AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Büyük Doğu'yu 'HECE'lemek

Türkiye'de yerli düşüncenin haritasını çıkarmadan ne Batı ile yüzleşebilir ne kendi oluş imkanlarını gerçekleştirebiliriz. Hafızasızlık toplumuzun vasfı haline geldi. Sezai Karakoç hafızasızlığı "iç deniz"e benzetir; hafızasız ve hatırasız iç denizlerden ummana çıkış yoktur çünkü; ufku daralmıştır, gelecek umudunu yitirmiştir dahası kokuşmaya başlamıştır. Kendi olmadan başka kültür ve medeniyetlerle ilişkiye geçilmez. Kendine güveni olmayanlar farklı olanlardan ya ürküp kaçar ya da kendine olan saygısını yitirip teslim olmayı yeğler.

Hece dergisi, yayınladığı hacimli özel sayılarla bir edebiyat dergisinin kolay kolay soyunamayacağı bir misyonu yerine getiriyor. Aralarında Türk romanı, Türk şiiri, Türk öykücülüğü gibi dosyaların yer aldığı bu özel sayılar arasında peş peşe gelen Diriliş ve Nuri Pakdil özel sayıları derginin beslendiği gelenek açısından, hafızamızın haritasını çıkarmaya yönelik birer adım…

Bu yılın ilk sayısını Büyük Doğu Özel Sayısı olarak hazırlanmasını şahsen, Diriliş ve Nuri Pakdil özel sayılarıyla biraraya getirildiğinde HECE'nin sahiplendiği düşünce geleneğinin halkalarını bütünleyici bir bilincin yansıması olarak yorumluyorum. Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat dergileri ekseninde oluşan düşünce geleneğinin anıtsal çapta birer sayı ile değerlendirilmesi sadece Türkiye'deki entellektüel birikimi yansıtması açısından değil, bu coğrafyanın kimliği ve düşünce dinamizmini yeniden gündeme getirmesi açısından önemlidir. Resmi iktidarlardan beslenerek oluşturulan batıcı/sol sanat ve düşünce etkinlikleri karşısında yok sayılan, görmezlikten gelinen, yerli, kimlik ve medeniyet eksenli düşünce üreten simge isimlerin/çevrelerin kitaplık çapında değerlendirilmesi en azından bir vefa örneğidir.

Hece dergisinin "Düşünce, tarih ve coğrafya tasarımı olarak Büyük Doğu" başlığını taşıyan özel sayısı üstadın 100.doğum yıldönümüyle çakışması bir yana resmi ağızların bile magazin boyutunda sahip çıkarken anlamını boşalttığı Necip Fazıl ve düşüncesini anlamaya yönelik bir çabanın ürünü. Sadece hazırlanan 332 sayfalık kaynakça bölümü bile kendi başına önemli bir çalışmadır.

Çok yönlü kişiliği ve mücadelesi ile Necip Fazıl Kısakürek'in, ne kadar kabarık olursa olsun kitap hacminde bir dergiye sığdırılması mümkün değil. Ancak önemli olan, fikri şahsiyetinin önemli kısmını Necip Fazıl'ı, en azından okuyarak, etkilenerek oluşturan bir nesli bugünden geçmişe doğru bakıldığında O'nu ve düşüncesini nasıl algıladıklarıdır. Bu hem Büyük Doğu'ya sahip çıkma anlamına gelebileceği gibi aynı zamanda bir hesaplaşma anlamına da gelir. Türkiye'de tüm zaafları ve birikimleriyle bir İslamcılık (düşüncesi) olgusu varsa bunda Necip Fazıl'ın yarım yüzyılı bulan süre içinde ortaya koyduklarının önemli bir etkisi vardır. Derginin sunuşunda da belirtildiği gibi "bütün değer yargılarının ters yüz olduğu, doğru ve yanlışları gelen gidene göre akşamdan sabaha değiştiği, tarih, kültür bağlamının bütünüyle koptuğu, uygarlık bilincinin ve paradigmasının dağıldığı…" bir ortamda kimliğin yeniden keşfine çıkılmasını önemsiyorum. Bu tür çalışmalarda iki yanlış göze çarpar; ya değerlendirme yapılan kişi üzerinden yazarın kendisini anlatmaya kalkışması ki bu çok sık karşımıza çıkar yahut vefa duygusu adına tümüyle abartılı bir övgüyle geçiştirme.

Büyük Doğu Özel Sayısı'na biraz da bu gözle baktığımı itiraf etmeliyim. Önemli kısmı genç isimlerden olan katkı sahiplerinin beslendikleri geleneğe sahip çıkarken aynı zamanda onunla hesaplaşma cesaretini göstermiş olmaları kimine göre kusur sayılsa bile bence sağlıklı bir düşünce ortamına işaret etmektedir. Türkiye'nin en dinamik düşünce kaynağına tekabül eden genel anlamda İslamcılık düşüncesinin önemli kilometre taşlarından birini, üstadı anlamak kadar değerlendirmek de hem zor hem de cesaret isteyen bir iştir. Hece'nin Büyük Doğu Özel Sayısı aidiyet duygusu ve medeniyet bilinci ile üstadı yeniden keşfederken aslında bu birikimin kendine olan güvenini de göstermiş oluyor. Necip Fazıl isminin siyasi ve sosyal anlamda prim yapmaya başladığı fakat gerçekte misyonunun ve iddialarının üstüne ölü toprağı atılmaya başlandığı bir dönemde onun mirasına sahip çıkmak pekçok şeyi de göze almak demektir.

Dergideki yazıların muhtevası kadar yazanların disipliner çeşitliliği, hamasetten uzak onu anlamaya yönelik samimi gayret Hece'nin düşünce hayatımıza yaptığı bir katkı olarak anılmalıdır.


20 Ocak 2005
Perşembe
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED