|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Devlet Bahçeli terör mü istiyor?
Bazılarının bundan bir süre önce 'devlet adamı' diye nitelediği Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli'nin önceki gün partisince Adana'da düzenlenen bir mitingde yaptığı konuşma öyle kolayca gözardı edilecek bir konuşma değildi. (...) Önce Bahçeli'nin sözlerinde birkaç düzeltme yapayım... Haç, Haliç'e değil Boğaz'a atılıyor, cemaatten gençler de dalıp haçı denizden çıkarıyorlar. Bu gelenek, Bahçeli'nin sandığı gibi son üç yıldır değil belki 1000 yıldır uygulanıyor. Ortodokslara göre 'Noel' 24 Aralık'ta değil 6 Ocak'ta. O yüzden denize haç atma töreni de her yıl 6 Ocak'ta yapılıyor. Denizden haç çıkarmak neden İstanbul'u Konstantinopolis yapmak olsun, bunu anlamaya da imkân yok. Şimdi gelelim Bahçeli'nin 'vahim' sözlerine... Demek ülkücüler Haliç'te kayıklarla geziyor ve mesajı veriyormuş. Neymiş bu mesaj? 'Zamanında atalarımızın yaptığını yine yaparız' diyorlarmış. Acaba ne demek istiyor geçmişin 'ciddi devlet adamı' MHP lideri? Sakın kastettiği şey, İstanbul'da yaşayan Rum ve Ermeni vatandaşlarımıza zaman zaman gönderilen 'ülkücüler' imzalı tehdit mektupları olmasın... Galiba Türkiye'de herkes bir biçimde değişti de bir tek MHP ve ülkücüler değişemedi. Hâlâ şiddet kokan bir üslup, hâlâ kaba kuvvet kullanımını ima eden laflar, hâlâ 'Bizim tosunlar size gösterir' lafları... Şimdi yarın öbür gün İstanbul'da bazı Rum kiliselerine ya da Rum vatandaşlarına karşı saldırılar olsa, MHP lideri ne diyecek? Kendisinin dolaylı olarak dahi bu saldırılarda bir rol oynadığını kabul edip özür dileyecek mi? Yoksa zaten o saldırıları özlüyor ve istiyor mu? Devlet Bahçeli'nin sözlerini biz nasıl okuyacağız? Acaba ülkücü kesim nasıl okuyacak? Dediğim gibi bu sözler öyle, 'Bir mitingde yapılmış siyasi bir konuşma, üstünde durmaya değmez' denilerek geçiştirilecek türden sözler değil. Türkiye'de siyaset ve siyasetçinin geçmemesi gereken bazı çizgiler var. Bu çizgilerden biri de, dine ya da etnik kökene dayalı ayrımcılığı körüklememek. Ama görüyorsunuz, Bahçeli bu ayrımcılığı körüklemekle kalmıyor, kolayca şiddet çağrısı-terör çağrısı gibi okunabilecek konuşmalar da yapıyor. Bildiğim kadarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesine göre bu çeşit konuşmalar suç. Ben kişisel olarak bu sözlerde şiddet yaratıcı 'açık ve yakın tehlike'yi görüyorum. Acaba Adana'daki savcılar da benim gibi mi düşünüyor? 6-7 Eylül'de bile denize haç atıldı (Hürriyet, birinci sayfa haberi, 17 Ocak) MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Ortodoksların her yıl düzenledikleri hac atma törenine ilişkin 'Haliç'ten haç çıkarmak İstanbul'u Konstantinapolis yapmak istemektir' sözleri tepki topladı. Bahçeli'nin 'son üç yıldır' görüyoruz demesine rağmen, haç atma geleneği İstanbul'da yüzyıllardır sürüyor. SULARIN kutsanmasını sembolize eden tören, kentin çeşitli yerlerinin yanı sıra Ortodoksların yaşadığı tüm kıyı şeritlerinde yapılıyor. Soğuk hava nedeniyle bunun en ilgi çekeni ise Karadeniz'in doğusundaki Ukrayna gibi ülkelerde yaşanıyor. Tören, Türk-Rum gerginliğinin had safhaya çıktığı 1955 yılının 6-7 Eylül olayları sonrasında bile Yeşilköy'de yapılmıştı. Patrikhane'nin bulunduğu Fener'de ise Haliç'in kirliliği nedeniyle yapılamayan hac atma törenleri son yıllarda suların temizlenmesiyle yeniden başladı. Patrikhane, tören öncesinde Haliç'ten aldığı suların analizini de yaptırıyor.
NOT. Bugün yerimiz dar, o nedenle Hürriyet'in bilgilerine başvurduğu kişilerin görüşlerini aktaramıyoruz... Ama zaten yukarıda okuduğunuz bölümün de bu bilgilerden derlendiğini söylemeden geçmeyelim...
Her zaman 'beğenenler'den alıntı yapılacak değil ya!
Sizi bilmeyiz ama böylesi ile biz ilk kez karşılaşıyoruz.. Çok güzel, çok da hoş, çok da zekice bir buluş doğrusu. Birçok gazetede karşımıza çıkan bir film tanıtımı, daha doğrusu ilanı-reklamı. Bu "bir François Ozon" filmi. "5 x 2 BEŞ KERE İKİ" adını taşıyor. Film afişinin kullanıldığı ilanın üzerinde (hani her zaman olduğu gibi) film hakkında söylenmiş bir cümle ve sonunda bir imza: "Öf...Öf... Bunalımlar içinde bir filmi, hem de sonundan başına doğru izlemek gibi bir mazoşizminiz varsa, buyrun efendim." Hıncal Uluç... Çok güzel, çok da hoş, çok da zekice bir tanıtım değil mi? Eğer karşısına geçtiğiniz filmleri Hıncal Uluç gibi izliyorsanız zahmet etmeyin! Yok eğer kendinizi bu tarza yakın hissetmiyorsanız "buyrun efendim"! Kimin aklına gelmişse iyi gelmiş... Görüyorsunuz, "Bir film hakkında ileri sürülen görüşlerin illâki olumlu olanları kullanılır" kuralını alt üst eden bir buluş... Söylediğimiz gibi çok hoş ve yerinde kullanıldığı takdirde başka alanlara da taşınarak çok yararlı da olabilecek bir buluş bu doğrusu... Değerli bulduğunuz bir filmin, bir resmin hatta bir yazının ya da bir "basın açıklaması"na özellikle dikkat mi çekmek istiyorsunuz; fazla söze gerek yok, hakkında olumsuz görüş açıklayanlardan kısa alıntılar yap yeter! Bu ilanın Hıncal Uluç'u da gülümsettiğini tahmin ediyoruz... "Sadece bir sinema seyircisi" olarak "BEŞ KERE İKİ" hakkında vardığı (ve yazdığı) bu olumsuz kanaatinin karşısına hiç ummadığı bir rol ve işlevle çıkması, herhalde onu da gülümsetmiştir... Bu ilginç ilan bize Yavuz Turgul'un Hıncal Uluç'un "film eleştirileri" hakkında sarfettiği şu sözleri de hatırlattı: (Konu Turgul'un son filmi Gönül Yarası hakkında Uluç'un yazdıkları.) "Bakın Hıncal Uluç bir sinema eleştirmeni değil. Sadece bir sinema seyircisi. Bir sinema seyircisi olarak bir yönetmenden beklentileri var. Bir filmi istiyor, talep ediyor. Filmde istediğini bulduğu zaman göklere çıkarıyor, bulamadığı zaman eleştiriyor." Bu da güzel doğrusu... (K.B.)
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |