|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Chuang Tzu, karşıtların bir arada bulunması üzerine bakınız ne diyor: "Her şeyin bir olduğunu bilmeden şeylerin bireyselliğine inatla yapışarak anlama yetisinin tüketilmesi: Buna 'Sabahleyin üç' derler. Nedir 'Sabahleyin üç'? "Bir maymuncu, maymun başına her maymunun payının sabahleyin üç, akşamleyin dört fındık olduğunu söyledi. Maymunlar buna pek öfkelendi. O zaman maymuncu sabahleyin dört, akşamleyin üç fındık alabileceklerini söyledi. Bu düzenleme hepsinin çok hoşuna gitti. Fındıkların sayısı aslında aynıydı ancak sevilenle sevilmeyene (öznel değerlendirmeye)* bağlı bir fark vardı. Fark bundan (öznellik ilkesinden)* da türer. "Bundan ötürü, gerçek bilge bütün karşıtları bir araya getirir, doğal Göksel Denge'de dinlenir. Buna iki yolu (bir kerede) izleme ilkesi derler." ( Chuang Tzu'nun Kitabı, çev: Levent Özşar, Biblos Y. İst, 2004, s.13). Hayat, bir kah pıhtısından hasıl oluyorsa ve gene bir kan pıhtısına dönüşmekle nihayet buluyorsa, burada da Bir olanın ilkesiyle karşılaşıyoruz demektir. Hayatın başlangıcında, akışkan olan kan vardı, hayatın sonunda da kanın akışkanlığı görünüyor. İlkinde kanın akışkanlığı bedene (gövdeye) doğru, yani içeriye doğru akıyordu; ikincisindeyse, aynı kan gövdeden dışarıya doğru akıyor. İlkinde hayat bulduğumuzu söylüyoruz, ikincisindeyse hayatın yitimi anlatılıyor. Ancak kanın akması (akışması) her ikisinde de vuku buluyor. Hayatın başlangıcında alınan ilk nefes, hayatın sonunda verilen nefesle aynıdır. İlkinde alınan nefes hayata merhaba derken, sonrakinde verilen nefesle aynı hayata elveda deniyor. Bu gün akıtılan kanların yeni hayatlara yol vermesi bekleniyor. Bu gün akıtılan kan İsmail (a.s)'e hayat verdi. İsmail (a.s)'in kanının bedeli oldu. Ancak bu mecazda, somut bir gerçekliğin ifadesi de yer alıyor. Bir hayatın bedeli bulunmaktadır. Bir hayatın bedeli, kendisiyle eşdeğerde olan bir şeydir: kanın bedeli kandır. Kişisel (öznel) açıdan bakıldığında İsmail'in kanı kendisinindir, koçun kanı da koça aittir. Ancak evrensel (kozmik) açıdan bakıldığında ne İsmail'in kanı İsmail'indir, ne koçun kanı koçundur. Gene de, biri ötekinin bedelidir. Kanın bedeli (değeri) olarak bakıldığında, biri ötekine denktir. Biri ötekinin diyetidir. Buradaki karşıtlık ortada değil mi? İsmail'e (insana) hayat verilecekse ya da onun hayatı kurtarılacaksa, onun bedeli ödenmelidir. Ancak onun bedeli başka bir şeyin, koçun kanının akıtılmasına vabestedir. Kozmik bağlamda kendisine hayat bağışlananın kanı kurtarılırken, kendisinden hayatı alınanın kanı akıtılmaktadır. Ancak kurtarılan kanla, kurban edilen kan, kozmik sferde, birbirine denktir, dahası giderek birbirinin özdeşidir. Durumu, İslâm tasavvufundaki şu aforizma daha berrak anlatıyor: "Şeriatta seninki senin, benimki benim; marifette seninki senin, benimki de senin; hakikatte ne seninki senin, ne benimki benim!" Evet, öznel düzlemde İsmail'in kanı İsmail'indir, koçun kanı da koçundur. Ancak hakikatte ne İsmail'in kanı İsmail'indir; ne koçun kanı koçundur. Her şey birdir, Bir'de buluşur, bir olur. ____________ (*) Parantezler yazının aslında var
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |