|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Sanırız ki hiç bir ağaç, insanlık tarafından zeytin ağacı kadar kutsi kabul edilmemiş, hiç bir ağacın üstüne bu kadar çok efsane anlatılmamıştır… Zeytin ağacının insanlık tarihindeki yerini kavrayabilmek için, bundan 39.000 yıl öncesine uzanmak gerekiyor. Zeytin ağacına ilişkin bugün elimizdeki en eski veri, Ege Denizi'ndeki Santorini Adası'nda yapılan arkeolojik çalışmalara dayanıyor. Bu çalışmalarda 39 bin yıllık zeytin yaprağı fosilleri ortaya çıkarıldı. Kuzey Afrika'daki Sahra Bölgesi'nde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalarda ise Milattan Önce 12 bin yılına ait zeytin ağacı bulgularına rastlandı. Ancak ilk zeytin hasadının ne zaman ve hangi uygarlık tarafından yapıldığı bilinmiyor. Cevaplandırılamayan sorular bizi; zeytin, zeytin hasadı ve zeytinyağıyla ilgili efsanelere daha çok kulak vermeye çağırıyor. ZEYTİNYAĞININ TARİHSEL GELİŞİMİ İlk zeytin ağacının anavatanının neresi olduğuna dair bilim dünyası kesin bir şey söylemiyor. Bu konuda çeşitli varsayımlar var. Bugüne dek bilim dünyasında en çok kabul gören varsayıma göre, zeytin ağacının anavatanı Ön Asya ve Milattan Önce 5 bin yıllarında yabani zeytin ağacı ilk kez yaklaşık bu coğrafyada ehlileştirildi. Yine Milattan Önce 5 bin yıllarında İtalya'da zeytinin besin maddesi olarak kullanıldığını gösteren buluntular da, varsayımların İtalya üzerinde yoğunlaşmasına yol açıyor. Ancak bilim dünyasında son zamanlarda kabul görmeye başlayan başka bir varsayıma göre, zeytin ağacının anavatanı Kuzey Afrika. SARAY MUTFAĞINDA ZEYTİNYAĞI Türkler, Anadolu'yu Doğu Roma İmparatorluğu'ndan devralırken, Romalılar'ın zeytinyağı kültürünü korudular, korumanın da ötesinde zenginleştirdiler. Zeytinyağlı yemeklerin Osmanlı mutfağında, özellikle saray mutfağında daima çok özel bir yeri oldu. Zeytinyağıyla yapılan yemekler, Osmanlı döneminde şehirden köylere kadar yaygınlaştı. Osmanlı mutfağı, bugünkü yemek kültürümüzün de temelini oluşturdu. Asit oranı iyice alınmamış olan zeytinyağı, fazla kullanılmayıp bekletildiği taktirde tortuları dibine çöker. Böylece zeytinyağında acımsı bir tat oluşur. Bunu önlemek için asit oranı iyice alınmış zeytinyağı çeşitleri tercih edilmelidir. ZEYTİNYAĞI TÜKETİMİ Zeytinyağı Türk mutfağında önemli bir yere sahiptir. Ancak; Türkiye zeytin üretiminde dünyada ikinci, zeytinyağı üretiminde dördüncü olmasına rağmen yıllık zeytinyağı tüketimi kişi başına 1 kg olup, 18 kg/kişi tüketimi olan Yunanistan'dan belirgin olarak azdır. İtalya'da 11 kg, İspanya'da 10 kg, Tunus'da 10 kg, Suriye'de 6,2 kg, Portekiz'de 5 kg tüketilen zeytinyağının Akdeniz dışı bölgelerde tüketimi çok düşüktür. Örneğin: ABD'de kişi başı tüketim 450 gr, Japonya'da ise 20 gramdır. ZEYTİN VE SAĞLIK Zeytinin sağlıkla ilgili etkileri uzun zamandır bilinmektedir. Zeytinyağı insanoğlunun tarım devriminde ürettiği ilk ürünlerden birisidir. Zeytinyağının gençlik ve güç kaynağı olduğu inancı her zaman çok yaygındı. Eski Mısır, Yunan ve Roma'da çeşitli çiçek ve otlar ile zeytinyağı karıştırılarak çeşitli ilaç ve kozmetikler elde ediliyordu. 15. yüzyılda İspanyol papazlar zeytin ve zeytinyağını Orta ve Güney Amerika'ya daha sonra da Kaliforniya' ya taşıdılar. Akdeniz diyetinin önemli bir parçası olan zeytin, zeytinyağı, meyve ve sebzeler ve bunlarda bulunan antioksidanlar hayat boyu kalp-damar hastalıkları ve kansere karşı koruyucu etki gösterir. Özellikle kalın barsak, meme ve cilt olmak üzere birçok kanser ve kronik hastalıkların korunmasında rol alır. Akdeniz mutfağında yemeklerin hemen hepsinin zeytinyağı ile piştiği anlarda, batılılar zeytinyağıyla genellikle restoranlarda tanışıyordu. 1970' lerde yapılan bir araştırma sayesinde zeytinyağı önem kazandı. Araştırma, batılılar arasında kalp hastalığına en az yakalananların Akdenizliler olduğunu ortaya çıkarmıştı. Akdenizliler'in bol miktarda tükettiği zeytinyağının bunda bir payı olduğu düşünüldü. Gençlik ve ergenliğin vücudun daha çok kaliteli gıdaya ihtiyaç duyduğu dönem olması ve zeytinyağı kullanımının burada iyi bir tercih görülmesi, yaşlılıkta ise kalsiyum kaybını önleyerek kemik erimesine engel olması, hamilelikte, içinde bulunan yağ asitleri hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında önemli bir etken teşkil etmesi, damar sertliğinin önlenmesine yardımcı olan "iyi yağ" oranı ve antioksidanlar açısından zengin bulunması zeytinyağı kullanımını arttırdı. Sağlık açısından yarattığı birçok mucizeye ek olarak zeytinyağı, daha güzel görünmemize de yardımcı olur. Cildi ve saçları besler. Cildin genç görünmesini, saçların kuvvetlenmesini ve parlamasını sağlar. Sabah kahvaltısı için yeşil veya siyah zeytin, kuru nane, pul biber, biraz kekik ve sızma zeytinyağı karışımı ile hiç kahvaltı yapmayı denediniz mi? Yanıtınız "hayır" ise karışımın içine ekmeğinizi batırarak, çay eşliğinde yiyeceğiniz bu lezzet size inanılmaz keyif verecektir. Bir besin maddesi düşünün ki, hem içeriğiyle sağlıklı olsun; hem de onunla yapılan her yemek ziyafete dönüşsün, sofralar ağız tadı, keyif, neşe ve bereket bulsun. Tabii ki zeytinyağından söz ediyoruz. Mumun dibine ışık vermemesi misali, dünyanın en sağlıklı ve en lezzetli zeytinyağı ülkemizde üretilmesinin yanında, üretimin oldukça gerisinde tüketim yapan bir ülkeyiz. Dünyada mutfağında "zeytinyağlılar" diye bir kavram bulunan tek ülke olmasına rağmen, Türkiye'nin tüketimde diğer Akdeniz ülkelerinin gerisinde kalması oldukça düşündürücü. Zeytinyağı ile pilavdan çorbaya, kızartmalardan salataya kadar birçok yemek çeşidi yapılmasına rağmen, ülkemizde zeytinyağının bu kadar geniş alanda kullanımı anlaşılabilmiş değil. Halen birçok ev hanımı, zeytinyağından pilav yapılamadığı, zeytinyağının sadece salatalarda bir süs aracı olarak algılandığını zannediyor. Gelin bu yaz mevsimi başlangıcında, hem yemeklerin hafifliği, hem lezzeti hem de sağlıklı beslenmek adına zeytinyağı tüketimini artıralım. Elimizdeki bu çok kıymetli lezzet kaynağının kıymetini bilelim. ZEYTİNYAĞI ÇEŞİTLERİ
Zeytinyağı, asitlik derecesine göre farklı isimlerde gruplandırılır;
1-RİVİERA ZEYTİNYAĞI: Rafine ve Naturel zeytinyağının belli oranda karışımı ile elde edilir. Özellikle yemek ve kızartmalarda tercih edilir. Asit oranı en fazla %1'dir.
2-RAFİNE ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı asit oranı yüksek olduğundan rafine edilmesi gerekir. Fiziksel rafine işlemi sonrasında elde edilen rafine zeytinyağı hemen hemen sıfır asit oranına sahiptir. Rafine ya da Light zeytinyağı daha çok zeytinyağının kuvvetli lezzetine alışık olmayan kimseler tarafından tüketilmek üzere hazırlanır.
3-NATUREL ZEYTİNYAĞI: Sızma ve naturel olarak ikiye ayrılır. Zeytinyağları içinde en makbul olan sızma zeytinyağının asit oranı en fazla %1'dir ve çiğ olarak salata ve soslarda tüketilebilir. Naturel zeytiyağı ya da ekstra ekstra zeytinyağında asit oranı %1-2 arasındadır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul İl Kültür Müdürlüğü'nün gerçekleştirdiği 2005 Turizm Etkinlikleri çerçevesinde, Eminönü Belediyesi himayelerinde, Mutfak Derneği'nin düzenlediği ÖDÜLLÜ YEMEK YARIŞMASI'na ve "Türk Mutfağı'nın Turizm Üzerindeki Etkileri" konulu konferansa tüm halkımız davetlidir. • Tarih: 19 Nisan 2005 Salı • Yarışma Saat: 13.00-15:00 • Konferans Saat:16:00-17:00 • Yer:Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi, Kenedy Cd. Küçükayasofya-Eminönü • Telefon: 0212 516 81 92 - 516 81 93
LEZZETLİ SÖZLER
İnsan hep yüzü güleç olana aldanır,
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |