|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Bugün Kurban Bayramı'nın birinci günü. Herkeste bir telaş, heyecan ve sevinç var. Kimisi keseceği kurbanın telaşında, kimisi kapısını çalacak yakınlarının özleminde, kimisi bayram vesilesiyle hatırlanmanın ve güzel günleri yad etmenin beklentisinde, kimisi uzaktaki yakınlarını ziyaret etmek için yollarda, kimisi tatilde, kimisi de evine bırakılacak bir paketin umudunda. Bayramlarda en çok konuşulan husus bayramların değişen yüzü ve farklılaşan kutlanış şeklidir. Sıkça duyduğumuz "nerede o eski bayramlar?" özlemi bayramların değişen yüzüne işaret etmektedir. Nedense hep eski bayramlar güzeldir, iyidir, daha insanidir ve devamlı özlem duyulmaktadır. Aslında insanın eskiye, yaşanmış olana, alışılmış olana özlem duyması sadece bayramlarla da sınırlı değil. Hemen her konuda "eskiden ne güzeldi! Veya "eskiden böyle mi idi?!" gibi iş geçirmelere şahit oluruz. Mesela çocuklarımızla ilişkilerimizde kendi çocukluğumuzu devamlı çocuklarımızın yaşadıklarına tercih eder onların tasvip etmediğimiz davranışlarını eskileriyle karşılaştırırız. Gözden kaçırdığımız önemli bir husus var. Bayramların kutlanma şekli ve insanların ona gösterdikleri özen, yaşadıkları toplumsal ortamla ilgilidir. Köylük ortamlardaki bayramlarla şehir ortamlarındaki bayramların aynı olmasını beklemek çok yanlış. Bayramlar da değişiyor… Benim doğduğum köyde son derece insani ve sosyal bir uygulama vardı. Bayram namazı kılındıktan sonra evleri yakın olanlar diğerlerini sabah kahvaltısına davet eder ve bayram günü kahvaltı belli evlerde birlikte yapılırdı. Sohbet edilir, konuşulur, güzellikler dilenir ve hoş vakit geçirilirdi. Arkasından kurban kesecekler derhal hayvanlarının başına giderek bir an önce kurbanı kesmeye çalışırlardı. Hayvan kesildikten sonra etleri belli bir kısmı köyün camisine götürülürdü. Camide hazır bulunan ileri gelenler gelen etlerin hepsini bir havuzda toplar ve ne kadar kilo et toplandığının hesabını yaparlardı. İkindiye doğru toplanan etler, köyde kurban kesmemiş olan aile fertlerinin sayısına bölünerek bir kişiye ulaştırılacak et miktarı hesaplanırdı. Bundan sonra kurban kesmeyen ailelerdeki fert sayısınca etler poşetlere konarak akşama doğru etsiz evlere et ulaştırılırdı. Böylece bayramın birici gününün akşamı köyde herkesin evine et ulaşmış olurdu. Kurban kesenin de kesmeyenin de mutfağına et girmiş oluyordu. Bu adetin bugün ne kadar devam ettiğini bilmiyorum. Artık ne o eski köy var, ne de o duyarlılıkta insanlar var. Dolayısıyla bugün aynı adeti eskisindeki canlılıkta sürdürmek imkanı yok. Bunun güzelliğini yaşamış biri olarak her bayram bu tablo yeniden gözümün önünde canlanır. Ancak bunun yeniden yaşanmasının imkansızlığını da biliyorum. Çünkü şehir ortamlarında böyle bir organizasyonu yapmak imkansız. Belediyeler kurbana yönelik hizmet yapmalı… Kurban bayramlarında kurban kesenlerin çev-reye verdikleri kötü görüntü herkesin eleştiri konusu oluyor. Bu sorunu bir türlü ortadan kaldıramadık. Son yıllarda belediyeler bu konuda önemli atılımlar yaptıysa da bu konuda geç kalınmış olduğunu kabul edelim. Modern, sağlık kurallarına uygun, ehil insanların hizmet verdikleri kesim merkezleri oluşturulması için illa Avrupa Birliği tartışmasını mı yaşamak gerekiyordu? Bu sorunun temelinde de Türkiye'nin yüksek nispetteki sosyal hareketliliği yatıyor. Sanıyorum yıllardır şehirde yaşamakta olan hiç kimse kurbanını keserken otoyol kenarında veya cadde ortasında ilkel usullerle kesmiyor. Bu uygulamayı daha çok daha dün denebilecek bir yakınlıkta köylerden şehir merkezlerine göçen ve şehirlerde tutunmaya çalışan insanlar yapıyorlar. Bunu anlamak zor değil; zira onlar yaşadıkları köylerde aynen böyle kesiyorlardı, şehre geldiklerinde burada farklı uygulamayı içlerine sindirmeden köylerdekini devam ettirmek istiyorlar. Bu sorun ancak şehirleşme ve şehirlilikle birlikte aşılabilecektir. Toplum değişiyor, insanlar değişiyor, yaşanan mekanlar ve ortamlar farklılaşıyor. Bunun sonucu olarak bayramlar da değişiyor. Bu değişimi iyi okuyamaz ve buna uygun mekanlar, alt yapılar oluşturmasak bir kaosu yaşamaya devam ederiz. Önemli olan değişimi önceden okuyabilmek ve bu yönde ortamlar oluşturabilmektir. Bu konuda belediyelere önemli sorumluluklar düşüyor. Belediyeler kendileri yahut yetkili kıldıkları vakıf, dernek ve benzeri teşkilatlar kurban kesimini en sağlıklı şekilde gerçekleştirebilecek mekanlar oluşturmalıdırlar. Not: Tüm Yeni Şafak ailesinin ve okurların Kurban Bayramı'nı tebrik ediyor hayra ve güzelliklere vesile kılmasını Allah'tan niyaz ediyoruz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |