AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kadının Sesi mi, kuru fasulye mi?

Kadının Sesi'ne öldürülmüş bir gencin ailesi alınıyor, öldürenlere veryansın ediliyor. Ertesi gün televizyona çıkan aileye mermi yağıyor, bir ölü, üç yaralı...

Hürriyet buna "TV'ye neden çıktın cinayeti" diye başlık atıp, kardeş kanalda program sunan Yasemin Bozkurt'u eleştirdi. Yasemin Bozkurt dün canlı yayında Hürriyet gazetesini eline alıp, çalıştığı kanalla aynı gruba bağlı gazeteyi "Cümlenin içinde gerçek anlamını taşımayan başlık" kullanmakla suçladı… "Uğradığımız haksızlıktan dolayı kırgınız" diyen Yasemin Bozkurt, üç yıl önce kadın programlarında kurufasulye pişirmekten bahsedildiğini, kendisinin kadın sorunlarını ele alan bir program yaptığını söyledi. Hürriyet ise benzer programları yapan Serap Ezgü ve İnci Ertuğrul ile röportaj yaparak onların ağzından "Biz olsaydık, programımıza o konukları çağırmazdık" sözleri ile Yasemin Bozkurt'u vurdu.

Yasemin Bozkurt "Bu programları ben başlattım. Bana ait formatı üzerime alsaydım, beni taklit edenlerden yüklü tazminat kazanırdım" diyerek Serap Ezgü ve İnci Ertuğrul'u hedef aldı. TGRT yapımcıları ile görüştüm "Format kesinlikle Yasemin'in değil. O bize Yasemin'in Penceresi ile geldi. İlk dönemde yaptığı program formatı farklıydı ve reytingleri düştü. Biz müdahale ettik, format değişti. Bu formatı bulan Yasemin değil" diyerek yalanladılar.

Uçankuş.com adlı internet sitesi Hürriyet'in Yasemin Bozkurt'u eleştirmesi ve Yasemin'in de canlı yayında gazeteye cevap vermesini "Doğan grubunda iç savaş çıktı" diye yorumladı. Ertuğrul Özkök'ü aradım, savaşı soracaktım, toplantıdaymış... Hâlâ devam ediyor herhalde.

Dün Kanal D Genel Müdürü Murat Saygı ile görüştüm. "Kadının Sesi tarzı programlar dünyanın her yerinde var. Ezilen, konuşturulmamış, dayak yiyen kadınlar bu programlarla rahatlıyor. Grizu patlamadan önce nasıl gazı çıkarırsan patlamanın etkisi az olur, bu programlar da böyle bir şey. Kadınlar niye bağırıyor, kocalarını canlı yayında çekiştiriyor diye sosyologlar bu programları izliyor" diyor sevgili Saygı..

Peki kadın sorunlarını canlı yayına taşırken, yayından çıkanların kurşunlanması..? Murat Saygı buna şöyle bir yorum getiriyor; "Bugün depremi konuşsak, yarın deprem olsa, şimdi konuşanlar mı suçlu"

İlk bakıldığında haklı görünüyor bu açıklama. Ancak kan davaları, hukuka intikal etmiş olayları, canlı yayına taşımak... Murat Saygı "Doğru değil" diyor. İşte Yasemin'in tıkandığı nokta. Ortada bir cinayet var, konu mahkemede, tarafları canlı yayına alıyorsun... Ertesi gün bir cinayet daha... Kanal D Genel Müdürü de bu yanlıştan rahatsız, Yasemin ile birşeyler konuşmuş, "Olay hoş değil" diyor. Saygı'ya göre, programlar "Kadının nefes alması" açısından önemli... Doğru ancak, programdan çıktıktan sonra bazı insanların nefesi kesiliyor, bazıları toprağa veriliyor. İşte kırmızı çizgi... Hâlâ yanlışı savunan Yasemin'in anlayamadığı nokta bu... Hukuka intikal etmiş, işlenmiş bir cinayetin taraflarını stüdyoya sokarsan, bu kadının sesi, kadının hakları olmaz. O insanlar nefes almaz...Oksijen bir şekilde kesilir. Gazlar içerde sıkışır..

Sonra... Kurufasulye pişirilen programlara hasret kalırız...


19 Nisan 2005
Salı
 
BEKİR HAZAR


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED