|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
| ||
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Süper Lig'de artık kritik haftalar başlıyor. Cumartesi gecesi Fenerbahçeliler dokuz doğurdular. Bir gün sonra da Trabzon ekmeği, lokum gibi geldi. Geçen seneyi unutamayan Trabzonspor, Galatasaray'a acı bir sürpriz yaşattı. 7 puanlık bir fark sisi pusu dağıttı, uzakta kara göründü. Daum ama öyle ama böyle, iskele sancağı bilmeden gemiyi kuraya yaklaştırıyor. Ufak tefek kayalıklar mercan adaları var ama bunların gemiye bir zarar vereceklerini zannetmiyorum. Ve de şimdiden altını çizerek yazıyorum, defansın sağ kanadına ve orta sahaya iki kaliteli oyuncu takviyesi Fener beş yıl daha şampiyon yapar. Ama TÜRKİYE'de, Avrupa için, Daum takımın başında oldukça hiçbir iddiam olamaz. İnatçı, oyunu at gözlüğü ile seyreden, oyun içinde forvete bir iki takviyeden başka hiç müdahalede bulunmayan bir futbol adamı. Geçen seneden beri herkes gibi ben de yazıyorum; çekirge sıçrıyor, şansta yardım ediyor. İnanmak...
KENDİ futbol geçmişimden, nostaljiden fazla keyif almam. Yine de zaman zaman eskilere, 70'li yıllara dönüyorum. 1974-1975 sezonu, Fenerbahçe'nin üst üste şampiyon olduğu 2. yıl Kayseri'deyiz, sezonun 6. maçı ve yanlışım yoksa lideriz. Bir hafta önce Jeunesse'yi Avrupa şampiyon kulüpler maçında eleyerek, 2. tura çıkmışız, moralimiz de yerinde. Tarih 13 Ekim 1974 Pazar. Bizim için kritik bir maç, tüm müslümanlar içinde mübarek bir gün ve gece. KADİR GECESİ. Cumartesi akşamı normal yemeğimizi yedik. Ender, Serkan, Yavuz ve ben şef garsondan sahur için bir iki lokma hazırlamasını, bundan hocamız Didi'nin ve yöneticilerin haberlerinin olmamasını rica ettik. Sağolsun, işleri ayarladı ve gece yarısı 03.00 gibi sahura kalktık. Biraz sonra kafile başkanı, rahmetli Kefal Fikret (Arıcan) nereden haber aldı ise kafamıza dikildi. Maçın önemini ve oruçun futbolumuzu etkiliyebileceğini, niyetlenmememizi rica etti. Peki dedik ama ben rahmetlinin sözünü dinlemedim. Neyse maç başladı daha 10. dakikada Ender sağ taraftan güzel bir orta yaptı, yaklaşık 15-16 m.den kafa ile ilk golü attım. Maç bizim için iyi gidiyor, baskılı oynuyoruz ancak Cemil ve Ender ile fırsatları değerlendiremiyoruz. 70. dakikada yine Ender soldan girdi, iki rakibi çalımladı, şutunu kaleci Rızkullah tokatladı. Top direğe çarptı, önüme düştü, ben de fırsatı kaçırmadım. Golü kutluyoruz, Ender koştu üzerime atladı, "Osman niyetlisin değil mi" diye sordu, 'evet' dedim. "Ah Fikret abi yaktın beni, ben de niyetlenseydim, bunlar hep gol olurdu" diye hayıflandı. 5 dakika sonra ben bir gol daha atınca, pişmanlığı daha da arttı. Neticede 3-0 gibi bir skorla maçı bitirdik. Tabii ki, hepimiz sevinçli ve mutlu idik. Ama arkadaşlarımın içinde en mutlusu bendim. Yeter artık!
KÜFÜRLER, hakaretler, kötü tezahürat, yöneticilerin ipe sapa gelmez demeçleri... Nereye gidiyoruz kardeşim. Kaldırın, bitirin artık şu LÜTFEN'i. Üç ay önce yazmıştım. Türkiye'de kaç milyon kişi anlar bundan. -Canım dersin, canın çıksın diyenler, -Araba kullanıp fren yerine devamlı kornayı kullananlar, -Yol vermeyi namus meselesi yapanlar, -Üç kuruş için insan hayatını hiçe sayanlar, Futbol hayatımızda; -Seyrantepe'yi mi..? Nah alırlar' diyenler, -Başkan olup, "Geçen sene nasıl şampiyon olamadık" diyenler. (Halbuki çağır eski hocanı, Sinan Engin'i anlatsın sana) -Federasyon başkanını ve kulüp başkanlarını iplemeyenler, -Saha içinde, binlerce kişi önünde oyuncularını sille tokat dövenler, -TV karşısında, kendi başarısızlıklarını kamufle edebilmek için birbirlerine giren hocalar, daha neler neler... Bitirin artık şu komediyi...
|
![]() |
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |