AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Hadi canım...

İzniniz olursa, bugün de "yaka mikrofonlu nazariyeci"yle devam etmek istiyorum. Konu güzel; aynı zamanda aydınlatıcı ve eğlendirici. Hayır, kurultay değerlendirmesi yapmayacağım. Bana ne! Kurultay bitti.

Neyse, yine de bir-iki cümle sarfedelim: Türkiye'nin en demokrat genel başkanı Deniz Baykal, Sarıgül belasını defettikten sonra "blok liste" yöntemiyle tüm muhalifleri saf dışı bıraktı. Hem kafasına göre yeni bir PM oluşturdu, hem de Sarıgül ve arkadaşlarını partiden ihraç etmeyen "Yüksek Disiplin Kurulu" üyelerini değiştirdi.

Hayırlı uğurlu olsun.

Demek ki bundan sonra kafa kesecek.

Eh, bunu da, kurultaysız dönemlerde genel merkeze göz kırpıp "sorunsuz milletvekili" mesajı veren Zülfü Livaneli düşünsün.

Gelelim yaka mikrofonlu nazariyecinin kurultay günü canlı yayında ettiği laflara... Bu son derece "akademik" ve "entelektüel" arkadaşımıza göre, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de en önemli kurultayını idrak ediyorduk; çünkü CHP düşmanı denize döken, devleti kuran, Türkiye'yi çağdaşlaştıran bir partiydi ve bu partinin çıkışı ülkenin çıkışı anlamına geliyordu. Ayrıca, ülkeye demokrasiyi CHP getirmişti. Çok partili parlamenter sistemin ikamesinde de, aynı zamanda bir "asker" ve "demokrat" olan İsmet Paşa'nın rolü vardı. Zaten iyi bir demokrat olduğu için birden fazla partinin örgütlenip 1946 seçimlerine girmesine izin vermişti.

Burada duralım.

İsmet Paşa olmasaydı, çok partili parlamenter sisteme geçemeyecek miydik?

Kemalize sol yazarların (ve tabii ki yaka mikrofonlu nazariyecinin) çok partili parlamenter sistemin "milad"ıyla ilgili bilgileri maalesef dayanaktan yoksun. Bir kere, bu sürecin başlangıcı, zannedildiği ve ileri sürüldüğü gibi 1946 değil, 1923'tür... Bunda da İsmet Paşa'nın ve CHP'nin zerre katkısı yoktur.

Kaldı ki, 23'ten önce de partiler vardı.

Mesela, "Türkiye Komünist Fırkası"nı 1921'de bizzat Mustafa Kemal Paşa kurdurmuştu. Yunus Nadi'ye partinin yayın organı olarak "Yenigün" gazetesini çıkarttırmış, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Refik Koraltan, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras ve esamisi bilinen pekçok Türk büyüğünü partiye üye yazdırmıştı.

"Serbest Fırka" ve "Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası" ise, CHP'ye rağmen, 46'dan önce örgütlenmişlerdi. Yani bu iş İsmet Paşa'nın başarısı değildir.

İki parti de İsmet Paşa'ya rağmen varoldular ve ikisi de İsmet Paşa'nın manipülasyonuyla kapatıldılar.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Bu partinin başında Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay gibi önemli isimler bulunuyordu), sisteme alternatif getirmese de, sistem içi değişikliklerin yapılmasını, Ankara'nın tek parti ikliminden uzaklaşmasını savunuyordu. İsmet Paşa'nın başında bulunduğu CHP için de en ciddi rakipti.

Bu parti, "İzmir Suikasti" bahane edilerek kapatıldı.

Fethi Okyar'ın "Serbest Fırka"sı ise, süreç içinde "hoşnutsuzların" ve tek parti uygulamalarından şekvacı yığınların kümelendiği ciddi bir muhalefet hareketine dönüştüğü için tasfiye edildi.

Tasfiye hareketinin başındaki kişi, yine İsmet Paşa'dır. (Fethi Okyar, anılarında, paşaya ilişkin çok daha ağır yargılarda bulunuyor ama, yerimiz kifayet etmediği için girmiyoruz.)

Hasılı kelam:

Çok partili parlamenter sistem "CHP'nin milletimize bir armağanı" değildir. CHP'ye kalsa, tüm partilerin kapısına kilit vurulmalı (çünkü "karşı-devrim" tehlikesi başgöstermiştir), yeniden tek parti asr-ı saadetine (!) dönülmelidir.

İnanmıyorsanız, açın Zülfü Livaneli'nin yazılarına bakın.


1 Şubat 2005
Salı
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED