AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
'Yıllık değerlendirme'nin değerlendirilmesi (2)

Dünkü yazıda Özkök'ün Türkiye'nin ("ılımlı" da olsa) bir "İslam devleti" olmadığını hatırlatan sözlerine -tabii ki- hak vermiştik. Hak vermiştik ama aynı zamanda bunun ilanının hiç mi hiç gerekli olmadığını da hatırlatarak.

Türkiye'nin "bir İslam ülkesi" olarak kabul edilmemesi ise, Özkök'ün en fazla tepki alan sözleriydi. Bu sözlerin yerinde olmadığı, Genelkurmay Başkanı'nın "devlet" ve "ülke" arasında ayrım yapmadan konuştuğu belirtildi.

Hatırlıyorsunuzdur mutlaka; Yeni Şafak, bu açıklamanın hemen ardından baş sayfasından şu tespiti yapmıştı: "Özkök İKÖ'yü unuttu". Gazetemiz haklı olarak Türkiye'nin nihayet yakın zamanda İKÖ Genel Sekreterliği'ne Türkiye'den bir adayın, yani Prof. Ekmelettin İhsanoğlu'nun seçildiğini hatırlatmayı da unutmamıştı. Ayrıca gazetemiz, bir tesadüf eseri olsa gerek, bu tespiti yaptığı günkü sayısında şu haberi de geçiyordu: "İslâm dünyasının STK'ları İstanbul'da buluşacak".

İlginç ve önemli bir tartışma başlamıştı hiç şüphesiz... Türkiye, 1969 yılında Mescid-i Aksa'nın kundaklanmasından sonra İslam ülkelerinin bir araya gelerek oluşturduğu İKÖ'nün (İslam Konferansı Örgütü) başından beri üyesiydi. Bu örgütün içinde sadece nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin yer alabildiğini de biliyorduk. Ana sözleşmesinin bazı maddelerine imza atmamış olsa bile, İKÖ'nün kurucu üyelerinden birisi olan Türkiye, Özkök'ün açıkladığı gibi yoksa aslında bir "İslam ülkesi" değil miydi?

İsterseniz önce, soğukkanlı bir biçimde İKÖ adının bugünün dünyasında yerinde bir ad olup olmadığını gözden geçirelim: Hiç şüphe yok ki bugünün dünyasında bu ada benzer bir ad taşıyan, yani kendisini bir dini merkeze koyarak tanımlayan benzer bir örgüt ile karşılaşsak epeyce şaşırır ve hatta merkeze bir dini koyduğundan dolayı söz konusu örgütü eleştirmeyi de unutmazdık. Mesela diyelim ki, nüfusunun çoğunluğu Hırıstiyanlardan oluşan ülkelerin bir araya gelerek oluşturduğu "Hıristiyan Konferansı Örgütü" adında bir örgütle karşılaştık, tepkimiz nasıl olurdu? Tahmin ettiğiniz gibi cevaplaması çok kolay bir soru bu; pek tabii ki, arada bir "AB yoksa bir Hırıstiyan kulübü mü?" diye celallendiğimizden de belli olduğu gibi, kendisini bir dinden hareketle tanımlayan her türlü uluslararası örgütlenmeye karşı olduğumuzu ilan ederdik!

Tamam, belki Rusya'nın bile "Bizim nüfusumuzun da 20 milyonu Müslüman, İKÖ içinde bizim de yerimiz olmalı!" diye ortaya çıktığı bir dünyada bu türden titizliklerin çok naif kaçacağı, mühim olanın özellikle ekonomik ilişkileri geliştirmek için öyle ya da böyle bazı zeminlerde birileriyle birlikte hareket edebilmek olduğu söylenebilir. Ancak bu sefer de, ortaya "tutarlı" bir tavır koymak gerekmez mi? Cumhurbaşkanlarından başlayarak ülkenin en yüksek devlet adamlarının sıra Kıbrıs ve Yunanistan gibi dış politika ya da doğrudan "ekonomik işbirliği" konularına gelince İKÖ'nün ve onun içinde yer alan alt kuruluşların özel ritüellerle açılan toplantılarında "bir İslam ülkesi"nin temsilcileri olarak öne çıkmaları ile aynı kişilerin sıra AB'nin "Hırıstiyan" kimliği taşıdığını iddia eden açıklamalarla karşılaşınca (en yakın örneğiyle AB Anayasası'na ilişkin tartışmaları hatırlayın) Türkiye'nin laik bir cumhuriyet olduğunu hatırlatarak "Dini bu tür işlere karıştırmak size yakışıyor mu?" diye çıkışmaları birbiriyle tutarlı tavırlar, davranışlar mıdır? Cumhurbaşkanınız (Ahmet Necdet Sezer) bir "İslam ülkesi"nin başındaki kişi olarak "İKÖ-AB Orta Forumu"nu açış konuşması yapsın, ama Genelkurmay Başkanınız "Türkiye ne de bir İslam ülkesidir" desin; bu manzaranın "tutarlı bir manzara" olduğu söylenebilir mi?

Aslına bakacak olursanız, Genelkurmay Başkanı'nın bu açıklamasının eleştirisini işin içine İKÖ'yü katarak-hatırlatarak yapmak yeterli bir eleştiri değildir. Bana göre Genelkurmay Başkanı bu açıklamanın tam tersine "Türkiye bir İslam ülkesidir" deseydi de yanlış yapmış olurdu. Sadece Genelkurmay Başkanı değil, böyle bir açıklama resmi bir çerçevede Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, bakanlar ya da bir kamu görevlisi tarafından yapılmış olsaydı da durum değişmez, yani sonuç yine yanlış olurdu. Böyle bir açıklamanın yanlışlığı, Türkiye'nin geniş anlamıyla kültürel olarak çok büyük ölçüde bir "İslam ülkesi" olduğu önermesinin yanlışlığından kaynaklanmazdı şüphesiz. Tam tersine, Türkiye tabii ki kültürel açıdan "Bir İslam ülkesi"dir; Mustafa Erdoğan'ın sözleriyle "Bu, üzerinde tartışma yapılması abes kaçacak derecede yalın bir hakikattir, bir bedahattir." Nitekim bunun böyle olduğunun en açık şahidi de artık nüfusumuzun büyük bölümünü barındıran şehirlerimiz değil midir? İslam öncesi dönemden ayakta kalabilenleri saymazsak, şehirlerimizde bugün İslam'ın elinden çıkanların dışında bize "İşte medeniyet!" dedirtecek kaç eser vardır?

Ancak bazı doğruların -apaçık olsalar da- bazı kimseler tarafından öylece ilan edilmemeleri, telaffuz edilmemeleri gerekir. Bu yüzden Genelkurmay Başkanı kültürel olarak "bir İslam ülkesi" olduğu apaçık olan Türkiye'den "Bir İslam ülkesidir" diye söz etseydi de yanlış yapmış olurdu. Çünkü demokrasilerde "devlet dili" ne kadar apaçık olursa olsun bu türden "sosyolojik gerçeklik"leri dillendirmekten özenle kaçınmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na yerleştirilen siyasi ve hukuki ilkeler bütün dikkatini "vatandaş" kavramına vermek zorunda oldukları için resmi ağızların bu tür "sosyolojik gerçeklik"leri hatırlatmasına izin vermemektedir. Ama Özkök, belki de bu yanlıştan kaçmak isterken, "Türkiye İslam ülkesi de değildir" diyerek çok daha büyük bir yanlışa düştü. Özkök bu sefer bir bakıma "değneği tam aksi yöne eğerek", apaçık bir "sosyolojik gerçekliği" inkâr yolunu seçti. Tamam, devletin "sosyoloji dili" ile konuşmaktan kaçınmasına tabii ki eyvallah... Ama demokratik bir devletin bu yönde sergilediği haklı titizliğin dönüp dolaşıp toplumun çok büyük bölümünün kendi kimliğine takdığı adı inkâra varması, bu kadarına da pes doğrusu...

Geçen gün söz etmiştim; hepsinin nedeni "sözde laiklik"!


26 Nisan 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED