AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
'Alınan bilgiye göre' bu 'soruşturma' kolay kolay bitmez! (2)

Sütlüce Kaymakamı Mustafa Altınpınar hakkında başlatılan "soruşturmalar"dan söz ediyorduk. Isparta Valiliği'nin soruşturması tamamlanmış, sıra İçişleri Bakanlığı'nın görevlendirdiği mülkiye müfettişinin başlattığı soruşturmaya gelmişti... "Bakalım" demiştik, "Altınpınar daha kaç soruşturma geçirecek acaba?" Öyle sanıyorum ki, bu ülkenin devlet yapısı içinde "soruşturma alışkanlığı" gibi bir alışkanlık da var. Belli ki devlet, memurları söz konusu olunca, "soruşturma"ya doyamıyor... Biri biterken diğeri başlıyor ve bu süreç bildiğiniz gibi sırasında yıllar alıyor...

Bakalım, Sütlüce Kaymakamı hakkında başlatılan "soruşturmalar" zinciri ne kadar uzayacak?

Oysa, bana sorarsanız, Sütlüce Kaymakamı'nın durumu apaçıktır, yani artık yeni bir "soruşturma"ya ihtiyaç göstermeyen bir açıklıktadır. Çünkü, madem ki elimizde bulunan ve bu kaymakam tarafından kaleme alındığı muhakkak olan bir resmi yazıda açıkça "Gidip şu yazar olduğu iddia edilen yazarın kitaplarını imha edin!" denmektedir, artık bunun "soruşturulacak" nesi kalmıştır ki? Ben soruşturmacı değilim ama bir vatandaş olarak bundan sonra ne yapılması gerektiğini ("vatandaşlık görevim" icabı) iyi biliyorum. Yani şu: Kaymakam derhal görevden alınır ("tayin" filan değil) ve ayrıca hakkında, işgal ettiği makamın tahammül edemeyeceği bir suç olan ayrımcılık yapmak ve kitap yakılmasını emretmekten dolayı ceza davası açılır... Görüyorsunuz, iş bu kadar basit...

Dünkü yazıda başlamıştık; söz konusu "soruşturmalar"da Kaymakam Altınpınar'a ne gibi sorular sorulduğunu ve ne gibi cevaplar alındığını (tabii ki tamamen "hayali" olarak) aktarıyorduk. İlk oturumda kaymakama kitap imhasını emreden resmi yazı gösterilmiş ve bu yazının kendisine ait olup olmadığı sorulmuştu. Kaymakam bu soruyu "Evet, bu resmi yazıyı ben yazdım ve ben dağıttım!" demişti. Şimdi sırada, resmi yazıyı oluşturan dört cümlenin bir başka "soruşturma" oturumunda gerçekleşen "yapıbozum"una ilişkin "tutanaklar" var:

Soru (mülkiye müfettişi): "Kaymakam bey, önümüzdeki resmi yazının birinci cümlesini hangi yetkinize dayanarak ve hangi amaçla yazıp dağıttınız?" (Yani şu cümle: "Son günlerde kamuoyunda tartışılan ve yazar olduğu iddia edilen Orhan Pamuk adlı yazar, yurtdışında verdiği beyanatlarda onurunu her şeyin üzerinde tutan Türk milletini rencide edici asılsız iftiralarda bulunmaktadır.")

Sütlüce Kaymakamı: "Bu cümlede anlatılmak istenen asıl husus, Orhan Pamuk'un (Fatih Bey'in de sürekli vurguladığı gibi) iyi bir yazar olmadığı ve öyle iddia edilse de bunun kabul edilir bir fikir olmadığıdır. Türk Romanı diye bir şey var ise, Pamuk'un bunun içinde yeri yoktur. Bunun tersini iddia etmek Türk milletini rencide edici asılsız bir iddiadır."

Soru: "Güzel bir cevap ama şu hususu da aydınlatmanız gerekmiyor mu: Siz kendinizi kimin kaymakamı olarak görüyorsunuz? 'Devlet'in mi yoksa 'Türk milleti'nin mi? Resmi yazıdan tam anlaşılamıyor."

Sütlüce Kaymakamı: "Sorunuzun cevabı açıktır. 'Milletin devleti ile bölünmez bir bütün olduğu' herşeyden önce bir Anayasa emridir."

Soru: Güzel... Gelelim ikinci cümleye: (Yani: "Bu azınlık ırkçısının asılsız iftiralarına karşı Türk milletinin elbette meşru müdafaa hakkı vardır") Burada göze çarpan ilk ifade 'azınlık ırkçısı' ifadesidir. Bununla ne anlatmak istediniz?"

Sütlüce Kaymakamı: "Efendim, bildiğiniz gibi 'ırkçılık" dediğimiz vakıa zaten hep 'azınlıklar'dan kaynaklanmaktadır. Dünyada azınlıklar olmasa, yani herkes çoğunluk olsa böyle bir vakıadan söz edilemezdi. Takdir edeceğiniz gibi, 'çoğunluk ırkçısı' gibi bir ifade kullanmak yanlış olurdu, çünkü çoğunluğun ırkçılığı zaten çoğunluğun 'meşru müdafaa hakkı'dan başka bir şey değildir."

Soru: "Çok güzel... Görüyorum ki önümüzdeki resmi yazıyı bayağı üzerinde çalışarak kaleme almışsınız... Peki gelelim üçüncü cümleye: Burada 'Bu itibarla, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız kütüphanelerini ve kitaplıklarını tarayacak ve adı geçen şahsa ait kitaplar, ayıklanarak imha edilecektir' diyorsunuz. Ne dersiniz, bu ifade biraz sivri kaçmamış mı? Şu kadar yıldır mülki amirlik mesleği içindeyim ama bugüne kadar benzer bir emirle karşılaşmadım. Kitaplar olmadan kütüphanelerin ya da kitaplıkların olabilmesi mümkün olmadığına göre, bu cümlenizde bir çelişki söz konusu değil mi?"

Sütlüce Kaymakamı: "Sorunuzu anlıyorum efendim.. Fakat hemen belirtmeliyim ki, bu cümlede geçen 'imha' sözcüğü tabii ki bir metafor olarak seçilmiş ve kullanılmıştır...Burada asıl amaç, ilçemizde bulunan ve umuma açık olan kütüphane ve kitaplıklarda bu vesile ile genel bir 'tarama' yapılmasını sağlamak, kamu görevlilerini bu yönde bir çalışmaya teşvik etmektir... Dikkat edersiniz, bu son cümlede 'ayıklamak' fiilinin kullanılması da tamamen bu amaca mütealliktir. Tamam kabul ediyorum; bu ifadenin yerine başka bir ifadenin kullanılması belki daha iyi olurdu. Ama itiraf etmeliyim ki benim bu satırları kaleme alırken güttüğüm genel amaç, asıl olarak, kütüphanelerimizin 'Türk Romanı'na ayrılan raflarının yazar olduğu iddia edilen bir yazarın kitaplarından arındırılmasıdır. Bu konuda -bu eğer bir suç ya da kabahat ise- Fatih Bey'in yazılarından biraz fazla etkilenmiş olabileceğimi kabul ediyorum. "

Soru: "Şimdi bu ifadenizin altına imzanızı atın. Soruşturma -benim ki tabii- burada sona ermiştir. Siz genç kaymakamlar hep böyle ateşli oluyorsunuz. Mesele 'Türk Romanı' olsa bile bu farketmiyor..."


12 Nisan 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED