AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bilgisayar ne sayar?

Dışarıdan ithal ettiğimiz teknolojik ürünlerin çoğunu, ilk üretildikleri ya da bizim aldığımız ülkedeki adıyla tanıyıp benimsemişizdir: telgraf, telefon, radyo, otomobil, elektrik, televizyon, vb. Dışarıdan aldığımız hâlde Türkçe bir ad vermeyi ve daha önemlisi o adı benimsemeyi, benimsetmeyi başarabildiğimiz ürün sayısı, sayılıdır: Buzdolabı, biçerdöver, bilgisayar…

Türkçe bir ad vermeyi başarabildiğimiz nesneleri daha çok sevebileceğimiz, onlarla daha sağlıklı ve verimli ilişkiler kurabileceğimiz, bir kuruntu da olabilir, içinde doğruluk payı olan bir yaklaşım da.

"Computer"i seslendirmemiz pek de kolay olmuyor: Kompüter, kompütür, kompüytür… Saymak, hesaplamak kökünden türediği anlaşılıyor. Fransızlar "ordinateur" (ordinatör) adını vermişler; düzenleyici, sıralayıcı anlamına geliyor. Şemseddin Sâmî'nin Kamus-ı Fransevî'sinde "ordinateur"ü bulamazsınız, orada "ordination" vardır ve "merâtib-i ruhbaniyenin tevcîhi resm ü âyîni." demektir.

Kompüter'de olsun, ordinatör'de olsun, o makinenin kuruluş ve işleyiş düzeneğine ilişkin ana özellik, (sayma, sıralama) öne çıkarılmıştır da, cihazın Türkçe adında bu özelliğe, değerli ve üstün olması gerektiği alenen ya da zımnen kabul edilen "bilgi" nesnesi, nesne kılınarak eklenmiştir: bilgisayar.

"Faks" kelimesine karşılık olarak önerilen "belgegeçer" kelimesine Hıncal Uluç karşı çıkmış, "Aşk mektubu geçmez mi?" demişti. Bilgisayar'a da o yaklaşımla karşı çıkılabilir; "Bilgiden başka şeyleri saymıyor mu bu?" ya da "Bu sayılıp dökülenler bilgiyse, hâlimiz duman?" denebilir. Bilgiye oranla daha yansız ve yüksüz duran "veri" sözcüğü tercih edilebilir, "bilgisayar" yerine "verisayar" denebilirdi. Ancak böyle bir arayışın gereksiz ve yersiz olduğunu söyleyebiliriz. Kullandığımız bütün nesnelerin ismiyle müsemmâ olduğunu söyleyemediğimiz gibi böyle bir arayışa girmenin çok yorucu olacağı da açıktır. Kapıların ve fermuarların her zaman kapalı ve kapayıcı olması gerekmiyor; hattâ açıkken daha çok işe yarıyor bunlar.

Ülkemizde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasının, hele kasabaların sokak aralarına dek yayıldığını gördüğümüz internetkafelerin ne anlama geldiği üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Bana öyle geliyor ki, elektrik ve zaman tüketen bilgisayar ekranlarının çoğu önünde "bilgi" değil de başka şeyler aranıyor. "Heyecan", "zevk", "eğlence", "kazanma ve başarma tutkusu" gibi etkenlerle makinelerin karşısına geçen binlerce beyin, hareketli ve renkli görüntülerin karşısında serseme dönüyor.

Bilgisayar ve internetin işyerlerinde ne tür sonuçlara yol açabildiğine ilişkin tuhaf haberlere zaman zaman rastlıyoruz. Resmî ya da özel birçok işyerinde, çalışanların bilgisayar ekranlarında oyun kâğıtlarının uçuştuğunu görebilirsiniz. Su-i misâl misal değildir diyebilirsiniz elbette. Ama "bilgisayar"dan önce "bilgiye saygı" edinmemiz gerektiği çok açık.


12 Nisan 2005
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED