AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Rezil senaryo! Şiiler değil, zihinlerimiz rehin alındı…

Irak'ın başkenti Bağdat'ın güneyindeki Maden kasabasında Sünni direnişçilerin 200 Şii Iraklıyı rehin aldığına, Şiiler'in kasabayı terk etmemesi halinde rehineleri öldürmekle tehdit ettiklerine, kadın/çocuk Şii ailelerin kasabayı terk ettiklerine dair haberleri kim uydurdu? Etnik ve mezhep eksenli çözülme ve iç savaş tehdidi altındaki Irak'ta bu haberin nasıl bir sonuç ortaya çıkaracağını çok iyi bilenler, yaklaşık bin aileden oluşan Şii ve Sünnilerin yıllardır barış içinde yaşadıkları bu kasaba için ne tür senaryolar hazırladılar?

Şii ve Sünni camilere yönelik bombalamalar, Felluce'ye saldırı sırasında sergilenen provakasyon, Kerbela'da veya Necef'te çok sayıda insanın hayatına malolan bombalı saldırılar gibi, işgalin ilk gününden bu yana etnik ve mezhep eksenli iç savaş planları için onlarca senaryo uygulandı. Ama şimdiye kadar böyle bir savaşı çıkarmayı başaramadılar.

Haberin yayılmasıyla hem Irak'ta hem de bölgede tansiyon bir anda yükseldi, endişeler arttı. Zira, Kürt ve Şii Araplar'ın yönetimindeki Irak'ta böyle bir durum, işgal güçleriyle Irak yönetiminin direnişçilere karşı büyük bir saldırı yapmasıyla kalmayacak, Şii ve Sünni Araplar arasında iyice zayıflamış oylan bağların tamamen yok olmasına ve kanlı bir mezhep savaşının zeminini hazırlayacaktı. İki taraf da, bazı istisnalar hariç, şimdiye kadar böyle bir tuzağa düşmediler. Gerçi Şii yöneticiler, direnişçileri tamamen terörist olarak niteleseler, Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere üç temel unsur üzerine kurulması planlanan yeni Irak yönetimindeki Sünni unsurun eksikliğini görmezden gelseler de, Şii ve Sünni dini önderlerin sağduyulu tavırları bugüne kadar mezhep çatışmasını engelleyebildi.

Haberin yayılmasının ardından Muktada Sadr başta olmak üzere dini liderler böyle bir şeyin söz konusu olmadığını açıklarken, Irak yönetimindeki bazı yetkililer, Bağdat hükümetini Irak halkını korumamakla suçladı. Ardından Amerikan işgal güçleri, önlerine kattığı Irak birlikleri ile kasabayı kuşattı, köprüleri denetim altına aldı, kente saldırı başlattı, evlere girerek insanları tutukladı. Ama nedense hiçbir rehine keşfedilemedi. Kent halkı, böyle bir olayın olmadığını, bazı ailelerde husumet bulunabileceğini ancak mezhep anlamında bir gerilim bulunmadığını, insanların burada sükunet içinde yaşadığını belirterek, bunun bir senaryo olduğunu, bölgeye saldırmak için bahane olarak hazırlandığını dile getirdiler.

Irak Sünni Ulema Heyeti kasabaya bir inceleme grubu gönderdi. Bölge sakinleriyle görüşen heyet, Şii ve Sünniler arasında diyaloğun gayet iyi olduğunu, sorun gözükmediğini ancak insanların korku içinde yaşadığını, korkunun kaynağının ise kente saldırı olduğunu duyurdu. "Bu rezil bir senaryo" diyen Ulema Heyeti'nin Sözcüsü Abdüsselam el Kubeysi, "Bu plan yeni değil. Şehri kuşatmak için böyle bir senaryo uyguladılar. Daha önce bölgeye giremiyorlardı. Kasabada hiçbir rehine yok. Ama yine başarısız oldular" dedi. Iraklı Tuğgeneral Muhammed Sabri Latif, "İnsanların rehin tutuldukları söylenen evler emniyete alındı. Hiçbir rehine bulamadık. Bulacağımızı da düşünmüyorum" dedi.

El Kaide ve suçlanan Ebu Musab Ez-Zerkavi adına yayınlanan bildirilerde ise, "böyle bir olayın olmadığı, rehine iddiasının tamamen uydurma olduğu, bunun yeni bir Felluce hazırlığı olduğu" açıklandı.

Maden'de böyle bir olayın olup olmadığından daha önemli bir olay var: Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, direnişçilerin Kürt ve Şii milislerle durdurulmasını önerdi. Bundan daha tehlikeli ne olabilir? Ayrıca, bu açıklamanın İran'taki Kürtler'in gerilla savaşı başlatmasıyla aynı döneme gelmesi ne ile açıklanabilir?

Peki bu haberi kim uydurdu? Bütün bu gelişmelerden sonra kimlerin uydurduğu az çok tahmin ediliyor? Bu örnekle daha da belirginleşen bir gerçek var: Dezenformasyon. Irak'la ilgili haberlerin güvenilirliği. Enformasyon savaşının gerçekleri ne hale getirdiği….

Haftalardır Irak'la ilgili hiçbir gerçek dünyaya yansımıyor. Pentagon eksenli ve Bağdat yönetimi merkezli haberlerin dışında, özellikle direnişçiler cephesinden hemen hiçbir haber dünyaya yansımıyor. Direnişçiler'in haber kaynakları "terör kaynağı" olarak itham edilince tek yanlı haberlerle artık Irak'ta hiçbir sorun kalmamış izlenimi veriliyor. Oysa öyle değil. İngiliz Independent gazetesi, Irak'ta medyaya uygulanan sıkı sansür yüzünden bir "normalleşme yanılsaması"nın yaşandığına dikkat çekerek, "Irak'taki birçok şiddet olayının haberi yapılmadığını, ajansların hiçbirine değinmediğini, gerçeklerin dışında bir resim gösterildiğini" yazdı. Irak Ulema Heyeti'nin desteği ile yayın yapan "İslammemo" adlı haber sitesi ABD'nin Ankara Büyükelçiliği tarafından "El Kaide" ile bağlantılı olmakla itham edilmişti. Oysa bu açıklamadan birkaç hafta sonra Irak basını bu haber sitesini "Irak'la ilgili en doğru haberleri veren kaynak" olarak seçti. Yine, İngiltere merkezli Irak Analiz Grubu'nun raporuna göre ABD ordusu Felluce'de karşı napalm kullandı. ABD bunu önce yalanladı daha sonra kabullendi. Türkiye'de ise Büyükelçilik sadece yalanladı, o kadar!

Özellikle Felluce katliamından sonra müthiş bir dezenformasyona tabi tutuluyoruz. Sadece kamuoyu değil, basın mensupları da aynı tehlike ile karşı karşıya. "Irak'ın Deresdeni" olarak nitelenen Felluce'de, sadece 100 bin hayvanın öldürüldüğü Felluce'de yaşananlardan sonra Türkiye'de de derin bir medya operasyonu yapıldı, hala da devam ediyor. "Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilim"i sorgulayanlar suçu medyaya attı. Türkiye'de anti-Amerikancılık ve anti-Semitizm yapıldığı yaygarası ile gerçekler üzerine kalın bir örtü çekildi. ABD'ye, işgale, katliama, bölge ile ilgili senaryolara yönelik tepkiler bir anda kesildi. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi. Oysa işgal Irak sınırlarını aştı, tüm bölgeye yayılıyor. Kimse sesini çıkartmıyor artık.

Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimin nedeni sadece Irak'taki gelişmeler değil. Bilmeyenler, bunu yakında çok daha net görecek, beklesinlher! Medya sansürü ise sadece Irak'ta uygulanmıyor. Türkiye dahil bütün bölgede uygulanıyor. Doğru bilgi her zaman akredite kaynaklardan gelmiyor maalesef! Dahası, bu kaynaklar son zamanlarda doğru bilgiyi gizlemenin adresleri oldu. "Doğru haber", "doğru bilgi" ne kadar sansürlenebilirse, işgal planları o kadar kolay uygulanıyor. En şiddetli savaş zihinlerde yapılıyor. Şiiler rehin alınmamış ama zihinlerimizin rehin alındığı bir gerçek. Şimdi suskunluk dönemi. Herkes susacak!


19 Nisan 2005
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED