yapılacak.

Ben derim ki; Fenerbahçe önce düşerken Beşiktaş'a boyun eğmeyen Sebat ile, yahut talihsiz bir biçimde lige veda eden Sakarya ile bir maç yapsın. Şampiyonlar Ligi'nde oynarmış gibi bütün varlığını ortaya koysun, bakalım nasıl bir sonuç alacak?

Liverpool ile Milan'ı seyrederken sanki başka bir dünyaya gitmiş gibi olduk. Bu sürat, bu organizasyon, bu sistem, bu direnç, bu disiplin, bu pas yüzdesi, bu goller, bu futbolun cazibesini kanıtlayan sürpriz netice; Fenerbahçe bunların içinde ne yapacak? Hâlâ yürüyerek oynayan, en iyi futbolcusu diyelim Anelka'dan yüzde otuz verim alan, kendi sahasında (liginde) umudunu duran toplara bağlayan, defansını ortalama bir Türk takımının (Meselâ Konyaspor) hallaç pamuğu gibi attığı, hücuma üç-beş kişi ile çıkamayan, orta sahası üç kişilik oynayan Aurelio'ya emanet takım, bu hali ile nereye gittiğini biliyor mu? Şu söylenebilir: Elbette biliyor ama, bu günlük bu kadar. Zaten hedef 2007 olarak belirlenmiş. O zamana kadar gün ola harman ola.

Hayır. Gerçekçi olalım.

Fenerbahçe iki yıldır şampiyon oluyor ama oynadığı futbol ile göz doldurmuyor. Peki nasıl şampiyon oluyor? "Kötülerin iyisi" olarak. Gerçek budur. Yönetim, Daum camia, futbolcular topyekun ve âhenk içinde Fenerbahçe futbolunu yukarılara taşımak için kolları sıvamalı. Diyelim böyle bir hamle başlatıldı. Bu kadrodan daha seviyeli bir futbol üretilebilir mi?

Cevap: Fatih Terim'in isimsiz, şöhretsiz gençlerden; Avrupa'da işi bitmiş diye kendilerine yol verilen Hagi, Popescu, Filipescu gibi tecrübeli adamları alarak, futbol hayatı bitti denilen Taffarel'i kaleye geçirerek "imkansızı nasıl mümkün kıldığı"nı gördük biz.

Bu cevaba cevap: "Geçmişe mazi, hızlı koşan ite tazı denir". O bir kere olur. Belki de haklısınız. Ben de bu yüzden Avrupa'daki başarıyı Trabzon'un getireceğini düşünüyorum. Birkaç takviye ile olur bu.


31 Mayıs 2005
Salı
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED