AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Laiklik Papalığın akrabası mı?

Papa'nın ölümüne bütün dünyada gösterilen saygı, 'laiklik tartışmaları'na ilginç bir boyut getirdi. Hristiyan dünyanın simgesi olan Papa'nın ölümüne özellikle Müslüman dünyanın saygı göstermesi de son derece anlamlıydı. Hele, Hz. Peygamber'in 'bir Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkması' dikkate alındığında Müslümanların tavrı daha bir önem kazanıyor.

Papa'nın cenaze töreni için katı laikliğin merkezi olan Fransa dahil bütün dünya liderleri Vatikan'a akın etti, bayraklar yarıya indi, televizyonlar uzun uzun Katolik görüntüler, ayinler yayımladı. Papa'nın hayatıyla ilgili en küçük ayrıntılar bile, günlerce televizyonlarda tartışıldı, yazılıp çizildi. Özellikle son dönemde, siyasi bir aktör haline gelen Papa için gösterilen bu yoğun ilginin yadırganacak bir tarafı yok.

Belki bu vesileyle esas tartışılması gereken, Türkiye ve Fransa gibi ülkelerde hâlâ zihinlerde bir netliğe kavuşmamış laiklik tartışmalarının bundan sonra nasıl bir seyir izleyeceğidir. Çünkü, Türkiye'de ne zaman 'din' ve 'dini simgeler' gündeme gelse birileri 'laiklik krizi'ne tutuluyor.

Papa için bayraklar yarıya inerken "laikliğin tehlikede olduğu" endişesine kapılmayan, hatta Budizm, Şintoizm, Paganizm, Animizm ve Totemizm gibi inanç biçimlerine hoşgörü ile yaklaşan 'laikçi' çevreler nedense İslam sözkonusu olunca laiklik için yeri göğü inletiyorlar.

Papa'nın cenaze töreniyle birlikte bir gerçek ortaya çıktı ki, Batı'da ve Türkiye'de İslam'a karşı "önyargı"nın 'laiklikle' bir ilgisi yok. Mesela, kendisini 'laiklik savaşçısı' gibi gören Milliyet yazarı Nail Güreli geçtiğimiz günlerde yazdığı bir yazıda, doğrudan Başbakan'ın eşinin inançlarını hedef alarak absürd bir öneride bulundu: "Biz size iktidar olmanın kısa formülünü söyleyelim mi? Emine Erdoğan, "Artık biz çağdaş Türkiye'yi temsil ediyoruz" diyerek siyasal simge yapılmış o türbanı çıkarsa, AKP "iktidar" olur; İHL sorununun çözümü de kolaylaşır. Tayyip Bey gerçek bir reformcu, devrimci olarak tarihe geçme şansını yakalar. Herkes de siyasal simge haline gelmiş türbanı takma takıntısından kurtulur."

Şimdi bunun 'laiklik hassasiyeti' ile ne ilgisi var? Bu ifadeler olsa olsa, dine karşı bir "alerji"nin ürünü olabilir.

Aynı şekilde Batı dünyası da "laiklik" konusunda samimi olmadığını ama İslam sözkonusu olunca "çifte standart" uygulamakta bir beis görmediğini ortaya koymuş oldu. Mesela Fransa, İslam'ın bir simgesi diye başörtüsünü okullarda yasaklayarak bireylerin özgürlüklerine müdahale edebiliyor. Ama aynı Fransa'nın İçişleri Bakanı, valilere genelge göndererek, bölgelerinde, Papa için yapılacak törenlere katılmaları talimatını veri-yor. Şimdi bu nasıl bir laiklik? Papalık laikliğin akrabası filan mı yoksa?

Bunun anlamı şu, Batı dünyası Hristiyanlığı kendi medeniyetinin ve iktidarının bir simgesi olarak görüyor. Bunun için de, çoğu Batı ülkesi Katolik olmamasına rağmen, kendi medeniyet dünyası içinde yer alan dinleri yüceltmeyi, kutsamayı 'laiklik' için bir tehlike olarak görmüyor. Ama İslam'ı tehlike olarak görüyor.


15 Nisan 2005
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED