|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Irak işgalinin öncesinden başlamak üzere Türkiye'nin ısrarla üzerinde durduğu, ABD ile keskin pazarlığa giriştiği mesele, "Kürtlerin yayılması, nüfus dengelerini değiştirmesi ve bunlar üzerinden petrol bölgelerini içeren bir Kürt özerk bölgesi oluşturması tedirginliği" üzerine kurulu oldu. 2003 Temmuz'unda Peşmergeler'in Kerkük'e girmesi, nüfus kayıtlarını talan etmesi, Ankara'da ilk ciddi krize ve alarm durumuna yol açmıştı. Ardından ABD birlikleri bir süre sonra Kerkük'te hakimiyeti ele geçirmiş, sorun yeni bir biçim kazanmış, "Süleymaniye krizi"yle sorun doruk noktaya çıkmıştı. Bugün ise yeni bir aşamaya geldik. Önce ABD'nin kontrolunda. en azından gözü önünde seçim öncesi nüfus kaydırmaları yaşandı. Ardından Kürt politikacılar seçmen kütüklerine işaret ederek Kerkük'ün yüzde 65'nin Kürtlerden oluştuğunu vurgulamaya başladılar. Hem Kerkük Türklerinin konumu açısından hem bir Kürt devletinin kurulmasının etaplarını ifade etmesi bakımından bunlar bugün yeni bir krizi besleyerek, Türkiye'nin sesini yükseltmesine, gerilmesine yol açıyor. Sorun açık: ABD'nin bölgedeki varlığı ile Türkiye'nin resmi tezleri açık bir şekilde çelişiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri yeni bir durumla, güvenlik politikalarının, bu çerçevedeki stratejilerin yeniden değerlendirilmesiyle karşı karşıya kalmış bir durumda. Kuzey Irak'tan Güneydoğu'ya olup biten bu ülkede bazı krizlerin nasıl ürediğinin ya da krizlere uygun zeminlerin nasıl oluştuğunun "uygulamalı ders"i adeta... Otoriter zihniyetin iç krizleri nasıl bir ülkenin asli krizlerine dönüşür? Otoriter zihniyetin sert araçları bir toplumun ruh halini ve siyasi karar mekanizmaların işleyişini nasıl kuşatır? Bu gibi soruların yanıtı bu uygulamalı "ders"te yatıyor. Sondan başa doğru gidelim... 1. Düne kadar güç kullanımına ya da güç kullanımı tehdidine dayanan Güneydoğu'daki politikadan kaynaklanan Kuzey Irak politikası gitgide ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Bölgedeki paylaşım dinamikleri askeri ve siyasi güç desteğinde ABD'nin kontrolunda. 2. Bölgenin yeniden dizaynında Türkiye hemen hiç dikkate alınmıyor, hatta zaman zaman bu dizaynın parçası kılınmaya çalışılıyor. 3. Elde kalan tek araç ABD'yi ikna etmek, ABD'nin Türkiye'nin tezlerine, hassasiyetlerine uygun davranmasını beklemek. Bu olmadığı takdirde tek taraflı bir silahlı harekatın mümkün olmadığı ortada. 4. Türkiye siyaseti boğarak, kendisini güvenlik ideolojilerine teslim ederek tartışamadığı, siyasi aklı ve demokrasiyi devreye sokamadığı, dolayısıyla çözemediği Kürt sorununun, yani bir iç sorunun dış yansımalarıyla kendi kendisini sıkıştırmaya devam ediyor... Kürt sorununu çözmüş bir Türkiye'nin bugün strateji üretmek, gözünü Ortadoğu bataklığında taraf olmak dışında ne tür alternatiflere ve hareket alanına sahip olabileceğini bir düşünün... Kimsenin sırtından büyük devlet olunmuyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |