AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Seçim işgali meşrulaştırmaz!

Irak'ta yapılan seçimler ve de yüksek olduğu söylenen katılım oranı neye işaret etmektedir? Amerika'nın tüm dünyayı ikna etmeye çalıştığı gibi birkaç gündür yazılıp çizilenlere bakılırsa bunun "demokrasinin zaferi" olarak okunması gerekir. Bu seçimler, kimine göre; tarihinde ilk defa seçim sandığına gitme fırsatını yakalamış Müslüman Arapların demokrasiye susamışlığını gösteriyordu. Ve Ortadoğuda gerçekleşmekte olan bu müthiş 'demokratik devrim'i insanlığın ilerlemesi, özellikle İslam dünyasının karanlık çağında yaşayanların aydınlık yarınları adına alkışlamalıydık.

Seçimleri demokratik devrimin ayak sesi olarak selamlayan seçkinlerde iki yaklaşım var. Bunlardan ilki neo-oryantalist söylemin tekmil unsurlarını taşıyan bu kalemlere göre, medeniyetin beşiği Batı bir kez daha demokrasi kültüründen yoksun (barbarlar yerine bu terim kullanılıyor) Ortadoğululara (islam yerine kullanılıyor) çağdaşlığın, uygarlığın, modernitenin nimetleriyle tanıştırma projesi yürütülmektedir. Bu söylem sadece Amerikalı, Avrupalı beyaz adamın çağdaş temsilcilerince yapılmıyor; artık yerli unsurlar onlar adına içerden seslenerek Iraklıların seçimlerde gösterdikleri yoğun katılımı örnek göstererek tüm Ortadoğunun bu demokratik coşkudan ders almasını salık veriyor.

Irak seçimlerinin demokrasinin zaferi ilan edenler aynı zamanda bunun mimarı Bush'un demokrasi havariliğini takdis etmekte gecikmemeleri hiç de şaşırtıcı değil. Sömürge sonrası şekillenen daha doğrusu dayatılan Ortadoğudaki siyasi haritayı, antropolojik bir okumaya tabi tutarak/indirgeyerek, mevcut durumu sadece Ortadoğuluların yani Müslümanların siyasal kültür eksikliğiyle daha doğrusu siyasal bilinç düzeyleriyle, ilkellikleriyle ilişkilendiren yarı sömürge aydın tavrına hiç de yabancı değiliz. Avrupalıların kendi toplumlarına/kültürlerine yaklaşım tarzını yine Avrupalılar adına Ortadoğuya yönelmeleri bizim seçkinlerin hiç de yabancısı olmadığımız bir tavrıdır. Batılı uygar adamın kendisine reva gördüğü her türlü muameleye razı ama Ortadoğuya döndüğünde Avrupalı edası takınmak… Daha dün AB sürecinde demokrasi ve uygarlık konusunda sigaya çekilenler, bunu içlerine sindirenler Ortadoğu coğrafyası söz konusu olduğunda 'beyaz efendi' tavrıyla mütekebbir akıl hocalığı yapmalarının hiç de ciddiye alınacak bir yanı yok.

İkinci gruptakiler daha çok siyaset yorumcusu, emekli diplomat, siyaset adamı sayılan kesimin dillendirdiği üzre, seçimin yapılmış olmasını doğrudan Amerika'nın işgalini meşrulaştıran bir söyleme sarılıyor. Seçimler "direnişci teröristler"e ragmen yapıldı; o halde, Irak halkı Amerika'nın işgaline, Büyük Ortadoğu Projesi'ne destek verdiği gibi bir çıkarsama yapan grup aslında Irak'a ne türden bir demokrasinin gelmekte olduğundan çok Amerika'nın bölgede uygulamaya koyduğu projenin meşruiyetine dair seçim vesilesiyle gerekçe aramaktadırlar. Seçimin nasıl bir demokrasi oyunu ile tezgahlandığı, seçim sonra gelen/gelecek olan yönetimin demokrasi ile, Iraklıların talepleri ile ne düzeyde alakalı olduğu ile ilgilenen, sorgulayan yok.

Seçimin fiilen Irak'ın bölünmesini perçinlemekte olduğu tehlikesi üzerinde durmak yerine Bush'un ne büyük stratejik vizyona sahip olduğuna dair kafa patlatmayı tercih eden; dahası bizzat kendi ülkesinin stratejik tercihleriyle çatışan sonuçlar karşısında bile Amerika adına demokrasinin zaferini ilan etmekten de hicab duymayan bir yorumcu/analizci/uzman kalabalığı ile karşı karşıyayız..

Afganistan'da yapılan seçimler sonucunda gelen demokrasinin ne türden bir demokrasi olduğunu irdelemek, benzer süreçlerden geçen ve askeri olarak fiilen içinde bulunduğumuz bir ülkedeki durumdan ders çıkarmak yerine, işgali meşrulaştıracak hatta idealize edecek hayali gerekçeleri medyaya taşıyan zihniyet Ortadoğuda ne türden bir rol oynayabilir?

Seçim sonuçlarını beklemeden sandığa gidenlere bakarak bunun Ortadoğuda demokratik devrim olduğunu söylemek yerine katılımın en yüksek olduğu Şii ve Kürt bölgelerindeki motivasyonu anlamaya çalışmak daha iyi olurdu. Şii ulemanın seçimlere katılma yönünde aktif tavrı olmasaydı nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan Şii Araplar arasında katılım aynı olacak mıydı? Ulemanın belirleyici olduğu hangi demokratik toplum görülmüş? Sunni kesim Saddam'a olan sadakatinden mi seçimleri boykot etti acaba? Daha düne kadar Saddam'la işbirliği yapıp bir diğerinin üzerine ölüm kusan Kürt liderler mi demokratik irade sergiliyor dersiniz?

Sorgulanmamış bir seçimin yapılması bizim şu soruları sormamızı engellememeli: Seçimlerin yapılmış olması bir ülkenin işgalini meşru kılar mı, dahası, seçimler sonrasında Irak halkının taleplerinin gerçekleştiği sonucu çıkartılabilir mi?

Irak seçimlerinde çıkan sonucun analiz edilmesi kadar seçimler hakkında yazılıp çizilenlerden yola çıkarak bir zihniyet çözümlemesi yapmak da önemli. Çünkü Irak aynasında kendimizi, seçkinlerimizin kendimize ve batıya-doğuya bakışını deşifre etmiş oluyoruz.


3 Şubat 2005
Perşembe
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED