AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Numaranın zamanı değil

Hepimiz şaşkınları oynuyoruz, ama numara yapmaya hakkımız yok: Avrupa Birliği (AB) sürecinin tam da bu noktasında bugün yaşadığımıza benzer bir süreçle karşılaşılacağını gelişmeleri yakından izleyen hepimiz biliyorduk. Benzer süreçlerden geçen bütün ülkelerde 'ulusal-küresel' çekişmesi yaşandı; AB Anayasası'nı referanduma sunan Fransa'da bugün bir kez daha yaşanıyor aynı süreç...

Tepkiler belli sınırlar içerisinde tutulabildiği ve sorunlar bütün boyutlarıyla tartışılabildiği taktirde, bu sürecin ülkeye hiçbir zararı olmaz. Tersine, sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturulabilir ve görüşler ciddiyetle dile getirilebilirse, herkesin kârlı çıkabileceği yararlı bir sürece de dönüştürülebilir...

Türkiye'deki sorun da bu noktadan kaynaklanıyor: Tartışmıyor, dövüşüyoruz... Görüşlerini veya karşı-görüşlerini ifade etmesi beklenenlerden bazıları, bunu yapmak yerine, sokağı devreye sokarak sonuç almaya çalışıyorlar. Vaktiyle başka mekanizmaları kullanarak engel olmaya çalıştıkları süreci, o mekanizmalar çalışmayınca, bu defa daha iyi bildikleri yöntemlerle durdurmanın peşindeler. Sokağa dökülenlerin ardında olduğu varsayılan siyasî akıl, önceki deneyimlerinden hareketle neye âlet edilmek istendiğini fark ettiği için, olan-bitenle arasına mesafe koyma çabasında.

Aslında sağlıklı bir tartışma ortamı, sorunlarını geride bırakma sonucunu doğurarak, Türkiye'nin önünü açabilir. Bunu başarmış bir Türkiye, AB üyeliğine kendisi yüz çevirse veya AB kapısı suratına kapansa bile, daha demokrat ve müreffeh bir ülkeye dönüşebilir. Tartışma yerine dövüşün tercih edilmesi ise, AB yolundaki yürüyüş devam etse bile, ülkemize zemin kaybettirebilir...

Bir örnek olarak 'Kıbrıs sorunu'nu ele alabiliriz.

Kıbrıs'ın bütününün 'Türk adası' olmasını kim istemez? Ancak, bunun hiçbir reel imkânı bulunmadığını hepimiz biliyoruz. Bu sebeple, yıllarca, adanın kuzeyinde ayrı bir Türk devleti projesini yaşatmak için çaba gösterildi. Bu alternatifin moral kazancı bulunsa bile maddi açıdan hayli pahalıya mâl olduğu ortada. Kaldı ki, AB'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni üyeliğe kabul etmesiyle birlikte tablo bütünüyle değişti. Ne kadar üzülsek yerinde: Kıbrıs, bir 'Türk-Yunan ile Kıbrıslı Türk-Kıbrıslı Rum' sorunu olmaktan çıktı, bir 'AB sorunu' haline geldi. Bunu öngörebilir ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tam üye olacağı Mayıs 2003'ten önce çözüm yolunda adım atabilirdik; bunu yapmadık, yapamadık...

Bazı çevrelerden yükselen "Kıbrıs'ı satıyorlar" yaygarasının bugün hiçbir anlamı bulunmuyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB üyeliğini engelleme yönünde çaba göstermeyen ve üyeliğe kabulü öncesinde çözümden yana adım atmayanlar, bu davranışlarıyla Kıbrıs'ın eski statüsünün değişmesine ve konunun 'AB sorunu' haline gelmesine yol açtılar. Bugün eski statü devam ediyormuş gibi davranmak Türkiye'nin başına daha büyük işler açacaktır. Kıbrıs'ı 'satılık' bir matah gibi görenler, 'satış' işleminin çok önce ve şimdi aynı safta bulundukları bazı siyasilerce kotarıldığını bilmeliler...

Bugün yapılabilecek olan iki yoldan birini tercih etmektir: İlk yol, kulağın üstüne yatıp inisiyatifin bütünüyle karşı tarafın eline bırakılmasıdır. Konu artık 'AB sorunu' haline dönüştüğü ve AB de bu sorunu bir an önce çözme aceleciliği gösterdiği için bu politikayı uzun süre devam ettirme imkânı yoktur... İkinci yol ise, Türkiye-Yunanistan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtup adanın kuzeyindeki Türk varlığının güvenilir bir hayata kavuşması konusunda güneydeki Rumları ikna faaliyeti yürütmektir; AB'nin, BM'nin ve ABD'nin konuya taraf oluşlarını lehimize kullanarak... Bunun ancak 'ulusal' bir politika haline dönüşürse başarılı olabileceğini de unutmayarak...

Tartışacaksak, bu iki yaklaşımdan hangisinin sonuç alabileceğini tartışmalıyız. Kitleleri sokağa dökerek, "Kıbrıs'ı sattırmayız" tarzı mugalataları geçerli kılarak hayırlı hiçbir sonuç alınamaz. Gelin numara yapmaktan vazgeçelim ve kronik sorunlarımızın çözümü zorlamasını kapımıza dayayacağını zaten bildiğimiz şu süreci en akılcı biçimde değerlendirelim...


« Geri Dön

15 Nisan 2005
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED