AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Gündemin yoğunluğu ve dinamizm...

Türkiye'nin nasıl bir dinamik toplum yapısına sahip olduğunu anlamak için toplum bilimlerinde uzman olmaya hiç gerek yok. Mütecessis bir gözlemci olmak yeterli olsa gerek. Sadece tartışma gündemindeki konulara bakmak yeterlidir.

Fazla geriye gitmeden son bir ay içerisinde Türkiye'nin tartıştığı konulara bir bakmakta yarar var. Nevruz gösterileri sırasında Türk bayrağına karşı gösterilen kabul edilemez tavrın ateşlediği toplumsal duyarlılık bir anda tüm Türkiye'yi ayağa kaldırmaya yetti. Ülkenin muhtelif yerlerinde ortaya çıkan tahrikler ve onu takip eden linç girişimleri bir anda tehlikeli bir biçimde gündeme yerleşti.

Halk bunları konuşurken Ermeni sorunu bir kez daha gündeme geldi. Özellikle Batı ülkelerinde kaşınan ve uluslar arası ilişkilerde verimli bir araç olarak kullanılmak istenen Ermeni iddialarına cevap yetiştirmek, tezlerine karşı tezlerle çıkmak çabasına girildi. İngiltere'de asrın başlarında yayınlanan Mavi Kitap tartışma konusu oldu. Amerikalı tarihçi J. McCarty Türkiye'ye davet edildi ve TBMM'de vekillere hitap etmesi sağlandı. Açıklamaları üzerinde tartışmalar yapıldı.

Bunu takiben Katolik dünyanın dini lideri Papa II. J. Paul öldü. Bütün dünyanın gündemine Papa'nın ölümü ve cenaze töreni yerleşmiş oldu. Evet Papalık son derece önemli bir kurum. Bu sadece Katolikler için değil bütün dünya için özel bir öneme sahip.

Kim ne derse desin; Kilise ülkelerin siyasi ve sosyal hayatında belirleyiciliğini sürdüren en önemli kurumlardan biri. Türkiye'de laiklik tezleriyle zihinleri allak bullak olmuş bizler için bu durum yadırgatıcı olabilir; çünkü okuduklarımızla toplumsal gerçeklikler pek uzlaşmıyor.

Laik ülkelerde Kilise ile devlet birbirinden ayrılmış ve her ikisi özerk şekilde varlıklarını sürdürmektedirler. Kilise devlete karışmıyor, devlet de Kilise'ye müdahale etmiyor!

Peki gerçekten böyle mi?

Gerçekten cenazesinde dört milyon insanı toplayabilen bir kurumun başındaki kişi kenarda sadece dini ayinleri yönetmekle mi meşgul? Uzun uzun konuşmaya hiç gerek yok; 1980'lerin sonunda komünist dünyanın çökmesinde Kilise'nin oynadığı rolü görürsek bu işin nasıl bir farklılık taşıdığını anlamakta zorlanmayız.

Din ve Kilise'nin gücü…

Beni asıl şaşırtan Papa'nın cenazesinde dört milyon insanın Roma'da buluşması değil. Çünkü Papa daha önceki pek çok programda milyonları topluyor ve Hıristiyan toplumları mobilize edebiliyordu. Mesela yıllar önce Paris'te Katolik Gençler Kongresi'nde dünyanın muhtelif ülkelerinden tam iki milyon genci topladığında Kilise'nin ve Papa'nın gücünü fark etmiştim. Dikkatinizi çekmek isterim, iki milyon gencin bir araya gelmesinden söz ediyorum. Belki bu iki milyon kişi gençler değil de orta yaşlılar veya yaşlılar olsa fazla dikkatimizi çekmeyecek, ama dini duyguların daha zayıf olduğu bir kuşağı temsil eden gençler olunca dikkat kesilmek gerekiyor…

Fazla söze gerek yok, modernleşme dini toplum hayatından uzaklaştırabilmiş değil. Dinler daha da güçlü şekilde geri dönüyor. A. Krieger'nin "Tanrı'nın İntikamı"nı yazması boşuna değil…

Bu konunun Türkiye için ilginç olan ve cevaplandırılması zor görülen yanı Papa'nın ölümü ve cenazesinin Türk basınında bu kadar büyük bir yer bulmuş olmasıdır. Türkiye'yi bilmeyen birinin bu ülkeyi Katolik sanması şaşırtıcı olmasa gerek. Bu olayın basında en çok yer tuttuğu ülke Türkiye imiş. Ne kadar ilginç değil mi?

Kutlu Doğum ve İslam ülkesi…

Ne tesadüftür ki Papa'nın cenazesinin arkasından Kutlu Doğum Haftası kutlamaları gündeme oturdu. Haşmet Babaoğlu'nun tespitleriyle konuşursak "Günlerdir, Hıristiyanlığı, Hz. İsa'yı, Vatikan'ı yazıp duruyor" olan popüler basınımıza baktığımızda Kutlu Doğum Haftası'yla ilgili eli yüzü düzgün bir yazı, bir dizi, bir haber, bir coşku yok! Dersiniz ki bu ülkede değil bir başka İslam ülkesinde kutlanıyor. Türkiye de bir İslam ülkesi değil, bu ülkede Müslümanlar değil başka dinlerin mensupları yaşıyorlar…

Popüler basının Papa'ya ayırdığı yer ve gösterdiği ilgi neden Hz. Muhammed'e gösterilmez acaba? İslam Ortadoğu toplumlarının dini, Hıristiyanlık ise Batı toplumlarının dini olduğu için mi?

Tesadüf ya, tam bunları konuşurken Genelkurmay Başkanı Orgeneral H. Özkök akredite olan olmayan tüm basın mensuplarının izleyebildiği, televizyonların canlı yayınla verdikleri Harp Okulları'ndaki bir yılı değerlendiren uzun, herkesi şaşırtan, bir sürü soru işaretini gündeme getiren, bir tür hükümet programı mahiyetindeki konuşmasıyla gündemin en üstüne yerleşmiş oldu.

Ortada bir sürü soru var.

Değerlendirmeler birbirinden farklı. Hükümet partisinin yetkilisi oradaki sözleri onayladığına, Başbakan "geneli itibariyle olgunca yapılmış bir değerlendirme" olarak gördüğüne göre söylenecek fazla bir şey yok. Bir taraftan Kutlu Doğum Haftası'nı kutlayıp diğer taraftan Türkiye'nin "ne bir İslam devleti, ne de bir İslam ülkesi olduğunu" duymak Türkiye'deki dinamizmin bir özelliği olmalıdır. Bize düşen gündemi takip etmeye devam etmek.


26 Nisan 2005
Salı
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED