AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
TYB Konya Şubesi'nin dördüncü kitabı

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi, Ahmet Köseoğlu'nun başkanlığı döneminde, düzenlediği faaliyetlerle ve bu faaliyetleri kitaplaştırmasıyla dikkat çekti. Birliğin yayımladığı dördüncü kitap Konya Öykü Günleri 1 başlığını taşıyor ve 24 - 25 Ekim 2003 tarihlerinde Konya'da yapılan Öykü Sempozyumu'nda sunulan bildirilerden ve metinlerden oluşuyor. Sempozyumun da, kitabın da sorumluluğunu üstlenen Mehmet Harmancı, etkinliğin bildirilerle sınırlı kalmasını uygun görmemiş ve 'ses ve öykü' başlığı altında hem geleneksel edebiyatımızdan, hem günümüzden örnek metinlere de yer vermekle çok iyi etmiş.

Rasim Özdenören'in başkanlığını yaptığı ilk oturumda Nurullah Çetin, Mehmet Harmancı ve Hüseyin Su; İbrahim Demirci'nin başkanlığındaki ikinci oturumda Prof. Dr. Mehmet Tekin, Feridun Andaç ve Ömer Lekesiz; Prof. Dr. Mehmet Tekin'in yönettiği üçüncü oturumda Necati Mert, Necip Tosun ve Abdürrahim Karadeniz, bildirilerini sunmuşlar. Öykü türünün köklerinden, kuramsal ve kavramsal sorunlarından, şiir ve romanla ilişkilerinden, öykü yazım tekniklerinden, edebiyatımızdaki serüveninden söz eden bildiriler içinde en hacimli olanı Necati Mert'in çalışması. Kitabın 89-120. sayfalarını dolduran bildirinin başlığı: Modern Öykünün Serüveni: 1940'tan günümüze.

Üç oturumda yeni öykü adına sırayla Cemal Şakar, Abdullah Harmancı ve Yunus Develi'den birer örnek ve geleneksel hikâye nâmına da Molla Cami'den, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu'nun derlediği Anadolu Efsaneleri'nden Sâdî'den ve Mevlânâ'dan seçmeler yer almış.

Molla Câmi'den seçilen metni, adı geçen kitabın 41. sayfasından aynen aktarıyorum:

'Sevdaya tutulmuş bir adam, bir köşede
kendi kendine konuşuyor,
kimi zaman aydan, güneşten söz ediyor,
kimi zaman gülden, sümbülden bahsediyordu.

Selvinin boyuna övgüler söylerken,
dönüp toprakta biten bir otun
güzelliğini îmâ ediyordu.

Yüreği sevgi ateşiyle yanmamış bir adam,
bir köşede onu gözlüyordu
Davranışlarına anlam veremedi ve sordu:
'Ey aşk ateşinde yanan!
Seven sevdiğini anar,onun adıyla haşır neşir olur,
onun ismini düşürmez dilinden.
Başkalarını anmak da neyin nesi?'
Öteki cevap verdi: 'Ey aşktan zerre kadar nasibi olmayan kişi!
Sevgilinin dilini anlamaktan ne kadar uzaksın.
Andıklarım sevgilimin bir parçası, ondan bir iz, bir işarettir.
Gül deyince yüzünü, sümbül deyince saçlarını kastediyorum.
Selvi onun endâmıdır,
onun karşısında kendimi,
toprakta biten ot gibi görüyorum.
Eğer aşkın dilini bilseydin, beni yadırgamazdın.'

Konya Öykü Günleri 1'e bakarken, insan '2 ne zaman?' diye sormaktan kendini alamıyor.


1 Şubat 2005
Salı
 
İBRAHİM KARDEŞ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED