AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

P O L İ T İ K  F İ S K O S
Erdoğan'ın teşvik formülü: İlinde yoksa komşuna git

İbrahim Bodur Çanakkale'nin teşvik kapsamına alınmamasından şikayetçi olunca Başbakan Erdoğan, Adıyaman'a yatırım yapan Gaziantepli Konukoğlu'nu örnek gösterdi.

Başbakan Erdoğan, Moskovo yolculuğu için Esenboğa Havalimanı'ndan havalandıktan kısa süre sonra tüm konuklarla tek tek tokalaşarak "hayırlı yolculuklar" diledi. Çanakkale Seramik'in patronu işadamı İbrahim Bodur, bu tokalaşma sırasında Erdoğan'a teşvik uygulamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, Çanakkale'nin neden teşvik edilmediğini sordu. Erdoğan, teşvik şartlarını anlatırken, hemen arkasında duran Sanko'nun patronu Gaziantepli işadamı Abdülkadir Konukoğlu'nu işaret ederek, "Bakın, biz Gaziantep'i de teşvik kapsamına almadık ama Abdülkadir Bey tedbirli davrandı, hemen gidip Adıyaman'a yatırım yaptı" dedi. Bunun üzerine devreye giren Konukoğlu, Erdoğan'ın sözlerine açıklık getirdi: "Tedbirimizi önceden aldık. Adıyaman'a 60 milyon dolarlık yatırım yaptım ama Gaziantep'i de unutmadım, oraya da 200 milyon doların üzerinde yatırım yaptım." Erdoğan, gülerek Bodur'a döndü: "Bakın Abdülkadir Bey, riski dağıtmış, keşke siz de böyle yapsaydınız."

  • 'Sibel Can dansözdü, siz ne iş yapardınız?'
    Geçen hafta Ankara'da bir filmin galasında ilginç görüntüler yaşandı. Devlet Bakanı Abdüllatif Şener'in de katıldığı galada, ATO Başkanı Sinan Aygün'ün yanına Kültür Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik oturdu. Önce Çelik'i tanımayan Aygün, daha sonra Çelik'in telif haklarından sorumlu olduğunu öğrenince bir anda sinirlendi. Telif Yasası'na karşı çıkan Aygün, Çelik'e dönerek, "Dolmuşlardan da para mı alacaksınız? Esnafı size ezdirmem. Başbakan'a sizi şikayet ettim. Dansözlere para mı kazandıracaksınız?" diye çıkıştı. O an, herkes ne olduğunu anlamaya çalıştı. Çelik ise kendini savunmaya çalışıyordu: "Sayın Aygün, biz hangi dönsöze para kazandırmışız?" Aygün, bunun üzerine "Sibel Can eskiden dansöz değil miydi?" diye sordu. İşte bu soru, ortamı iyice gerdi. Çelik, Aygün'e öyle bir cevap verdi ki, yenilir yutulur cinsten değildi: "Sibel Can eskiden dansözdü ama şimdi kasetleri var. Siz de şimdi ATO başkanısınız. Ama eskiden ne iş yaptığınızı ben dahil kimse bilmiyor."

  • 'Bu aristokrat siyaset anlayışıyla biraz zor...'
    CHP İstanbul Milletvekili Zülfü Livaneli, Baykal'ın karşısında genel başkanlığa hazırlanan adaylardan birisi. Livaneli, sanatçı ve yazar kimliği nedeniyle diğer adaylardan daha çok tanınıyor. Özellikle Meclis'te sekreterlerin çalışmayı düşündüğü milletvekilleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Ama bu şöhret, Livaneli'yi biraz usandırmış. O nedenle Meclis'teki odasının kapısında ismi yazılı değil. Livaneli, bu durumu şöyle açıklıyor: "Vatandaşlar benim ismimi görünce imza almak için odaya geliyorlar, bu yüzden adımı çıkardım." Yıllarını CHP'ye vermiş eski kurt bir politikacı ise bu durumu şöyle yorumladı: "İşte CHP'nin acınacak hali. Halkın elini sıkmaktan kaçanlar CHP'ye genel başkan olacakmış. Bu aristokrat siyaset anlayışıyla CHP'nin siyaset dünyasında başarılı olması mümkün müdür?"

  • Erbakan'dan bayram uyarıları
    Bağımsız İstanbul Milletvekili Emin Şirin, geçen hafta Refah Partisi'nin eski Genel Başkanı siyasi yasaklı Necmettin Erbakan'ın Balgat'taki evinde konuktu. Hoca, yine siyasetten uzak kalamadı. Şirin'e bayram öncesi önemli mesajlar verdi: "Ülkenin ciddi sorunları var. Bunlar tartışılmıyor. ABD'nin Irak'ı işgalinden bir Müslüman ve bir insan olarak çok rahatsızım. ABD, bölgede Büyük Ortadoğu Projesi adı altında telafisi mümkün olmayan bir durum ortaya çıkarıyor. Türkiye'nin başı belaya girebilir. Irak konusu dünyayı yakacak."

  • Muş, Muş, Muş... Su, su, su...
    Başbakan Erdoğan ile ASO Başkanı Zafer Çağlayan, Ekonomi Şûrâsı'ndan sonra kapıda karşılaştılar. Çağlayan, Başbakan'ın kulağına eğilip sordu: "Sayın Başbakanım, bizden bir talebiniz var mı?" Erdoğan, elini Çağlayan'ın omzuna atarak cevap verdi: "Muş'a yatırım yapın. Muş, yatırım yapılmayan birkaç ilimizden birisi." Muşlu olan Çağlayan, "Başka?" diye sorunca, Erdoğan'ın cevabı yine anlamlıydı: "Muş, Muş, Muş..." Muş Ovası sulanmadıkça bölgeye yatırım yapma imkanı olmadığını, bölge insanının hayvan-cılık ve tarım dışında istihdamının zor olduğunu belirten Çağlayan, Muş Ovası'nın sulanması konusundaki projelerin bürokratik engellere takıldığını hatırlatarak, şöyle dedi: "Su, su, su..."

  • 'Sadece lavaboya gidiyorum...'
    Başbakan Erdoğan'ın yoğun bir çalışma temposu var. Dünyanın etrafını 8 kez dolaşmaya denk gelecek şekilde onlarca ülkeyi gezdi. Türkiye'de adım atmadığı yer, neredeyse kalmadı. Ama bu dünya ve yurt turu, sanıldığı kadar kolay geçmiyor. Hele, Başbakansanız... Resmi görüşmeler, açıklamalar, geziler... Buraya kadar herşey tamam ama sıra insani ihtiyaçlara geldiğinde, ortalık bir anda karışıyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden birisi tarihî 17 Aralık Brüksel zirvesi sırasında yaşanmış. Toplantının bir bölümünde Erdoğan ayağa kalkınca, yanıbaşındaki yabancı konuklar ve Türk heyeti de ayağa kalkmış. Sorular birbirini izlemiş: "Ne oldu efendim? Nereye gidi-yorsunuz?" Erdoğan, dayanamayıp kahkahayı patlatmış: "Yahu bir şey yok. Sadece lavaboya gideceğim."


      HAMDİ ATEŞ  ERHAN SEVEN  BİLAL ÇETİN


    17 Ocak 2005
    Pazartesi


    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED