AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Suriye'den sonra...

Şöyle bir soru ile girelim: -Türkiye, Amerika'nın Ortadoğu vizyonu ile buluşmazsa, Türkiye'ye karşı nasıl bir tavır takınmalıyız?

Bu soru anlamsız mı geldi?

Öyleyse şu soru ile birlikte düşünelim:

-Suriye, Amerika'nın Ortadoğu vizyonu ile buluşmazsa Suriye'ye karşı tavrımız ne olmalı?

"Amerikan vizyonu"nu kutsayanlar nezdinde cevap hazır:

-Elbette, Suriye'ye karşı duruşunuz değişecek ve Amerikan vizyonuna uyum göstereceksiniz. Değilse, zaman içinde Amerika'nın sizi tecrid etmesine, stratejik denklemdeki ağırlığınızı azaltmasına, hatta dışlamasına razı olacaksınız.

Amerika mutlak kudret ya haşa!

Şimdi gelelim yeniden Türkiye faslına...

-Türkiye ABD'nin vizyonu ile buluşmazsa...

Aslında vizyon farklılığı açık. Irak'tan bu yana ABD vizyonu ile problemliyiz. O yüzden ABD 1 Mart tezkeresini reddeden Meclisimizi sevmedi. ABD, Bush politikalarını dünya barışı için tehdit olarak algılayan halkımızı sevmiyor. Her türlü tehdide rağmen Suriye gezisinden vazgeçmeyen Cumhurbaşkanı Sezer'i sevdiğini söylemek zor. Felluce duyarlılığı sergileyen, Şaron politikalarını "devlet terörü" olarak niteleyen Ak Parti hükümetini zaman zaman sevmiyor... Bizim gazeteyi de sevmiyor.

Amerika, Suriye'yi kendi vizyonuna oturtuncaya kadar zorlayacak. Avrupa'yı da yedeğine aldı. Rejim değişikliği ise rejim değişikliği...

Bize ve herkese diyor ki:

-Suriye diye bir komşunuz var. Tamam olsun, ama onun başında hep Beşşar Esad bulunacak diye bir garanti yok. Taktık Esad'a... Hesaplarımıza uymuyor. İşte bakın, Irak'ı nasıl hallettik. Irak orada duruyor ama, sizin önemsediğiniz Saddam orada durmuyor. Suriye'yi de ona göre tasarlayın.

Bu Amerikan değerlendirmesi, yerli vizyonerlerce şöyle formüle ediliyor:

-Reel politik Amerikan vizyonuna adapte olmayı gerektiriyor.

Bu değerlendirmenin akabinde de "Yoksa..." diye bir kelimecik duruyor... Artık neye sayarsak...

Amerika'ya rağmen Suriye'ye Cumhurbaşkanımızı gönderdik...

Şimdi n'olacak?

Amerika Türkiye için ne düşünecek?

Suriye'nin vizyona uyumu için öngörülenlerden bizim nasibimize de düşecek var mı?

Tabii, ardından İran gelecek...

İran işi bir yandan pişiyor.

Türkiye'ye denecek ki:

-İran konusunda da Amerikan vizyonuna adapte ol!

Gerekçeler de gösterilecek:

-İran rejiminden rahatsız değil misin? İşte fırsat, hadi birlikte vuralım ve bu rejimi Türkiye'nin laik düzeni için tehdit olmaktan çıkaralım.

Suriye'ye karşı vizyon uyumu için PKK - Suriye ilişkisi, ABD propaganda fırınlarında ısıtılıp gündeme getirildiği gibi...

Yalnız şimdi iş, Türkiye'nin komşularıyla sıcak ilişkiler geliştirmeye başlaması zamanına denk geldi.

İran'la rejim ihracı diye bir gerilim yok, Suriye ile PKK sorunu yok... Aksine her iki ülke ile iyi ilişkiler gelişiyor.

Tam bu sırada, ABD bu ülkeleri "Şer ekseni" ilan ediyor ve operasyonu başlatıyor...

-Ya benden yanasın, ya da bana düşman!

İmza: ABD Başkanı Bush.

Ardından Ortadoğu'yu tanzim operasyonu...

Türkiye'den beklenen ise baş döndürücü bir diplomasi kıvraklığı!

Yani komşularınla dostluğu bırak, Amerikan hesaplarına uyum göster...

Türkiye bu uyumu gösteremiyor.

Acaba bunda "ABD'nin dümen suyunda görünme" çirkinliği mi görüyor Türkiye, yoksa "güç gösterisi karşısında komşuyu satma" durumu mu, yoksa "Amerikan vizyonu nerelere kadar uzanıyor?" tedirginliği mi? Her neyse...

Türkiye bu uyumu gösteremiyor ve süper müttefiki ile vizyon farklılaşması oluşuyor. Amerika'nın kafasında Türkiye belki de Suriyeleşiveriyor. Ve soru geliyor:

-Türkiye'yi ne yapmalı?

İçerden birilerimiz, kendi kendimizi tehdit ediyoruz Amerika adına!

-Yanarsınız alimallah! Bush bir dönem daha yönetimde... İktidar yanar, Cumhurbaşkanı yanar, Meclis yanar, halk yanar!

İşin özü şu:

Amerika sadece Irak'ı, Suriye'yi, İran'ı tanzim etmek istemiyor, tüm bölgeyi ve tabii ki, Türkiye'yi de tanzim etmek istiyor... Amerikan vizyonu ile bütünleşmeyi bağımsız politika gibi içselleştirme beceriniz olmazsa, uyumsuzlukların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Irak'tan sonra Suriye konusunda oluşan sancı budur. İran için de benzeri sancı birikimi oluşacaktır.

"Nereye?" sorusunun bir de şöyle bir cevabı var:

".....En belalı adama, zararı dokunmasın diye hürmet edildiği zaman..... toplumlar büyük belalarla karşılaşır..." (Hazreti Muhammed s.a.)


15 Nisan 2005
Cuma
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED