AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Sabah beni şaşırttı

Yeni TCK hemen her yönden tartışılıyor, ama Sabah gazetesi değişiklik paketi içerisine sokuşturulan tek bir maddenin peşinde. Kimsenin dikkat bile etmediği bir maddeye Ergun Babahan tam üç yazı ayırdı.

Dünkü yazısından bir bölümü aktarayım: “Üç günden beri SABAH'ta yeni TCK’da yapılan ‘etkin pişmanlık’ değişikliğini işleyen haberler okuyorsunuz. Bu haberlerimizde söz konusu değişiklikle Cavit Çağlar'a sağlanan özel imkâna değiniyoruz. / Önce bir konunun altını çizeyim. İstihdamın büyümediği, tekstilin ciddi bir kriz yaşadığı bir dönemde, TMSF ile borçlarını ödeme konusunda anlaşma yapan Cavit Çağlar'ın cezasında indirim yapılmasına karşı değiliz. / Karşı olduğumuz şey, bu affın kapsamının sadece bir kişiyle sınırlı tutulmasıdır. Çünkü, bu uygulama ‘kişiye özel af’ niteliği taşımaktadır. / Oysa yasanın kuralı, genel ve eşit olmasıdır. Aynı durumdaki yurttaşlara farklı biçimde uygulanan yasa, adalet duygusunu zedeler.”

Daha önce başka bir kuşkusunu dile getirmişti Sabah yönetmeni: “Yolsuzluk, hırsızlık konusunda çok hassas olduğunu söyleyen iktidar, başka hiçbir iktidar döneminde görmediğimiz bir başka değişikliğe daha imza attı. Haberde ayrıntılarıyla okuyacağınız üzere ‘kişiye özel’ bir af çıkardı. Etkin pişmanlık maddesini diğer bankacılarla özel bir hesabı olduğu için mi, yoksa kapsama alınan kişiyle farklı bir anlaşma olduğu için mi böyle düzenledi bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu maddeyle adalet duygusunun kökten zedelendiğidir.”

Sabah, ‘yasanın mimarları’ ilân ettiği Ak Parti Grup başkanvekili Faruk Çelik ile Adalet Komisyonu başkanı Köksal Toptan’ı suçluyor... Haberi okuyalım: “TMSF, borcunu ödeyenlerin cezaevine girmesini önleyecek bir düzenlemenin TCK'da yapılmasını önerdi. AKP ve Adalet Komisyonu'nda bu öneri değerlendirildi. 1 Haziran'da yürürlüğe girecek olan TCK'ya dolandırıcılık suçları için ‘etkin pişmanlık’ maddesi eklendi. Ancak bu maddeden sadece binlerce kişiyi istihdam eden, yüzmilyonlarca dolar ihracat yapan şirketlerin sahibi Cavit Çağlar'ın yararlanabileceği görüldü. Diğer banka patronları, dolandırıcılık değil, Bankalar Yasası'ndaki zimmet suçundan yargılandığı için kapsam dışı kaldı.”

Bir gazetenin ayrıcalıklı muameleye isyan etmesini anlarım elbette; özellikle Sabah’ın o madde biraz daha geniş tutulsa özel bir mutluluk duyacağını da biliyorsam... Ancak, yine de anlamakta zorlandığım bir nokta var: Cavit Çağlar’a özel muamele yapılmasını ilk isteyen Sabah gazetesiydi. Sabah’ta çıkan yazılar okunduğunda bu gerçek hemen fark ediliyor.

Tarih 27 Aralık 2004. Sabah yazarı Yavuz Donat, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve Ak Parti Grup başkanvekili Salih Kapusuz ile Ulucanlar Cezaevi’ne ‘yılbaşı partisine’ gittiklerini anlatıyor. Sofrada konuştukları konu Cavit Çağlar’ın mahkumiyeti. Sabah yazarı “Cavit Çağlar ne yapsın, hapse girsin mi?” diye soruyor, aldığı cevap olumlu: “Devletin zararını ödesin ve hapse girmesin.”

Cemil Çiçek’in daha sonra söylediklerini gardiyanların getirdiği kâğıda yazıyor Yavuz Donat: “Şimdi, bir defaya mahsus, geçici bir düzenleme daha getirebiliriz. / İnsanlar sadece devlete değil, birbirlerine de ekonomik yönden verdikleri zararı karşılıyorsa... / Eğer hırsızlık yaptıysa, çaldığını iade ediyorsa... / Kapkaççı, kapıp kaçtığını getiriyorsa... / Buna mağdurun da muvafakati varsa... / Bir defaya mahsus olmak üzere cezasını erteleyelim. / Bu ABD hukukunda da var, Avrupa hukukunda da.”

Bakan, “Bu ABD ve Avrupa hukukunda var” demeye alışkın. Bu açıklamayı içeren yazıyı yayımlayan Sabah o sırada itiraz etmemiş. İş orada da kalmamış ve ertesi gün bir başka Sabah yazarı daha devreye girip “Cavit Çağlar’a özel muamele” istemiş.

O yazıyı kaleme alan Hıncal Uluç... Her zamanki coşkusuyla, Cavit Çağlar’ı kuşlar kadar özgür kılacak formulü bulan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’i, yazısının başlığından, “Adaletin bakanı” olarak ilân ediyor. Okuyalım:

“Yavuz Donat'ı okurken dün sabah nasıl keyiflendim.. Cemil Çiçek'le konuşmuş Yavuz.. Adalet Bakanı ile.. Benim başlığımda, ‘Adaletin Bakanı’ yazıyor.. / Farkı ne?.. Farkı şu.. / Birincisi Adalet işlerini yürüten adamdır. İkincisi, Adalet'i gerçekleştiren adam!.. / Cemil Çiçek, hafta sonunda Adalet duyumu fena halde sarsan bir olayın çözümünü düşünmüş bile..”

Yazının devamında Cavit Çağlar’ın ekonomiye katkılarını anlatıyor Sabah yazarı; uzun uzun... Yazı şöyle bitiyor: “Şimdi bu dâvâ Amerika'da olsa.. Bu durum jürinin önüne konsaydı, Çağlar'ı mahkum edecek jüri bulunamazdı. Bizde kanun var.. Kanunun kuvveti.. Yargıcın fazla müdahale gücü yok.. / Ama bakın Adalet Bakanı'nın var.. Yavuz'la konuşmasında Cemil Çiçek ‘Geçici bir düzenleme getirebiliriz’ diyor. ‘İnsanlar devlete verdikleri ekonomik zararı karşılıyorlarsa (Çağlar fazlası ile karşılıyor), aldıklarını iade ediyorlarsa (Çağlar ediyor) bir defaya mahsus cezaları erteleyebiliriz’ diyor. / ‘Bu ABD hukukunda da var, AB hukukunda da’ diye de ekliyor.. / Aynen öyle.. Var gerçekten.. Türkiye'de de Adaletin Bakanı var!..”

Benim anlayamadığım şu: Sabah gazetesi tavsiyesini tutan bakanı övecek yerde, konuyla ilgisiz kişileri suçlayarak yapılana neden karşı çıkıyor? Cemil Çiçek de benim kadar şaşkındır herhalde...


31 Mayıs 2005
Salı
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED