AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S P O R

Kan ve can

Süper ligimizin ilk devresi kansız-cansız, heyecansız soluk yüzlü, tatsız bir filim gibi başlayıp bitti. O kadar ki futbolseverler ve futbol medyası üzerinde konuşulacak bir maç bulamayıp daha çok transferler, hocalar, kulüp içi çekişmeler, mali meseleler üzerinde durdu. Hatta işin içine aynı bağlamda Milli Takım, Milli Takım hocaları ve Federasyon da dahil edildi.

En çok merak edilen şey dünyanın tanıdığı Del Bosque'nin Beşiktaş'ta ne yapacağı idi. Ben doğrusu yabancı hocaların Türkiye macerasında bir yıl avans almalarından yanayım. Adamlar Türk insanını, medyasını, atmosferini tanımak; kendine bir yer ve yön tayin etmek için bu zamana ihtiyaç duyuyorlar. Oysa bizim kulüplerin, yönetimlerin, taraftarların buna sabrı yok.

Başarı, hemen, şimdi!... diyorlar.

Bir lig sezonu içinde onlarca hoca takım değiştiriyor, boşta kalıyor, başladığı işi yarım bırakıyor. Belki bu yüzden dikkat ederseniz süper ligimizde yer alan takımlarda neredeyse yabancı hoca kalmadı. Oysa eskiden böyle değildi.

Yabancı hoca bir yana Türkiye'nin son yıllarda yetiştirmiş olduğu en iyi hocalar (Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş) kendi memleketlerinde çalışma imkânı bulamadılar. Ziya Hoca'nın garip bir şekilde Trabzon'dan ayrılmasından sonra Şenol Güneş hatıralara binaen -epeyce tereddütten sonra- Trabzon'un başına geçti. Bir nevi evine döndü. Evine dönen bir başka hoca ise Rıza Çalımbay. Bu eve dönüş hikâyelerinin nasıl sonuç vereceği önümüzdeki günlerde belli olacak.

Ayrıca şurasını da önemle belirtmeliyiz. Artık Türkiye'de bir "genç hoca" jenerasyonu iş başındadır. Ve bu genç hocalar (Samet Aybaba, Aykut, Oğuz ve diğerleri) yabancı hocalardan hiç de geri kalmıyor; Avrupa kupalarına dahil olan Anadolu takımları eskisi gibi ilk turda elenmiyor, belli bir başarı gösteriyorlar.

Türkiye'nin geçirmekte olduğu ekonomik kriz, futbol kulüplerini de vurmuş; eskiden olduğu gibi büyük paralar vererek bol transfer yapma dönemi sona ermiştir. Belki bunun tek istisnası Fenerbahçe'dir. Alex'den sonra Anelka'nın transferi süper ligin ikinci yarısı için önemli olay oldu.

Futbol bir eğlence sektörüdür, bir gösteri sanatıdır. Bu sahnede yıldızlara ihtiyaç duyulur. Seyirci yıldızların şovunu seyretmek için stadyumları doldurur. Bakınız Real Madrid yıldız almaya doymuyor. Galatasaray yıldız boşluğunu milyonların kalbine taht kurmuş olan Hagi ile doldurmayı denedi. Bunda elbette ki mali durumunun rolü vardır. Serinkanlı olarak bakarsak Hagi elindeki imkânlar ile G.Saray'ı çok iyi bir yere taşımıştır.

Buna mukabil Beşiktaş'ın değişen yönetimi ve hocası bu başarıyı gösteremedi. Hatta Beşiktaş bu yıl tarihinin en kötü sezonunu yaşıyor. İşin tuhafı takımın başında dünya çapında bir hoca varken.

Şimdi umarız Beşiktaş'a Rıza; Trabzon'a Şenol Güneş ve Fenerbahçe'ye Anelka yeni bir kan, yeni bir can katarlar.

Şike iddialarından, mafya dedikodularından, tribün teröründen, yönetim çekişmelerinden uzaklaşıp iyi futbola döneriz.

Geçen yazımda Anelka için "keşke gelse" demiştim. İşte geldi. Efendim problem olurmuş. Elbette olacak, Hoca'nın ve yönetimin vazifesi problem çözmektir. Yoksa "şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim" diyen eski bir Maarif Nazırı'nın nüktesine yaslanırız.

Sahalarda futbolun neşesini, güzelliğini, seyir zevkini görmek umudu ile.


1 Şubat 2005
Salı
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED