AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bayramınız kutlu olsun

Bayrama insanlar sevinçle girer; biz bu bayramı da yüreğimiz paramparça kutlamak zorundayız...

Gözlerimizi etrafa ve biraz daha uzaklara çevirdiğimizde gördüğümüz manzara hiç de içaçıcı değil. İşgal altında ülkeler var çevremizde; başka komşularımıza yönelik tehditler de giderek ciddileşiyor. İnsanlık geleceği konusunda umutsuz; o umutsuzluk kaçınılmaz olarak yaygın bir mutsuzluğa yol açıyor. Güçlünün zayıfı ezdiği acımasız bir dünyada yaşıyoruz; bu durumdan çıkış için kolay bir formül de ortada görünmüyor...

Dertlerin çoğu kendimizin değil, ama bu durum o dertlerin üzerimize karabasan gibi çökmesini engellemiyor. Türkiye de, hiç kuşkusuz, bu umarsız fotoğrafın içinde yer alıyor. Kendimizi kurtarmamız, refaha kavuşup felâha kavuşmamız, eğer bunu tek başımıza yapacaksak, büyük bir marifet sayılmaz; yakın ve uzak çevremizle birlikte bunu başarmak zorundayız.

Tarihin bu daha önce benzeriyle pek az karşılaşılamış kendine özgü döneminde, Türkiye'yi önemli kılan da bu duyarlılık zaten: Türkiye yürüdüğü yolda başarılı olursa, o yol başkaları için de yürümeye değer hale gelecek... Atılan her adımın sesinin dünyanın dört bir tarafında duyulmasının ve yürüyüşünün her yerde heyecan uyandırmasının sebebi de bu. Türkiye tarihin üzerine yüklediği ağır sorumlulukla yürüyor yolunda; o sorumluluk bu yürüyüşü başkaları için de bir umuda dönüştürüyor. Başarılı olmak zorunda Türkiye.

Irak ve Afganistan'da işgal altında yaşayanlar için de başarılı olmak zorunda. Filistin'de her güne kan ve gözyaşıyla başlayanlar adına da başarılı olması gerekiyor Türkiye'nin... İran ve Suriye'de kendilerini tehdit altında hissedenler de Türkiye'nin başarısı için dua ediyorlar. Yalnız İslâm Dünyası'nın unsurları değil Türkiye'deki gelişmeleri yakından izleyenler; dünyanın dört bir tarafında kendilerini gelişmelerden dışlanmış hissedenler, ya da olan-biteni tedirginlikle karşılayanlar, hangi etnik gruptan ve dinden olurlarsa olsunlar, Türkiye'nin yapmaya çalıştıklarını merakla gözlüyorlar...

Bu beklentilere cevap vermek hiç de kolay değil. Üstelik, Türkiye'nin yürüdüğü yol da engebeler ve tuzaklarla dolu. Bir yanlış adım, bir ayak sürçmesi, dengenin bozulması bütün yürüyüşü boşa çıkartabilir, hassas hedefin şaşmasına yol açabilir. Başkaları için umut olayım derken, Türkiye kendi görece rahat ve huzurunu da tehlikeye atabilir pekâlâ...

Bu sebeple, kafaların dingin, zihnin açık olması şart. Oysa, bu durumda olan pek az kişi var aramızda; zihinler karmakarışık ve her geçen gün o karışıklığı biraz daha artırıyor.

Önümüzü görmeye yarayacak, güven artırıcı girişimlere ihtiyaç olduğu kesin. Bizim adımıza hareket edenlerin her adımı bilinçli attıklarını, sorumluluklarının farkında olduklarını bilmek rahatlatıcı olabilir. Hassas dâvâların sahipsiz olmadığını da herkes bilmeli. Ulusal birlik ve beraberliği yapay zeminlerde aramaktan uzaklaşıyoruz, bu olumlu; buna karşılık ulusça etrafında daha kolay buluşabileceğimiz ortak paydalar hâlâ belirsiz.

Sorumluluğumuz sınırlarımızı aşıyor, ama yalnız doğuya doğru sınır-aşırı ilgilerle yetinemeyiz. Doğumuzun korku ve tedirginliklerden uzak, huzur ve refahı yakalamış ülkelerden oluşabilmesi için, batıyı hesaplarını yeniden gözden geçirmeye yöneltmek gerekiyor. Türkiye'nin tarihî misyonu bu işte. İki taraflı bir ayna olmak zorunda Türkiye, doğuya bakan yüzü gibi batıya dönük yüzü de hep gerçeği göstermeli; hiçbir çirkinliği saklamadan...

Bu misyonun kendisi bir umut. Hz. İbrahim'in şükrünün ifadesi olan 'kurban', bugün bizim karşı karşıya olduğumuz sıkıntıların da mutlaka bir sonu olduğunu hepimize hatırlatmalı değil mi?

Kurban Bayramınızı işte bu hislerle tebrik ederim.


20 Ocak 2005
Perşembe
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED