AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Sosyal demokrasi, hüzün ve son

CHP Kurultayı öncesinde her tür fikir, görüş ve öneriden azade, kuru ve aczin eseri bir iktidar kavgası görüntü veriyordu.

Öyle oldu...

Ama onun da ötesine geçti.

Cumartesi CHP kongresinde ortaya çıkan görüntüler "hafıza"dan silinmesi zor, kendi başına anlam içeren simgesel yönler taşıyor.

Başkan adaylarının yumruklarını konuşturdukları, bir başkan adayının diğerinin üzerine saldırmaya yeltendiği bu kurultay şiddetin kurultayı, daha doğrusu "şiddetin yönetildiği" kurultay oldu.

Türkiye kamuoyu başka keskin partilerin, örneğin MHP'nin kimi sert kongrelerine tanık olmuştur. Ancak onlar "şiddetin yönettiği" kongrelerdi. CHP onları bile geçti. Aralarındaki temel fark şiddetin yönetildiği ve şiddetin yönettiği kongreler arasındaki fark oldu.

Yakın siyasi tarihte bir başkan adayının bir belediye başkanını yumrukladığı, televizyonların önünde slogan ve davranış talimatı verdiği, yakınlarının Hitler Almanya'sının SA gruplarını yönetir gibi davrandıkları başka bir parti kongresi yoktur.

"Sarıgül CHP'ye uygun değildi, yol kazasıydı doğal olarak tasfiye edildi" iddiaları durumu kurtarmaya yetmez.

Hurşit Güneş'in, Kemal Derviş'in, Zülfü Livaneli ve benzerlerinin olduğu yerde Baykal'ın karşısına Sarıgül çıkmış olması tesadüflerle açıklanabilir mi?

Onur Kumbaracıbaşı, Ahmet Ketenci gibi kadim sosyal demokratların Baykal'ı alaşağı etmek için sadece "kuru bir sokak gücünü temsil eden Sarıgül"e sarılmış olmaları mı tesadüftür?

O Sarıgül ki kurultaydaki delege oylarının dörtte birini almıştır. Üslubuyla birlikte düşünülecek olursa, bu rakamı hafife almak mümkün olabilir mi?

Kurultay iki türlü değerlendirilebilir:

1. Baykal parti içinde kendisine yönelik, ancak Sarıgül üzerinden oluşan ciddi bir tepkiyi kurultay toplayarak, kurultayın gündemini belirleyerek ve kolay bir rakip karşısında kurultayı kazanarak bastırmıştır. Bu çerçevede Sarıgül'ü ekarte ettiği gibi, parti içi muhalefeti her tür karar organının dışına itme imkanı da kazanmıştır.

2. Baykal kurultayı kazanmasına rağmen, Sarıgül gibi bir isimle yarışmak zorunda kalmış, partisinin etkili isimlerini tümüyle kaybetmiş, hatta tasfiye etmek durumda kalmıştır. Kurultayın tanık olduğu şiddet manzaraları Baykal'ın partisinin ve yarattığı krizin manzaralarıdır. Sarıgül'e giden oylar Baykal'ın delegelerinin oylarıdır. Bu durum, CHP ve Baykal için bir galibiyetten çok bir yenilgiyi ifade eder. Ciddi bir küçülme sürecinin ilk önemli noktasını oluşturur.

Ancak bu, Baykal'ın dokuz ay sonra yapılacak olağan kurultayda işbaşından uzaklaşacağı, hatta uzaklaşabileceği anlamını taşımaz. Nitekim aklı başında Baykal muhalifleri bu garip kurultayda bile 8 parçaya bölünmüşler, bir sonraki dönem için ışık ve güç mesajı vermeyi bilememişlerdir. Baykal biraz da bu yolla dar iktidar alanını biraz daha daraltarak pekiştirmiştir.

Şu artık açık:

Yeni bir dil, yeni bir siyaset, yeni bir arayış içinde olan sosyal demokratlar için CHP bir zemin olmaktan çıkmıştır.

Sosyal demokratlar için yeni bir zemin, yeni ittifaklar, yeni bir yapı üretme kaçınılmaz hale gelmiştir.

"Dünle birlikte gitti cancağızım ne varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."

Zaman Mevlana'ya kulak verme zamanı...


1 Şubat 2005
Salı
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED