AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
6 5 7 ' L İ L E R   A İ L E S İ
Sigortalı Eş, Memur Üzerinden Sağlık Yardımı Alabilir

03.07.2003 tarihinde hem memurlar.net sitesinde, hem de daha sonra bu köşede bir görüş yayınlamış ve 631 sayılı KHK ile 657 sayılı Kanunun 209. maddesinde yapılan değişiklik çerçevesinde, kendi istekleri ile SSK'dan sağlık yardım almayı bırakanların memur üzerinden sağlık yardımı alabileceğini vurgulamıştık. Ancak, o yıllarda bu görüşümüzde tek kaldık. Zira Devlet Personel Başkanlığı uzmanları konuyu yeterince incelemeden olumsuz mütalaa tesis edince, kamu kurumları da DPB'nin görüşüne uymaya başlamıştı. Ancak Aydın Birinci İdare Mahkemesine açılan, daha sonra da itiraz üzerine Danıştay 5. Dairesinde görülen bir davada görüşümüzde haklı olduğumuz ortaya çıktı.

Bir kez daha görüşümüzün dayanaklarını vurgulayacak olursak;

1- 04.07.2001 tarihli 631 sayılı KHK ile "herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan" ibaresi 657 sayılı Kanunun 209. maddesine eklenmiştir.

2- Kanunda yapılan değişikliğe paralel bir düzenleme "Devlet Memurları Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği"nde yapılmamıştır. Zira bu yönetmelikteki "Devlet Memurunun herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanamayan eşi" ifadesi hala korunmaktadır. Ancak, alt hukuk normu olarak Bakanlar Kurulunun, kendisinden üst hukuk normu olan Kanunlara aykırı olması mümkün değildir.

3- Yönetmelikte yer alan "yararlanamayan" ifadesi ile Kanunda yer alan "yararlanmayan" ibaresi teknik olarak bir ayrımı ifade eder. Yararlanamayan kelimesi, sağlık yardımından yararlanma imkanı varken bu imkandan yararlanmayıp Devlet memurunun üzerinden sağlık yardımı almaya çalışanları Kanun ve yönetmelik kapsamı dışına çıkarırken; yararlanmayan kelimesi böyle bir imkanı olmasına rağmen bu imkandan kendi isteği ile yararlanmayanları Kanun ve yönetmelik kapsamı içine alır.

Bu çerçevede aşağıda özet olarak yayımlayacağımız ve Danıştay Beşinci Dairesinin 13.12.2004 tarihli (Esas No : 2004/3666, Karar No : 2004/1518) kararı ile onanan mahkeme kararına göre, kendi isteğiyle SSK'dan sağlık yardım almayı bırakanların memur üzerinden sağlık yardımı almalarının kamu kurumlarınca tanınması gerekmektedir.

Aydın 1. İdare Mahkemesinin 2002/54 Esas ve 2002/251 Karar Nolu kararı

"…Dava, Aydın Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak çalışan davacının Aydın İli, …. Müdürlüğünde …olan eşinden dolayı sağlık yardımından yararlandırılması istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin …..Müdürlüğünün 25.01.2002 günlü ve 127 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

657 sayılı Devlet memurları Kanununun 209.maddesinde, Devlet Memurları ile eşlerinin veya bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve çocuklarının tedavi yardımından faydalanacağı hükmü yer almış; Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 3.maddesinin (A) fıkrasının (b) bendinde de, Devlet memurunun herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan eşinin, tedavi ve yol giderlerinden yararlanacağı hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 186. maddesinin 1.fıkrasında "188.maddede yazılı olanlar dışında kalan avukatların 506 sayılı Sosyal Sigortalar kanununun 86.maddesinde gösterilen topluluk sigortasına girmeleri zorunludur. Ancak, bu zorunluluk malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası bakımından olup, iş kazaları ve meslek hastalıkları, hastalık ve analık sigortalarına girmek avukatın isteğine bağlıdır." hükmü yer almakta; aynı Kanunun 191.maddesinde ise, tip sözleşmesinin hazırlanması ve topluluk sigortasına girişle ilgili esaslar düzenlenmektedir. Buna göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 86.maddesi gereğince Barolar ile Sosyal Sigortalar Kurumu arasında sözleşme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bakılan davada, serbest avukat olarak çalışan davacının sağlık yardımı vermeyen zorunlu topluluk sigortası üyesi olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 186/1.maddesinde hastalık sigortasına girmenin avukatların isteğine bağlı tutulması ve bu konuda yalnızca kendi başvurusunun da yeterli bulunmaması nedeniyle bu olanaktan yararlanmadığı; bu haliyle, yukarıda sözü edilen Yönetmelikte öngörülen herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan eş konumunda bulunduğu görülmektedir.

Bu durumda, Aydın Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak çalışan ve herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan davacının, …..Müdürlüğünde ….olan eşi dolayısıyla sağlık yardımından yararlandırılması gerekmekte iken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır."


399 Sayılı KHK'ya Tabi Çalışanlardan Niçin Daha Fazla Vergi Kesiliyor?

399 sayılı KHK'nın II nolu cetveline tabi olarak çalışıyorum. 1-Bu şekilde çalışanlar kurumlar arası geçiş ile memur kadrosuna atanabilir mi? 2- Maaşlardan kesilen vergilerin artması hususu niçin diğer kurumlarda aynı şekilde uygulanmamaktadır. Örneğin vergi keseneğim bu ay %30 oldu. İki sene önceki maaşıma geri döndüm.

1- 399 sayılı KHK'nın II sayılı cetveline tabi olarak çalışanların daha önce hiç 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak hizmeti bulunmuyorsa, başka bir kamu kurumundaki memur kadrosuna geçmesi mümkün değildir.

2- 399 sayılı KHK'nın II sayılı cetvelinde yer alan sözleşmeli personelin emekli kesintisi emsali devlet memurunun emekli kesintisine eş değerdir. Vergi kesintisi ise sözleşme ücreti üzerinden yapılmaktadır. Sözleşme ücreti ise 399 sayılı KHK'nın 25'inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; KHK'ya ekli 1 sayılı cetvelin dışında kalan sözleşmeli personele ödenecek sözleşme ücreti; temel ücret ile başarı ve kıdem ücretleri toplamından oluşur ve bu ücret asgari ücretin altında olamaz. Sözleşme ücretlerinin tavanı her yıl bütçe kanunları ile belirlenir. Kamu personeli için uygulanan aylık katsayısının mali yılın ikinci yarısı için değiştirilmesi veya mali yıl içinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mali ve sosyal haklara ilişkin hükümlerinde değişiklik yapılması halinde sözleşmeli personel ücretlerinin tavanını değiştirmeye Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sonuç olarak, sizin vergi matrahınız tüm sözleşme ücreti olmasına rağmen, memurların vergi matrahı bütün ücret kalemlerini içine almamaktadır. Örneğin memurlarda maaşın en önemli kalemi olan tazminatlardan gelir vergisi kesilmemektedir. Sizle aynı durumda olan memurun ortalama net ücreti sizin aldığınız ücretten az olduğu için bu durumun makul karşılanması gerektiğini düşünüyoruz.



Evraklarını Verdikten Sonra Göreve Başlamayan Öğretmenin Durumu

Kızım, 2002 Şubat atamasında … iline atandı. Ancak atandığı ilden, ev bulamadığımız bir köye görevlendirildi. Kızım ev bulamadığı için de, işe başlayamadan geri döndü. Daha sonra, soruşturma açıldığını ve kızımın 3 yıl boyunca devlet memuru olmayacağı bildirildi. Disiplin affı kızımı da ilgilendiriyor mu?

657 sayılı Kanunun Çekilen ve Çekilmiş Sayılanların Yeniden Atanmalarını düzenleyen 97'nci maddesinde; "Memurlardan mali ve cezai sorumlulukları saklı kalmak üzere; A) 94 üncü maddenin 2 nci ve 3 üncü fıkrasına uygun olarak memuriyetten çekilenler altı ay geçmeden, B) Bu Kanuna göre çekilmiş sayılanlar ile 94 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına uymadan görevlerinden ayrılanlar bir yıl geçmeden, C) 95 inci maddede yazılı zorunluluklara uymayanlar 3 yıl geçmeden, D) 96 ncı maddeye aykırı hareket edenler hiçbir surette, Devlet memurluğuna alınamazlar." hükmü yer almaktadır.

Bu Kanunun Çekilmede Devir ve Teslim Süresini düzenleyen 95'inci maddesinde; "Çekilen Devlet memurlarından devir ve teslim ile yükümlü olanlar, bu işlemlerin sonuna kadar görevlerini bırakamazlar. Hizmet icaplarına göre devir ve teslim işlemleri için gerekli süreler, yönetmelikte belirtilir."hükmü yer almaktadır.

Bu bağlamda devir ve teslimle yükümlü bulunanların bu yükümlülüğü yerine getirmeden görevlerini bırakmaları halinde 3 yıl geçmeden göreve dönmeleri mümkün değildir. Ancak, bu durum bir disiplin cezası olmadığı için gerçekleşmiştir. Dolaysıyla konunun disiplin affıyla bağlantısı yoktur. Kızınız ancak 3 yılın sonunda yeniden KPSS'ye girerek öğretmenlik atamalarına katılabilir.


Olumsuz Sicil Alan Memur Üst Kadroya Atanabilir mi?

1- Vekaleten görevi döneminde disiplin cezası alan birinin vekalet durumu ile ilgili ne diyebilirsiniz. (Kurumun görevde yükselme sınav yönetmeliğinde bir üst göreve atanma koşulları arasında disiplin cezası almama koşulu var). 2- Ayrıca 657 Sayılı Yasanın atama kısmında bir üst görev için olumlu sicil koşulu aranmaktadır. O yıl içinde disiplin cezası alan birinin olumlu sicille değerlendirilerek, atanması mümkün mü?

657 sayılı Kanunun Uygulamayı düzenleyen 132'nci maddesinde; "Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır... Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesini durdurma cezası verilenler, valilik, büyükelçilik, müsteşar, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamazlar. Atamaları Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır." hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm çerçevesinde, yukarıda belirtilen disiplin cezalarını alanların asaleten atanılamayacak bir göreve, vekaleten de atanması mümkün değildir. Çünkü, madde metninde asil veya vekil ayrımı yapılmamıştır. Yani vekaleten daire başkanlığı yapan bir memurun aylıktan kesme cezası alması halinde vekalet görevinin sona erdirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bu memurun yaptığı işlemler sakattır.(İdare hukuku açısından)

Yine bu Kanunun Kademelerde İlerleme Şartlarını düzenleyen 64'üncü maddesinde; "A) Bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması, B) O yıl içinde olumlu sicil almış bulunması, C) Bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması,"şartları aranmakta, "Kanunun Derece Yükselmesinin Usul ve Şartlarını" düzenleyen 68'inci maddesinde de; "a) Üst derecelerden boş bir kadronun bulunması, b) Derecesi içinde en az 3 yıl ve bu derecenin 3 üncü kademesinde 1 yıl bulunmuş, c) Kadronun tahsis edildiği görev için öngörülen nitelikleri elde etmiş, d) Sicil bakımından üst derecelere yükselebilecek nitelikte bulunduğunun saptanmış, olması şarttır." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, olumsuz sicil alan birinin kademe ilerlemesi yapamayacağı için derece yükselmesi de yapması mümkün değildir. Ancak, bu husus üst görevlere atanmaya engel değildir. Yani 657 sayılı Kanunun 68/B bendinde yer alan bir kadroya sicili olumsuz olan bir memur dahi atanabilir. Çünkü, madde iki ayrı bölümde düzenlenmiş olup, 68/B bendinde olumlu sicile yer verilmemiştir. Yine 1'inci derecenin 4'üncü kademesinde bulunan bir memurun sicili olumsuz olsa dahi aylıktan kesme cezası veya üstü disiplin cezası almamışsa daire başkanı olarak atanabilir.



Hazırlayan: Ahmet Ünlü
(memurlar.net editörü)

Faks: (0312) 472 68 80

15 Ocak 2005
Cumartesi
 
HAZIRLAYAN: Ahmet Ünlü


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED