|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Türkiye'nin Irak'ta olan bitenle ilgilenmesi gayet tabii. Vaktiyle Türkiye'den koparılmış, aynı coğrafyada yaşıyoruz, komşu bir ülke, içinde akraba topluluklar var; bizim Türklerimiz var, Irak'ın Türkmenleri var, bizim Kürtlerimiz var, Irak'ın Kürtleri var, bizim Araplarımız var, Irak'ın Arapları var. Oradaki Kürtler sıkıştırılınca Türkiye'ye sığınıyorlar, Türkiye'deki Kürt teröristler sıkışınca Irak'a kaçıyor, Türkmenlerin başı ağrıyınca Türkiye'ye sesleniyor, Türkiye, Kürtlerden bir kısmının Irak Kürtlerinin siyasi oluşumlarından etkileneceğinden endişe ediyor... Irak şimdi bir yeniden oluşum süreci yaşıyor. Süreçte işgal gücü olarak Amerika etkili. Ancak bunu Iraklı aktörler kanalıyla yapıyor. Süreç sonuçta seçime geldi. Ve Amerika, seçime sahip çıkarak, işgalden bu yana belki de ilk defa Iraklılarla paralel bir çizgi yakaladı. Öyle ki, işgalden kurtulmak isteyenler bile -direnişçiler ve Sünnilerin bir kısmı dışında- seçime heyecanla katıldı. Türkiye, işgalin sona ermesi ve normalleşmenin sağlanması için seçimi destekledi, hatta seçime katılma yanlısı olmayan Sünnileri de seçime teşvik etti. Ancak seçimlerin başlaması ve bitmesinden bu yana Türkiye'de tırmanan bir tepki gözleniyor. Tepki asıl olarak, Kürtlerin Irak'taki oluşumu bağımsızlık yoluna sevketmek istemesinden kaynaklanıyor. Bağımsız bir Kürt devleti ve onun yaşamasını sağlayacak bir zenginlik kaynağı olarak Kerkük... Türkiye için Irak'ta en hassas, belki en tehdit edici denklem bu. Çünkü Türkiye, kendi bünyesindeki "Kürt sorunu"nun gerçek bir bütünleşme ruhu ile çözülmediğini düşünüyor, Irak'taki bir bağımsızlık modelinin Türkiye'deki sancıyı daha da derinleştireceğini öngörüyor. Dolayısıyla Türkiye'nin önünde bir karar ve bir soru beliriyor. Karar: Bu oluşum önlenmeli. Soru: Bu gelişme nasıl önlenebilir? Türkiye bunu bir yandan Kürtler, bir yandan da Amerikalılar nezdindeki girişimlerle önlemeye çalıştı. Her iki alandaki girişimler Türkiye'nin kaygılarını gidermeyen cevaplar buluyor: Okyanuslar ötesinden gelip Irak'ı tanzime girişen Amerika "Bunlar Irak'ın iç işidir" dediğinde, Türkiye bundan sadece demagojik duruş sonucu çıkarıyor. Kürt liderlerin kardeşlik söylemi, fiili hamleleri örtbas etme çabası olarak değerlendiriliyor. Evet, ete kemiğe bürünen bir gelişme var ve bundan Türkiye rahatsız. Sonra isyanlar geliyor. -Bu gidişten çıngar çıkar. Dışişleri Bakanı'nın, Genelkurmay İkinci Başkanı'nın ve son olarak Başbakan'ın çıkışları uyarı - tehdit karışımı bir nitelik taşıyor. Özeti şu: -Bu süreç sonuçta bölgede etnik çatışma doğurur, biz de buna seyirci kalamayız. Adı konmasa bile "etnik çatışma" kaygısının Kürt - Türkmen gerilimi ile ilgili olduğu da açık. Yani Türkiye, bir Kürt baskısı karşısında Türkmenleri korumak üzere müdahale edecek. Türkiye'nin bu yöndeki duruşunun iki problemli yanı var. Bir, böyle bir tavır, prensipte sağlıklı mıdır, iki, Türkiye böyle bir müdahalede bulunabilir mi? Önce ikinci sorunun cevabına bakarsak, teorik olarak bir müdahale imkanından söz edilebilse bile, dünya şartlarının buna imkan vereceği çok şüpheli... Çünkü öyle bir durum, ancak Türkiye'nin öncelikle Amerika ve Avrupa ile karşı karşıya gelmeyi göze almasını gerektiriyor... Dünyada başka destekçi bulması ihtimali de var gibi gözükmüyor. Buna rağmen müdahale? Irak'ta normalleşme sürecine karşı görüntü... Oluşacak riskleri göğüslemek... Zor. Öyleyse... "Tehdidini ikaya-gerçekleştirmeye muktedir olmak..." Gerçek iktidar bu demek. Tehdit ediyorsanız, onu hayata geçirme gücünüz olmalı. Diplomasi özellikle bunu gerektiriyor. Yoksa itibar kaybedersiniz, mevcut iktidarınız da yıpranır, mevcut halden daha olumsuz şartlara boyun eğersiniz. Acaba Ankara kaynaklı tepkiler dünyada "tehdidini ikaya muktedir" bir gücün yansıması olarak okunuyor mu? Yukarıdaki birinci soru, yani "Türkiye'nin tavrı prensipte sağlıklı mı?" sorusu da zor bir soru... Kuzey Irak Kürtleri ile ilgili negatif tavırlar, içerde yansımalar buluyor. Dolayısıyla gerilimin tırmanması iç problemi derinleştiriyor. Etnik bilinç oluşumuna siyasi hüviyet kazandırıyor. AKP hükümetinin de başka bir alternatif geliştiremeyip, böyle bir denklem - söylem içine girmiş olması Türkiye açısından gerçekten bir imkan kaybı olarak değerlendirilmeli. Yani neresinden tutsanız zorlukla karşılaşıyorsunuz. ABD Dışişleri Bakanı Rice 6 Şubat'ta Türkiye'de olacak. Belki onun önüne, bölgede Türkiye'nin önemi konacak. Belki Rice da Türkiye'nin önüne, İran'a karşı tavır ve gelecekteki saldırılar için İncirlik'i kullanma talebini getirecek.. Satranç hamle hamle sürecek...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |