|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Hafta sonuna damgasını fazlasıyla sert vuran CHP Kurultayı gösterdi ki, Türkiye'de siyasetin hareketlenmesi için düşünce ekseninde bir sıçrama beklemek en azından şimdi erkendir. Ama bir gerçek de var ki; iktidar, sadece siyaset değil rutin icraatları da yapmak zorunda olduğundan katıksız siyasetin adresi muhalefet ve özellikle de ana muhalefettir. Muhalefet bloku heyecan verici, yaratıcı bir çıkış yapamadıkça, merkezi iktidar ve ona yakın unsurlar buna hiç ihtiyaç duymayacaklardır. Siyaset piyasasına arzı gerekli kılacak olan muhalefetin dolaylı, dolaysız talebidir. Bugün, böyle bir talebin olduğunu söylemek mümkün değildir. Meclis'teki iktidar lehine asimetrik yapı ve Meclis dışında sadece siyaseti değil, siyaseti biçimlendirmeye teşne bütün unsuları baskı altında tutan Avrupa Birliği rüzgarları, muhalefetin içinde bulunduğu durum için bir mazeret sayılabilir. Zira, siyaset ile konjonktür arasında güçlü bir doğrusal ilişki vardır. Ana ünitelerdeki pozitif görünüm; bu konularda muhalefetin pozisyon ele etme imkanını kısıtlayabilir. Ancak, Türkiye'de siyaset için sorun atılan gol, yenilen golle yani skor hesabıyla ilgili değildir. Mesele, CHP hükümetin AB politikasını ne kadar kritik edebilmiştir veya DYP tarım politikalarında ne kadar takipçi olabilmiştir, meselesi değildir. Nedir? Geçen dönemde üç partinin de iktidarda olduğu bir koalisyon vardı ama geride kalan partilerden oluşan güçlü bir muhalefet bloku da mevcuttu. Çünkü, partilerin potansiyel ve kaliteleri birbirleriyle kıyaslanabilir düzeydeydi. Muhalefet, her açıdan iktidarın alternatifiydi. 3 Kasım seçimlerinde bu denge radikal bir şekilde bozulmuş ve Ak Parti, rakiplerine karşı oy üstünlüğünün ötesinde bir pozisyon elde etmiştir. Ya da seçmen, bir dizayn yaparak siyaseti kendi kriterleriyle sınıflandırmıştır. Her iki analizde İktidar ile muhalefet partileri arasındaki sıklet farkının sadece nicelik değil, nitelik de olduğu görülecektir. CHP, DYP, MHP ve diğerleri şu saatte bir iktidar alternatifi değildir. Çünkü, bu partiler, Ak Parti'nin temsil ettiği siyasetle rekabet edebilme durumunda değildirler. İktidara kaşı çok sayıda muhalefet noktası bulunmakla beraber bu alanlar siyasete konu edilememektedir. Çünkü, toplum muhalefet görevinin "sıra savma" kabilinden yürütüldüğünü düşünmektedir. Oysa, muhalif olan, aynı zamanda iktidara alternatif olabilmek zorundadır. Öte yandan, muhaliflerinin alternatif olamaması Ak Parti'nin de büyük bir şansıdır. Stratejisini klasik usullere dayandıran muhalefet zaman kaybetmeye devam edecektir. Muhalefet medyadan şikayetini tekrar edecek ama aslıda toplumsal talebin tahakkuk etmediği gerçeğini ıskalayacaktır. Bunla birlikte, bir kitle partisi sadece kendi personeliyle ürettiği siyasete dayandığı müddetçe çıkışı bulmakta zorlanacaktır. CHP, DYP ve MHP için siyasal sermayeyle birlikte kendi tabanındaki entelektüel sermayeyi harmanlamak ama illa da uluslar arası trendleri yakalamak mecburiyeti vardır. İktidar alternatifi ve birgün iktidar olabilmek için muhakkak surette, AB tabanında yeni bir politik vizyon üretmek gerekmektedir. Bir başka deyişle iktidar alternatifliğini ancak, insanların gelecek umudunu, ekonomik refahını, demokrasi taleplerini ve nihayet ülkenin gelişme potansiyelini garanti edecek bir paket sağlayabilecektir. Bunlar muhalefetin ev ödevleridir. İktidar partisinin gücünün devamlılığı da 3 Kasım 2002'de yakalayıp zaman içinde geliştirmeyi başardığı bu trendde, yen açımlar üretebilmeye bağlıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |