|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bir banka şubesine giden arkadaşımız, kendi hesabına para yatıracaktır. Sıra kendisine gelince, iki bin doları memura verir, dekontu alır. Tam çıkarken, yatırılan miktar olarak "üç bin dolar" yazıldığını farkeder. Bir an bile tereddüt etmeden dönerek yanlışlığı düzelttirir. Aradan iki gün geçer, aynı şubeye yine para yatırmak için gider. Yine aynı memur, aldığı paraları kontrol ederken, yüz dolarlıklardan birini kabul etmek istemez. - Bunun yerine başka bir yüzlük verebilir misiniz?
- Ben yine tereddütlüyüm. Varsa başka bir yüzlük verin. - Başka yüzlük yok. Fakat az ilerideki döviz bürosundan değiştirip yenisini getirebilirim. Siz dekontu kesin. - Kesemem. Getirin, öyle keseyim. Arkadaşımız, acelesi olduğunu söylemesine rağmen, genç memur kararında ısrar etmektedir. Yıpranmışlığın sahtelikle ilgisi olamayacağını, çünkü sahte paraların yıpranacak kadar piyasada kalamayacağını söylemek de bir işe yaramaz. Bizimki dediği gibi, az ilerideki döviz bürosuna gidip değiştirir, yeni yüzlüğü getirir. Memura verir, dekontunu alır. Ve sonra sorar: - Hatırlıyor musunuz, iki gün önce iki bin dolar yatırmıştım fakat siz yanlışlıkla üç bin dolarlık dekont yazmıştınız. - Evet hatırlıyorum. - Hemen farketmiştim ve sizi bin dolar zarara girmekten kurtarmıştım... - Evet... Ama ben de size teşekkür etmiştim. - Böyle davranan birinin, yüz doları getirmeyeceğini düşünerek dekontu kesmiyorsunuz. Ayıp değil mi? Müşterisinin yüzüne ne diyeceğini bilemeyen bir ifadeyle bakan genç memurun bu tavrı, yıllardır o şubeyle çalışan arkadaşımızın hesabını kapatmasıyla neticelenmiştir.
PARK
Hoca, arabasını yol kenarında sırayla parketmiş araçlar arasında bulduğu boş yere bırakır. "Cıyk" sesli uzaktan kumandasıyla kapıları kapatır. Heybesini omzuna atar, az ilerideki çay bahçesine gider oturur. Arkadaşlarıyla sohbete dalmışken, parketmiş araçların yanına bir "çekici" gelir. Lacivert elbiseli görevliler, onca araba içerisinde Hoca'nınkini gözlerine kestirmişlerdir. Yüklenip götürmek üzerelerken, arkadaşları Hoca'yı uyarır. - Hoca arabanı çekiyorlar.
Muhacir kuşların dönüş vaktidir
Doğup büyüdüğüm evin yerinde
Kızıl gelincikler uç verir kandan
Can suyudur yitik havuza akan,
Üryan iken yakalandım doluya
Geriye dönemem, kader kovalar;
TELAFİ Yine epey zaman geçti, güzel bir şiir okumadık. Sarmaşık Kültür'ün ilk sayısından üstat Bahaettin Karakoç'un yeni bir şiiri ile bu ayıbımızı kapatmanın vaktidir. VECİZ Pazar günü Fenerbahçe-Beşiktaş maçını izlerken, ünlü bir Türk büyüğünün veciz sözünü hatırladık: "İyi orta, gol getirir."
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |